IV. TEYEMMÜM

IV. Teyemmüm

1. Teyemmümün Toprak Cinsinden Nesne ile Yapılabilecegi
Bu baslık altında teyemmümün mutlaka toprakla yapılmasının sart olmadıgı
toprak cinsinden olan diger nesnelerle de yapılabilecegi konusu incelenecektir.
283. Cabir b. Abdullah (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.)
uzunca bir hadisinde, “Yeryüzü benim için mescit ve temizleyici kılındı”
buyurmustur. (Buhârî, “Teyemmüm”, 1)
284. Enes b. Malik (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Yeryüzünün
temiz olan her yeri benim için mescit ve temizleyici kılındı” buyurmustur.
Fethu’l-bârî’de (I, 522) zikredildigi üzere hadisi Ibnü’l-Münzir ve Ibnü’l-
Cârûd sahih bir isnadla rivayet etmislerdir.
Her iki hadisin de konuya delâleti açıktır. Zira hadislerde zikredilen
“el-ard” kelimesi toprak cinsinden olan diger nesneleri de kapsar. Ancak
et-Telhîsü’l-habîr’de (I, 55) zikredildigine göre Beyhakî (es-Sünenü’l-kübrâ,
348 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
353 Söz konusu hadis bütün isnadlarıyla sahihtir ve konu müellifin açıkladıgı gibidir.
354 Hâkim en-Nîsâbûrî ve Dârekutnî hadisi Ali b. Zübyân > Ubeydullah b. Ömer > Nafi
> Ibn Ömer (r.a.) isnadıyla rivayet etmislerdir. Hâkim en-Nîsâbûrî, “Hadisi
Ubeydullah’tan Ali b. Zübyân’dan baska muttasıl olarak rivayet eden baska bir
kimse bilmiyorum. O sadûk (dogru sözlü) bir ravidir” açıklamasını yapmıs, Zehebî
onu tenkit ederek Ali b. Zübyân’ın son derece zayıf bir ravi oldugunu söylemistir.
Onun hakkında Ibn Maîn, “Leyse bi sey: Bes para etmez”, Nesâî, “Leyse bi sika:
güvenilir degildir” demislerdir. Tespitlerimize göre de onun hakkında Ebû Hatim
“metrûk”, Ebû Zür’a “vâhi’l-hadis: son derece zayıf”, Ibnü’n-Nümeyr “hemen
bütün rivayetlerinde hata ederdi”, Ibn Hibbân “rivayetleri delil olamaz” açıklamalarını
yapmıslardır. Dârekutnî hadisi rivayet ettikten sonra, “Ali b. Zübyân onun
merfû olarak rivayet ederken Yahya’l-Kattân, Hüseym ve diger âlimler onu mevkuf
olarak rivayet etmislerdir. Dogrusu da budur” açıklamasını yapmakta ve merfû
rivayeti nakletmektedir. Ibn Adî de Süfyan es-Sevrî ve Yahya’l-Kattân gibi güvenilir
ravilerin onu mevkuf olarak rivayet ettiklerini haber vermektedir. Beyhakî
(es-Sünenü’l-kübrâ, I, 207) söz konusu hadisi Yahya’l-Kattân ve Hüseym vasıtasıyla
Abdullah b. Ömer (r.a.)’den mevkuf olarak rivayet ettikten sonra, “Ali b. ZübI,
214) Kâbûs b. Ebî Zübyân > babası isnadıyla Ibn Abbas (r.a.)’in hadiste
zikredilen “et-Tayyib” kelimesini farklı sekilde yorumladıgı nakledilmektedir.
Ibn Abbas (r.a.) “et-Tayyib” kelimesini tarım amacıyla sürülen toprak
olarak yorumlamıstır. Ibn Ebî Hatim Tefsir’inde haberi, “Topragın en
temiz olanı tarım amacıyla sürülen topraktır” lafzıyla naklederken Ibn
Merdûye de Tefsir’inde aynı haberi Ibn Abbas (r.a.) vasıtasıyla Hz. Peygamber
(s.a.v.)’in sözü olarak rivayet etmektedir. Ancak bu haberler sahih
ise, hadiste topragın verimli arazi olması sart kosulmadıgı anlasılmaktadır.
Nitekim et-Telhîsü’l-habîr’de (I, 55) naklettigine göre Ibn Abdilber, “‘Tayyib’
eger tarım topragı ise bu, ‘saîd’ in topragı dısında baska anlamı demektir”
demistir.
