II. Ebû Hanîfe (r.a.)’in Hadîs Öğrenmeğe Verdiği Önemi

II. Ebû Hanîfe (r.a.)’in Hadîs Öğrenmeğe Verdiği Önemi

Tenkîd âlimleri ve önde gelen büyük muhaddisler Ebû Hanîfe (r.a.)’in hadîs öğrenmeye verdiği öneme, onun bu uğurda yolculuklara çıktığına ve hadîs öğren-mek için birtakım sıkıntılara göğüs gerdiğine şâhiddirler.Hâfız Zehebî, Ebû Hanîfe (r.a.)’in hayat hikâyesini anlattığı Siyeru a‘lâmi’n-nübelâ isimli eserinde “Ebû Hanîfe (r.a.), hadîs ilmine önem vermiş ve bu uğurda yolculuklara çıkmıştır” der.1

Zehebî eserinin bir başka yerinde ise “İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe (r.a.) hadîs öğrenmiş ve hicrî 100 yılından itibaren çok hadîs öğrenmeye ağırlık vermiştir” der.2
Zehebî, Ebû Hanîfe (r.a.)’in menkîbelerine dâir yazmış olduğu Cüz’ünde onun hocalarından bahseder-ken “Ebû Hanîfe (r.a.), Mekke’de Atâ b. Ebû Rebah’dan hadîs almış ve onun hakkında ‘Atâ’dan daha üstününü görmedim’ demiştir” demektedir.3

Atâ (r.a.)’in de Ebû Hanîfe (r.a.)’i diğer öğrencile-rinden üstün tuttuğunu belirtmek isteriz. Ebû Hanîfe (r.a.), Atâ (r.a.)’in ders halkasına geldiğinde hocası kendisine yer açar ve onu -az sonra geleceği üzere- yanıbaşına oturturdu.

Zehebî, Düvelu’l-İslâm isimli eserinde “Ebû Hanîfe (r.a.)’in hocalarının en büyüğü Atâ b. Ebû Rebah (r.a.)’di. Onun fıkıhdaki üstâdı ise Hammad b. Ebû Sü-leyman (r.a.)’di” demektedir.4
Ebû Bekir Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd isimli eserinde şöyle der: “Hâfız Ebû Nuaym’ın Ebû Bekir Abdullah b. Yahyâ et-Talhî -Osman b. Ubeydullah et-Talhî -İsmâîl b. Muhammed et-Talhî isnâdıyla Sa‘îd b. Sâlim el-Basrî’den nakline göre Ebû Hanîfe (r.a.) şöyle anlatmıştır: ‘Mekke’de Atâ ile karşılaştım. Ona bir şey sordum. Bana ‘Sen nerelisin?’ diye sordu. ‘Kûfeliyim’ deyince, Atâ ‘Sen dinlerini parça parça edip gruplara ayrılan bir beldenin halkındansın öyle mi?’ dedi. Ben ‘Evet’ diye cevâb verince Atâ, ‘Peki sen hangi zümre-densin?’ dedi. Ben ‘Selefe kötü söz söylemeyen, kadere îmân eden ve günâhından dolayı hiç kimseyi tekfir et-meyenlerdenim’ diye cevâb verince Atâ, ‘Sen işin doğ-rusunu öğrenmişsin. Böyle devam et’ dedi.”5

Hatib el-Bağdâdî’nin hocası muhaddis ve fakih kadı Ebû Abdullah Hüseyin b. Alî es-Saymerî, Ahbâru Ebî Hanîfe (r.a.) ve Ashâbihi isimli eserinde şöyle bir na-kilde bulunmaktadır: “Abdullah b. Muhammed’in Mükerrem- Abdussamed b. Ubeydullah -Abdullah b. Muhammed b. Nuh -Hafs b. Yahyâ – Muhammed b. Ebân isnâdıyla nakline göre -Hâris b. Abdurrahman şöyle anlatmıştır: “Atâ’nın huzûrunda birbirimizin ar-kasında oturmuş halde ders görürdük. Ebû Hanîfe (r.a.) geldiğinde Atâ yer açar ve onu yanıbaşına oturturdu.”6 Kanaatimizce Atâ’nın öğrencileri arasındaki bu uygu-lama, İmâm Ebû Hanîfe (r.a.)’in hadîs öğrencilerinin arasında en şerefli ve önde gelenlerinden biri olduğunu göstermektedir. Abdulvehhab eş-Şa‘rânî el-Mîzânu’l-Kübrâ’ isimli eserinde müctehîd imâmların Kitâb ve Sünnetteki isnâdlarını beyân ederken Ebû Hanîfe (r.a.)’in isnâdının Atâ – İbn Abbâs (r.a.), İmâm-ı Mâlik’in ise Nâfi‘ – İbn Ömer (r.a.) şeklinde olduğun-dan söz eder.7

