İmam-ı Azam (r.a.)’ın Menkîbeleri 1

Bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm

Sonsuz hamd ve senâlar gönlümüzü ilim ışığı ile ay-dınlatan, canımızın özünü nebîler ve resûllere uyup sahâbe ve tâbiînin izini sürmek ile kokulandıran, dilimizi kelime-i şahâdet ile Allâh’ın vahdâniyetini haykırma minberleri ve vahdâniyet dalları üzerinde bülbül gibi şakıtan, nesneleri olduran, yerleri gökleri yaratan âlemlerin Rabbinedir.

Artan duâlar, süzülen güzellikler elçilerin başbuğu, yolların kılavuzu, salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendi-mizin temiz bahçesine ve kutlu dinlenme yeri kabr-i saâdetlerine olsun.
Şimdi bu fakîr-i hakîr Muhammed b. Ömer Halebî, Yüce Allâh kendisini anasını babasını bağışlayıp güzel-liklere eriştirsin şöyle rivâyet eder: Hakk Te‘âlâ’nın üzerimizdeki sayıya gelmez, hesâba sığmaz ni‘metlerinden biri de yok iken varlık ni‘metini bağış-lamasıdır. Varlıkları kendi içinde donuk duran yapmadı, bilâkis onları artıp çoğalan yaptı. Çoğalanlar içinde canlılar zümresinden eyledi. Canlılar içinde Âdemoğlu olarak yarattı. Âdemoğlunun içinde muvahhidlerden eyledi. Muvahhidler içinde nebîlerin sonuncusu Mu-hammed Mustafa salla’llâhu aleyhi ve sellemin ümme-tinden eyledi. Bu ümmet içinde de Ehl-i Sünnet ve’l Cemâat’ten kıldı. Ehl-i Sünnet içinden İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe-i Kûfî1 radıyallâhu te‘âlâ anhin mezhebin-den eyledi.

Şübhesiz İslâm’ın hakanı insanları hak ve adâlet yo-lunda tutan, muâmelesini eşitlik ve iyilik üzerine sürdü-ren, Allâhü Te‘âlâ’nın nusretine nâil olan, çok bilgili hakan, Allâh yolunda sâbitkadem, Allâh’ın adının ya-yılması için cihâd eden, muvahhidlerin ülkesini koruyan, küfrün, fitnenin ve azgınlığın belini kıran, hayrâtı yayan, yolu çeşmeyi toparlayan, ilim adamlarını ve inancı olanları gözeten, onlara bol bol lûtuf ve ihsânda bulunan, karaların ve denizlerin başbuğu, lûtuf ve kahrın sultanı, gâzilerin ve mücâhidlerin hakanı, eşkıyâ ve kâfirleri katleden, her iki dünyada Allâh’ın yeryüzün-deki halîfesi hakanoğlu hakan I. Bayezid Hân [1389-1402] oğlu I. Mehmed Hân [1403-1421] oğlu II. Murad Hân [1421-1451] Allâhü Te‘âlâ yıkılmaz yardımıyla yardımcısı olsun ve yıkılmaz lûtfuyla erlerinin arkasında dursun bu ni‘metlerin bazısının şükrünü yerine getirmek için bu fakîr-i hakîrin yararı, hayrât gibi genel olsun ve kazancı hasenât gibi kamu halkı kapsasın diye İmâm-ı A‘zam radıyallâhu anhin menâkıbını Arapçadan Türkçeye aktarmamı işâret buyurdular. Bu da yeryüzü hakanının ilme ve âlimlere sevgisinin bir delîlidir. Devlet-i himâyesinde ve koruması sayesinde bilhassa Hanefî âlimlerin hattâ bütün halkın ve ümmetin durumu tasasız ve yüreği kaygısızdır. Allâhım, bu dünya mutlu-luğunu nasîb ettiğin gibi öbür dünya mutluluğunu da nasîb et. Mücâhid ceddini rahmetine daldır ve adaletini eşitliğini ve yardımını artır, tâbilerine, yardımcılarına hân çınarının yemişi, memleket ağacının meyvesi olan oğullarına uzun ömür ve sürekli devlet nasîb et.

Şiir:

men kâle âmin abaka’llâhu mâ-hâcetehu
fe inne hâzâ dıfâu yeşmilu’l-beşera
Kim bu duâ dilencisinin duâsına âmin derse
Bu vesîle ile herkesin beğenisini kazanacaktır.
Bu özet kitâb, İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe radıyallâhu anhin, üstâdlarının ve talebelerinin bazı menâkıbıdır. Bu kitâbı, Âlim-i Rabbânî Muhammed b. Muhammed el-Kerderî el-Bezzâzî rahimehullâh bir giriş, birkaç ana başlık ve bir hâtime (bitiriş) ile düzenledi.