Serhu’l-Muvatta’da Zürkânî, hadiste zikredilen topragın ekmek amacıyla
sürülen toprak (münbit toprak) oldugunu söyleyenlerin delillerini zikretmekte
ve konuyla ilgili açıklamaları nakletmektedir. Buna göre Ahmed b.
Hanbel (I, 98, 158) ve Beyhakî’nin (es-Sünenü’l-kübrâ, I, 213, 214) Hz. Ali
(r.a.)’den hasen bir isnadla rivayet ettikleri, “Toprak benim için temizleyici
kılındı” hadisi Cabir b. Abdullah (r.a.) rivayetindeki “et-türâb” kelimesinin
“el-ard” kelimesinin umumiligi tahsis ettigine delâlet etmektedir.353
Kurtubî ise bu görüsün dogru olmadıgını hadiste geçen “turab: toprak” kelimesinin
genel ifade olan “yeryüzü: el-ard” kelimesinin kapsamına giren
bir örnegin zikredilmesi gibi oldugunu söylemis ve buna delil olarak da su
âyeti göstermistir: “Ikisinde de her türlü meyve, hurma ve nar vardır.” (er-
Rahmân, 55/68) Âyette hurma ve nar, “meyve” yi tahsis etmiyor, aksine onun
TEYEMMÜM 349
yân onu merfû olarak rivayet etmistir. Ancak bu yanlıstır. Dogru olan onun Ibn
Ömer (r.a.)’in sözü olmasıdır” açıklamasını yapmıstır. Tespitlerimize göre Beyhakî
onu muttasıl olarak nakletmemis, sadece hatalı rivayete isaret etmek amacıyla zikretmistir.
Bu sebeple Ibn Hacer’in et-Telhîsu’l-habîr’de (I, 151) hadisi Beyhakî’nin
rivayet ettigini söylemesi hatalıdır. Hadisi Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I,
179-180) ve Dârekutnî (Sünen, I, 181) Süleyman b. Ebî Dâvûd el-Harrânî > Salim
ve Nafi > Ibn Ömer (r.a.) isnadıyla Hz. Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etmislerdir.
Buna göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Teyemmüm bir defa yüz, bir defa da dirseklere
kadar kolları mesh etmek için elleri topraga vurmaktır” buyurmustur. Hadisle
ilgili Hâkim en-Nîsâbûrî, “Buhârî ve Müslim isnadında bulunan Süleyman b. Ebî
Dâvûd’dan hadis rivayet etmemislerdir. Biz de burada onu sevâhid cinsinden naklettik”
açıklamasını yapmıstır. Bize göre Beyhakî’nin de (es-Sünenü’l-kübrâ, I,
207) isaret ettigi gibi o rivayeti istishad amacıyla bile zikredilecek seviyede degildir.
Nitekim Beyhakî onun zayıf oldugunu ve rivayetinin delil olamayacagını söylemistir.
Ebû Zür’a, “Bu, batıl bir rivayettir” demis, Ibn Hazm da el-Muhallâ’da rivayetinin
delil olamayacagını ifade etmistir.
kapsamına giren örnekler oluyor.
2. Teyemmümün Yapılısı
285. Cabir b. Abdullah (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.),
“Teyemmüm bir defa yüz, bir defa da dirseklere kadar kolları mesh etmek
için elleri iki kez topraga vurmaktır” buyurmustur.
Hadisi Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I, 179) ve Dârekutnî (Sünen, I, 180)
rivayet etmistir.354 Hadisle ilgili Hâkim en-Nîsâbûrî, “Isnadı sahih oldugu
halde hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmemislerdir”, Dârekutnî de “Ravilerinin
tamamı güvenilirdir” açıklamasını yapmıslardır. Zeylaî’nin nakline
göre (Nasbu’r-râye, I, 79) hadisle ilgili Ibnü’l-Cevzî et-Tahkîk’te söyle demektedir:
Isnadında bulunan Osman b. Muhammed tenkit edilmistir. Ibn
Dakîki’l-Îd’in el-Imâm’daki açıklamasına tabi olan et-Tenkîh müellifi bu
elestiriyi kabul etmemis ve elestirinin tenkit eden kimseyi açıklamadıgı
için bu kabul edilemez oldugunu belirtmistir. Nitekim Ebû Dâvûd, Ebû
Bekir b. Ebî Âsım ve diger âlimler ondan rivayette bulunmuslardır. Ayrıca
Ibn Ebî Hatim’de onu el-Cerh ve’t-ta’dîl’ine aldıgı halde hakkında herhangi
bir cerh lafzı zikretmemistir.