Ebû Hanîfe (r.a.)’in fıkıhtaki üstâdı Hammad b. Ebû Süleyman da onu ders halkasının en başında kendi hizâsına oturturdu. Hâfız Ebû Bekir Hatîb el-Bağdâdî Târîhu Bağdâd isimli eserinde şöyle der: “el-Hallâl’ın, el-Harirî -İbrâhîm en-Nehâî -Ca‘fer b. Muhammed b. Hâzim -Velîd b. Hammad -Hasan b. Ziyâd isnâdıyla nakline göre Züfer b. Huzeyl şöyle anlatmıştır: ‘Ebû Hanîfe (r.a.) bize dedi ki: Kelam ilmi tahsîl etmeye başladım, nihâyet bu ilimde parmakla gösterilen bir mertebeye ulaştım. Bir gün Hammad b. Ebû Süley-man’ın ders halkasına yakın bir yerde oturuyordum. Bir kadın çıkageldi. Bana; ‘Bir erkek câriye bir kadınla evli ve onu sünnete göre boşamak istiyor. Ona kaç talak verebilir?’ diye sorunca kadına ne cevâb vereceğimi şaşırdım. Bu soruyu Hammad’a sormasını, sonra aldığı cevaâı gelip bana bildirmesini tenbihledim. Hammad soru soran kadına ‘Karısı âdetten temizlendiğinde onunla cinsel ilişkide bulunmaksızın bir talakla boşar. Sonra bir âdet daha görünceye kadar bekler. Kadın ikinci âdetinden temizlenip, boy abdesti aldığında artık başka bir erkekle evlenmesi helâl hâle gelir’ demiş. Kadın bu cevâbı aldıktan sonra gelip bana haber verdi. Bunun üzerine, ‘Kelâm ilmine ihtiyâcım yok’ dedim, nalınlarımı kaptığım gibi Hammad’ın ders halkasına oturdum. Artık onun öğrettiği mes’eleleri dinliyor, ağ-zından çıkanları belliyor, ertesi günü tekrarladığında söylediklerini tam olarak ezberliyordum, onun öğrenci-leri ise bu başarıyı gösteremiyorlardı. Hammad ‘Ders halkasının en başında benim hizâma Ebû Hanîfe (r.a.)’den başkası oturmasın’ dedi.”8
Ebû Hanîfe (r.a.)’in bu ifâdesinin ezberinin kalitesini ve yeteneğinin ne kadar üstün olduğunu gösterdiği ka-naatindeyiz.

Hâfız Ebû Bekir Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd isimli eserinin bir başka yerinde ise şöyle der: “Mu-hammed b. Abdülmelik el-Kureşî’nin, Ebü’l-Abbâs -Ahmed b. Muhammed b. el-Hüseyin er-Râzî -Alî b. Ahmed el-Kârî -Muhammed b. el-Fadl (el-Belhî el-Âbid) isnâdıyla Ebû Mutî’den nakline göre Ebû Hanîfe (r.a.) şöyle anlatmıştır: ‘Bir gün mü’minlerin emiri Ebû Ca‘fer’in huzûruna girdim, bana ‘Ey Ebû Hanîfe ilmi kimden aldın?’ diye sordu. Ona ‘İlmi Hammad, İbrâhîm en-Nehâî, Ömer b. el-Hattâb, Alî b. Ebû Tâlib, Abdullah b. Mes‘ûd ve Abdullah b. Abbâs (r.a.e.)’den aldım’ deyince bana ‘Bravo, bravo! Dilediğini söke söke almışsın, ilmini hoş, temiz ve mübârek kişilerden almışsın. Allâh (c.c.)’nün rahmeti onların üzerine olsun’ dedi.”9
Ebû Hanîfe (r.a.)’in ilim aldığı hocalar Târîhu Bağdâd’ın matbu nüshasında bu şekilde geçmektedir ama doğrusu “İlmi İbrâhîm en-Nehâî ve Ömer b. el-Hattâb (r.a.)’in arkadaşlarından vs… aldım” şeklinde olsa gerektir. Bunu Allâme Kevserî, Te’nîbu’l-hatîb isimli eserinde açıkça belirtmektedir.10

Biz İmâm Ebû Hanîfe (r.a.)’in hadîs ilminde kendi asrındaki âlimlerden çok daha ileri seviyede olduğu kanaatini taşımaktayız. Hâfız Zehebî (rh.a.), Menâkıbu Ebî Hanîfe (r.a.) isimli eserinde, Mis‘ar b. Kidam (rh.a.)’in “Ebû Hanîfe (r.a.) ile birlikte hadîs öğrendik ama o bizi geçti. Zühd yolunu tuttuk ama o bize üstün geldi. Fıkıh öğrendik ama onun bu ilme katkılarını gö-rüyorsunuz” dediğini nakleder.11

Zehebî’nin Tezkiretü’l-huffâz isimli eserinde Mis‘ar b. Kidam’dan söz ettiğini ve onu Siyeru a’lami’n-nübelâ isimli eserinde Irak’ın şeyhi Hâfız, Sebt12 bir imâm olarak nitelediğini belirtmek gerekir. Sadru’l-Eimme el-Mekkî ise “Mis‘ar b. Kidam, hıfz ve zühd açısından Kûfe’nin övündüğü şahsiyetlerden birisidir. Mis‘ar (rh.a.), Ebû Hanîfe (r.a.)’in hocalarındandı. Ebû Hanîfe (r.a.), Müsned’inde ondan rivâyette bulunmuştur” demektedir.13