286. Ibn Ömer (r.a.)’nın nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Teyemmüm,
biri yüzü digeri dirseklere kadar kolları mesh etmek için elleri iki defa
topraga vurmaktır” buyurmustur.
Bulûgu’l-merâm’da (I, 20) zikredildigi üzere hadisi Dârekutnî rivayet etmis,
hadis imamları da onun sahih oldugunu söylemislerdir.
Cabir b. Abdullah (r.a.) rivayetiyle ilgili müellifin açıklaması söyledir:
Aynî Ümdetü’l-kârî’de (II, 372) hadisi naklettikten sonra Hâkim en-Nîsâbûrî
(el-Müstedrek, I, 179) ve Dârekutnî’nin (Sünen, I, 180) Ishak el-Harbî vasıtasıyla
rivayet ettiklerini ifade etmekte ve “Isnadı sahihtir. Zehebî de isnadının
sahih oldugunu söylemistir. Bu durumda hadisin sahih olmadıgına dair
görüslere iltifat edilmez” açıklamasını yapmaktadır. et-Ta’lîku’l-hasen’de
nakledildigine göre Ibn Hacer ed-Dirâye’de, “Hâkim en-Nîsâbûrî
ve Dârekutnî, Cabir b. Abdullah rivayetini Ibn Ömer (r.a.)’den de benzer
lafızlarla rivayet etmislerdir. Isnadı ise sahihtir” demistir. Ibn Hacer’in et-
Telhîsü’l-habîr’deki (I, 40) açıklaması ise söyledir: Ibnü’l-Cevzî hadisin isnadında
bulunan Osman b. Muhammed’in tenkit edildigini ve bu hususta
350 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
355 Tirmizî, “Tahâret”, 10.
hata yapıldıgını ifade etmistir. Nitekim Ibn Dakîki’l-Îd onu herhangi bir
kimse tenkit etmemistir. Ancak Ebû Nuaym onu Azere’den mevkuf olarak
naklettigi için onun rivayeti sâzdır. Onu Hâkim en-Nîsâbûrî ve Dârekutnî
de rivayet etmislerdir. Ancak bize göre hadisin sâz olması tartısmaya açıktır.
Zira onun merfû olarak nakli ziyadeli rivayettir ve makbuldür. Merfû
ve mevkuf farklı oldukları için onun Ebû Nuaym rivayetine aykırı oldugu
söylenemez. Zira hadis olmaları açısından aynı olsalar da anlamları (kaynakları)
bakımından farklıdırlar. Ayrıca Osman b. Muhammed el-Enmâtî
Azere’nin ravilerinden herhangi birine aykırı rivayette de bulunmamıstır.
Her ikisi de güvenilir ravilerdir. Bu durumda rivayetin sâz olmasından söz
edilemez. Netice itibariyle Dârekutnî’nin, “Dogrusu onun mevkuf olmasıdır”
seklindeki açıklaması yanlıstır.
Burada Tirmizî ve Müslim’in rivayetlerini zikrederek onlarla ilgili açıklamaya
da yer vermeliyiz. Tirmizî’nin Ammar b. Yasir (r.a.)’den naklettigi
hadise göre Hz. Peygamber (s.a.v.) ona yüz ve ellerini teyemmüm etmesini
emretmistir.355 Bulûgu’l-merâm’da (I, 20) da zikredilen Müslim’in Ammar
b. Yasir (r.a.)’den rivayetine (“Hayz”, 110) göre ise Hz. Peygamber
(s.a.v.), “Ellerinle söyle yapman yeterdi” buyurduktan sonra ellerini bir
defa yere vurarak sol eliyle sag kolunu, avuçlarının dısını ve yüzünü mesh
etmistir. Serhu Müslim’de (I, 161) Nevevî bu hadislerde Hz. Peygamber
(s.a.v.)’in amacının teyemmümün neyle yapılacagını degil, ellerin topraga
vurulusunu ögretmeyi amaçladıgını söylemistir.
3. Toprak Cinsinden Olup Üzerinde Toz Bulunmayan Nesnelerle
Teyemmüm Yapılabilecegi
287. Ammar b. Yasir (r.a.)’in naklettigi uzun hadiste Hz. Peygamber
(s.a.v.) kendisine, “Ellerini yere vurup silkeleyerek yüzüne ve kollarına
mesh etmen yeterliydi” buyurmustur. (Müslim, “Hayz”,111)
288. Ebû Hureyre (r.a.)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “On
seneye kadar bile olsa su bulamadıgı sürece temiz toprak müslümanın ab-
TEYEMMÜM 351
356 Hadis sahihtir. Ahmed b. Hanbel, V, 146, 147, 155, 180; Ebû Dâvûd, “Tahâret”,
123; Tirmizî, “Tahâret”,92; Nesâî, “Tahâret”,203; Dârekutnî, Sünen, I, 187;
Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, I, 176, 177; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 212;
Bezzâr, Kesfü’l-estâr, I, 157.
357 Hadis sahihtir. Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 123; Tirmizî, “Tahâret”, 92; Ibn Hibbân, Sahih,
IV, 135; Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, I, 170. Ibn Hibbân, Dârekutnî, Ebû
Hâtim, Hâkim en-Nîsâbûrî, Zehebî, Nevevî hadisin sahih oldugunu söylemisdir.
destligidir. Ancak suyu buldugu zaman Allah’tan korksun ve onu vücuduna
döksün” buyurmustur.356
Bulûgu’l-merâm’da (I, 20) zikredildigine göre hadisi Bezzâr rivayet etmis
ve sahih oldugunu söylemistir. Ancak Dârekutnî’ye göre dogrusu
onun mürsel oldugudur. Daha önce de ifade ettigimiz gibi bu tür ihtilaflar
hadisin sıhhatine zarar vermemektedir. Dolayısıyla hadis merfû ve sahihtir.
289. Ebû Zerr (r.a.)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “On seneye
kadar bile olsa temiz toprak müslümanı temizleyicidir. Ancak suyu
buldugu zaman onu vücuduna döksün. Bu, onun için daha hayırlıdır” buyurmustur.
Hadisi Tirmizî rivayet etmis (“Tahâret”, 92) ve hasen oldugunu söylemistir.
Bulûgu’l-merâm’da (I, 21) zikredildigine göre ise Tirmizî ve Hâkim en-
Nîsâbûrî hadisin sahih oldugunu ifade etmislerdir.
290. Ebû Zerr (r.a.)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Temiz
toprak müslümanın abdestligidir” buyurmustur. Ebû Dâvûd ve Tirmizi,
“Su bulunmadıgında on seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın
temizleyicisidir” lafzıyla rivayet etmislerdir.
Zeylaî’nin Nasbu’r-râye’de (I, 77) zikrettigine göre hadisi Ibn Hibbân
Sahîh’inde, Hâkim en-Nîsâbûrî el-Müstedrek’inde rivayet etmis, Tirmizî
de onu hasen-sahih olarak nitelemistir. Ibn Hacer’in Fethu’l-bârî’de (I,
378) belirttigine göre de Dârekutnî hadisin sahih oldugunu ifade etmistir.
Kenzü’l-ummâl’de (V, 134) belirtildigine göre Abdürrezzak b. Hemmam ve
Saîd b. Mansûr hadisi “Su bulunmadıgında temiz toprak yeterlidir” lafzıyla
rivayet etmislerdir.357
Hadislerin konu baslıgında ifade edilen iki hususa delâleti de açıktır.
Hadiste zikredilen ellerini yere vurup silkelemek teyemmümün vasfını ortaya
koymak suretiyle konunun ikinci kısmına delâlet etmektedir. Ellerin
silkelenmesi, teyemmüm edilecek toprak cinsinden nesnede toz bulunması
sartının olmadıgını göstermektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadiste
“saîd: temiz toprak” kaydını zikretmesi ve “Yeryüzü benim için mescit ve
temizleyici kılındı” hadisi konunun birinci kısmına delâlet etmektedir. Bulûgu’l-
merâm’da (I, 20) zikredildigine göre bu son hadisi Buhârî (“Teyemmüm”,
1; “Salât”, 56) ve Müslim (“Mesâcid”, 3, 5, 8) rivayet etmislerdir. Üstat
Esref Ali Tehânevî, Ebû Hureyre (r.a.) ve Ebû Zerr (r.a.) rivayetlerinin konunun
üçüncü kısmına (yani teyemmümü gerektirici mazeretin belli bir sı-
352 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
nırı olmadıgına) elâlet ettigini de ifade etmektedir.
Ebû Zer (r.a.) rivayetinde Hz. Peygamber (s.a.v.)’in “Su bulunmadıgında”
ifadesi teyemmümün amacını açık bir sekilde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla
konuya delâleti de açıktır. “Su bulunmadıgında” ifadesi o ana ve
daha sonraki zamana da samildir. Böylece Hz. Peygamber (s.a.v.) teyemmümü
müslümanın abdestligi ve onu temizleyici olarak ortaya koymustur.
Bu ise, su bulunmadıgında teyemmümün tam bir temizlik yerine geçtigini
göstermektedir.
291. Ibn Abbas (r.a.), “Kisi bir teyemmümle diledigi kadar namaz kılabilir”
demistir.
el-Cevherü’n-nakî’de (I, 56) nakledildigine göre bunu Ibn Hazm zikretmistir.
Ibn Hacer’in Fethu’l-bârî’de (I, 378) verdigi bilgiye göre haberi Ibnü’l-
Münzir de rivayet etmistir. Ibn Hacer’in açıklamalarından haberin sahih
oldugu kanaatinde oldugu anlasılmaktadır. Buhârî’nin muallak olarak
rivayetine göre Ibn Abbas (r.a.) teyemmümle imamlık yapmıstır. Ibn Ebî
Seybe (el-Musannef, I, 160), Beyhakî (es-Sünenü’l-kübrâ, I, 234) ve diger bazı
âlimler bunu muttasıl olarak rivayet etmislerdir. Fethu’l-bârî’de de belirtildigine
göre isnadı sahihtir.
292. Amr b. As (r.a.) anlatmaktadır: Zâtü’s-selâsil gazvesinde iken soguk
bir gecede ihtilâm oldum. Teyemmüm ettim ve orduya sabah namazını
kıldırdım. (Medine’ye döndükten sonra) bunu Resûlullah (s.a.v.)’e haber
verdiler. Ben de yıkanmaktan alıkoyan seyi (soguk havayı) zikrederek,
“Ben Allah’ın ‘Kendi kendinizi öldürmeyiniz, muhakkak Allah size karsı
merhametlidir’ (en-Nisâ, 4/29) buyurdugunu isittim” dedim. Hz. Peygamber
(s.a.v.) güldü ve hiçbir sey demedi.
Hadisi Ebû Dâvûd (“Tahâret”, 124) ve Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I,
177) rivayet etmistir. Fethu’l-bârî’de (I, 385) belirtildigine göre isnadı saglamdır.
Hâkim en-Nîsâbûrî hadisin Buhârî ve Müslim’in sartlarını tasıdıgını
ve sahih oldugunu söylemis, Zehebî de ona katılmıstır.
Ibn Abbas (r.a.)’in açıklamasının konuya delâleti açıktır. Ibn Hacer’in
Fethu’l-bârî’deki (I, 378) açıklaması söyledir: Tabiîn ve daha sonraki âlimlerden
bir kısmı Ibn Abbas (r.a.)’e muhalefet etmistir. Onların delili, teyemmümün
namazı vakti çıkmadan kılmak için zaruret sebebiyle mübah kılınmasıdır.
Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) cünüplügü sebebiyle namaz kılamayan
kimseye, “Toprakla teyemmüm etmen gerekir, bu senin için yeter-
TEYEMMÜM 353
lidir” dedikten sonra gusletmesi için bir kab ile su vermistir. Zira su bulundugu
zaman teyemmüm bozulmustur. Ancak bunun bir teyemmümle
istendigi kadar farzın yerine getirilemeyecegine dair delil olarak ileri sürülmesi
tartısmaya açıktır. Bize göre tartısmaya açık olan nokta, teyemmümün
tam bir temizlik oldugunu benimseyenlerin suyun bulunmasıyla bozulduguna
dair hadiste delillerinin bulunmamasıdır. Zira Hz. Peygamber
(s.a.v.) sözü edilen kisiye suyu teyemmüm etmeden vermis olabilir. Nitekim
hadiste söz konusu kimsenin teyemmüm ettigine dair bilgi bulunmamaktadır.
Ayrıca Zeylaî’nin belirttigi (Nasbu’r-râye, I, 84) gibi Hz. Peygamber
(s.a.v.) onun gusletmesini farz degil, müstehap olarak emretmis olabilir.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in gusletmeyi farz namaz amacıyla emrettigi kabul
edilirse, teyemmümle kıldıgı degil de, daha sonra kılacagı farz namaz
için de emretmis olabilir.
Ibn Hacer’in nakline göre (Fethu’l-bârî, I, 378) Beyhakî her iki görüsü de
destekleyen sahih bir hadis bulunmadıgını itiraf etmistir. O, her farz ibadet
için teyemmümün farz olacagına dair Ibn Ömer (r.a.)’den sahih rivayet bulundugunu
ve sahâbeden buna muhalefet eden olmadıgını da söylemistir.
Ayrıca o, Ibnü’l-Münzir’in teyemmümün farz olmayacagına dair Ibn Abbas
(r.a.)’den yaptıgı nakli de elestirmistir. Bize göre bu, yukarıdaki Ibn
Abbas (r.a.) rivayetinin sahih oldugunu göstermektedir. Zira sahih bir rivayet
ancak kendisi gibi sahih rivayetle elestirilebilir.
Bize göre Beyhakî’nin söyledikleri de tartısmaya açıktır. Onun her iki
görüsü de destekleyen sahih bir hadis bulunmadıgına dair açıklaması yanlıstır.
Nitekim biz, yukarıda biri Ebû Zerr (r.a.) rivayeti digeri Amr b. As
(r.a.)’in orduya teyemmümlü olarak namaz kıldırdıgını haber alan Hz. Peygamber
(s.a.v.)’in güldügüne ve hiçbir sey demedigine dair olmak üzere
iki sahih merfû hadis zikrettik. Bu ikinci hadisin açıklaması asagıda zikredilecektir.
Onun her farz ibadet için teyemmümün farz olacagına dair Ibn
Ömer (r.a.)’dan sahih rivayet bulundugunu söylemesi de yanlıstır. Zira Ibn
Ömer (r.a.)’nın sözünde böyle bir açıklama bulunmamaktadır. Beyhakî’nin
Nafi vasıtasıyla rivayetine göre (es-Sünenü’l-kübrâ, I, 221) Ibn Ömer (r.a.),
“Abdesti bozulmasa da her namaz için teyemmüm edilir” demistir. Zeylaî’de
de zikredildigi üzere (Nasbu’r-râye, I, 83) Beyhakî haberin isnadının sahih
oldugunu söylemistir. Ancak onun açıklamasında her namaz için teyemmümün
farz oldugu ifade edilmemektedir. Aksine bunun müstehap oldugu
seklinde anlasılması da mümkündür. Metin de buna engel bir durum
354 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
bulunmamaktadır. Onun açıklamasında her namaz için teyemmümün farz
oldugunun ifade edildigi kabul edilse bile bunun nafilelerin dısında sadece
farz namazlar hakkında olduguna dair delil bulunmamaktadır. Onun ifadesinin
zahirinden anlasılan farz veya nafile olsun bir teyemmümle bir namazın
kılınacagıdır. Bu ise hem Beyhakî hem de bizim görüsümüze aykırıdır.
Geriye surada burada bazı detayla ilgili bazı hususlar kalmıs oluyor ki, biz
onlara hiç temas etmemeyi uygun görüyoruz.
Ibn Abbas (r.a.)’in teyemmümlü olarak namaz kıldırdıgına dair haberin
teyemmümün abdest yerine geçtigine dalâleti açıktır. Ibn Hacer’in de belirttigi
(Fethu’l-bârî, I, 387) gibi teyemmümde temizlik tam olmasa da Ibn
Abbas (r.a.) teyemmümlü olarak abdestli kimselere namaz kıldırmıstır.
Böylece söz konusu hadisin konuya delâleti de ortaya çıkmıstır.
4. Bedeli Olmayan Ibadetlerde Teyemmüm
Bu baslık altında cenaze namazı gibi bedeli bulunmayan ibadetlerde abdest
aldıgında namazı kaçırma durumu söz konusu oldugunda su bulunsa
da teyemmüm yapılabilecegi konusu ele alınacaktır.
293. Ömer b. Eyyüb el-Mevsılî > Mugire b. Ziyad > Atâ > isnadıyla rivayet
edildigine göre Ibn Abbas (r.a.), “Abdest aldıgında cenaze namazını
kaçıracagın endisesi söz konusuysa teyemmüm alarak namazı kıl” demistir.
Zeylaî’nin de belirttigi üzere (Nasbu’r-râye, I, 81) haberi Ibn Ebî Seybe rivayet
etmistir. (el-Musannef, III, 305) Isnadda bulunanlardan Mügire b. Ziyad
dısındakiler Imam Müslim’in ravileridir. Mügire b. Ziyad da rivayetleri delil
olarak kullanılan bir ravidir.
Söz konusu haberi Tahâvî Serhu meâni’l-âsâr’da nakletmis, Nesâî de
Meâfâ b. Imrân > Mügire b. Ziyad isnadıyla Kitâbü’l-künâ’da mevkuf olarak
rivayet etmistir. Ibn Ebî Seybe benzeri bir açıklamayı Ikrime > Ibrahim
en-Nehaî isnadıyla Hasan-ı Basrî’den rivayet etmistir. (el-Musannef, III, 305)
el-Cevherü’n-nakî’de (I, 59) nakledildigine göre Beyhakî söyle demistir:
Konuyla ilgili Mügire b. Ziyad’ın Atâ vasıtasıyla Ibn Abbas (r.a.)’den yaptıgı
rivayet sahih degildir. O sadece Atâ’nın sözüdür. Ibn Cüreyc’in Atâ’dan
nakli de aynı sekildedir. Bu, Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Maîn’e göre
Mügire b. Ziyad’ın münker rivayetlerinden biridir. Tespitlerime (Ibnü’t-
Türkmânî) göre Mügire b. Ziyad’ın rivayetlerini Hâkim en-Nîsâbûrî el-
Müstedrek’ine, Sünen müellifleri de eserlerine almıslardır. Veki b. Cerrah
TEYEMMÜM 355
ve Yahya b. Maîn onun güvenilir oldugunu söylemislerdir. Yahya b. Maîn’in
onun hakkında “Leyse bi sika: güvenilir degildir”, “Sadece bir tane
münker rivayeti bulunmaktadır” açıklamalarını yaptıgı da rivayet edilmistir.
Huseyin b. Idrisin nakline göre Ahmed b. Abdullah, Ya’kûb b. Süfyan
ve Ibn Ammar da onun güvenilir oldugunu söylemislerdir. Ibn Adî’nin
onun hakkındaki açıklamaları ise söyledir: Onun rivayetlerinin hemen hepsi
saglamdır. Leyse bihi be’s (rivayetlerinde sakınca yoktur) diye nitelenen
raviler gibi o da bazı rivayetlerinde yanılmıs olabilir. Ibn Cüreyc’in
Atâ’dan yaptıgı nakil de onun rivayetiyle çelismez. Zira Atâ fıkıh âlimidir
ve onun bu sekilde fetva vermesi mümkündür. Ibn Cüreyc ondan isitmis
ve rivayet etmistir. Bir baska defa Atâ bu görüsü Ibn Abbas (r.a.)’den nakletmis
Mugire b. Ziyad da ondan isitmis ve bu sekilde rivayet etmistir.
Böyle bir izah varken Mugire’nin yanıldıgını kabul edip onun rivayetini
münker görmek pek dogru degildir.
294. Nafi’in nakline göre Ibn Ömer (r.a.) abdestsiz oldugu bir sırada cenazeye
rastladı ve teyemmüm ederek cenaze namazını kıldı.
el-Cevherü’n-nakî’de zikredildigi üzere haberi Beyhakî el-Ma’rife’de
rivayet etmistir. (es-Sünenü’l-kübrâ, I, 230)
el-Cevherü’n-nakî’de (I, 59) zikredildigi üzere haberi naklettikten sonra
Beyhakî, “Haberin bu isnaddan baska bir yolla rivayet edildigini bilmiyorum.
Bu haliyle hadis saz degil de mahfuz ise haberin zahirine aykırı gözükse
de olayın yolculuk esnasında meydana gelmesi mümkündür” açıklamasını
yapmıstır. Görüldügü üzere Beyhakî zikrettigi yorumun es-Sünenü’l-
kübrâ’da naklettigi haberin zahirine aykırı oldugunu ifade etmektedir.
O prensibine uygun olarak burada isnadın zayıflıgından söz etmemis sadece
hadisin saz mı yoksa mahfuz mu oldugu hususundaki süphesini dile getirmistir.
O, haberin sahih olmadıgını ifade etseydi bu, onun haberin zayıf
olmadıgı görüsünü benimsedigi anlamına gelmezdi.
Sözü edilen iki haberin cenaze namazını kaçırmamak için teyemmüm
edildigine delâletleri açıktır. Birinci haberi Zeylaî de Nasbu’r-râye’de Ibn
356 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
358 Ibn Adiy, el-Kâmil, VII, 182. O hadisi Muhammed b. Ubeydullah b. Fudayl > Yeman
b. Saîd > Veki b. Cerrah > Muâfî b. Imrân > Mugîre b. Ziyad > Atâ > Ibn Abbas
(r.a.) isnadıyla rivayet etmektedir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “ Abdestsiz
oldugun bir zamanda cenaze ile karsılasırsan teyemmüm alıver” buyurmustur.
Bu, merfû olarak sahih olmayıp Ibn Abbas (r.a.)’e ait bir açıklamadır.
359 Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 126. Hadis sahihtir.
Adiy’in el-Kâmil’inden nakletmektedir. Yeman b. Saîd > Veki’ > Muâfî b.
Imran > Mugire b. Ziyad > Atâ > Ibn Abbas (r.a.) isnadıyla rivayet edildigine
göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Abdestsiz oldugun bir zamanda cenaze
ile karsılasırsan teyemmüm alıver” buyurmustur. Ibn Adiy bunun merfû
olarak sahih olmadıgını ve onun Ibn Abbas (r.a.)’e ait bir açıklama (mevkuf)
oldugunu söylemistir.358 Ömer b. Eyyüb el-Mevsılî’ye gelince Ibn Imran
onun 188 yılında vefat ettigini söylemistir. Aynı bilgiyi Ibn Hibbân da
es-Sikât’ında (VII, 429) vermektedir. Su halde onun Mugire b. Ziyad’ı gördügünde
ve ondan hadis isittiginde herhangi bir süphe bulunmamaktadır.
Konuyla ilgili Ibrahim en-Nehaî’nin açıklaması da Muhammed tarafından
söyle nakledilmistir. Nitekim Ebû Hanife > Hammad isnadıyla nakledildigine
göre abdestsiz iken cenazeye rastlayan kimse hakkında o, “Toprakla
teyemmüm eder ve cenaze namazını kılar. Ancak kadın hayız halinde teyemmüm
ile cenaze namazı kılamaz” demistir. Imam Muhammed, “Bu, bizim
tercihimizdir. Imam Ebû Hanife (r.a.) de bu görüstedir” demistir. (Kitâbü’l-
âsâr, s. 39) Haberin ravileri güvenilirdir.
5. Teyemmümle Kılınan Namazın Su Bulunması Halinde Tekrar
Kılınmayacagı
295. Atâ b. Yesâr’ın nakline göre Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) söyle anlatmaktadır:
Iki kisi bir yolculuga çıktılar. Namaz vakti geldiginde yanlarında
su yoktu. Temiz toprakla teyemmüm edip namazlarını kıldılar. Fakat namaz
vakti çıkmadan su buldular. Bunun üzerine onlardan biri abdest alarak namazını
yeniden kıldı. Digeri ise bunu yapmadı. Daha sonra durumu anlattıklarında
namazını tekrar kılmayana Resûlullah (s.a.v.), “Sünnete uygun
davrandın, namazın sahihtir”; namazını tekrar kılana ise, “Sen de iki kat
sevap aldın” buyurdu.359
Hadisle ilgili Ebû Dâvûd su açıklamayı yapmaktadır: Ibn Nâfi’den baskaları
bu hadisi, Leys > Amîre b. Ebû Nâciye > Bekr b. Sevâde > Atâ b.
Yesâr isnadıyla dogrudan Resûlullah (s.a.v.)’den rivayet etmislerdir. Dolayısıyla
söz konusu isnadda Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’in zikredilmesi hatalıdır
ve hadis mürseldir.
Hadisle ilgili Ibn Hacer’in et-Telhîsü’l-habîr’deki açıklaması söyledir:
Bu hadisi Ibnü’s-Seken Sahih’inde Ebü’l-Velid et-Tayâlisî > Leys > Amr
b. Haris > Amîre b. Ebî Nâciye > Bekr b. Sevâde isnadıyla muttasıl olarak
rivayet etmistir. Ebû Dâvûd, “Hadisi Ibn Lehîa Bekr b. Sevâde’den rivayet
etmis ve isnada Atâ ile Ebû Saîd arasına Ismail b. Ubeydullah’ın azat-
TEYEMMÜM 357
lısı Ebû Abdullah’ı ilave etmistir” açıklamasını yapmıstır. Ancak Ibn Lehîa
zayıf bir ravidir ve onun yaptıgı ilave dikkate alınmaz. Burada dikkate alınması
gereken sika ravi olan Amr b. Haris ile Amîre b. Ebî Nâciye rivayetleridir.
Nitekim Nesâî, Yahya b. Maîn, Ibn Bükeyr ve Ibn Hibbân Amîre b.
Ebû Nâciye’nin sika bir ravi oldugunu ifade etmisler, Ahmed b. Salih, Ibn
Yunus ve Ahmed b. Ebî Meryem de ondan övgüyle bahsetmislerdir.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in “Sünnete uygun davrandın, namazın sahihtir”
açıklamasından da anlasıldıgı üzere hadisin teyemmümle kılınan namazın
su bulunması halinde tekrar kılınmayacagına delâleti açıktır. Burada
açıklanması gereken Hz. Peygamber (s.a.v.)’in namazını tekrar kılana, “Sen
de iki kat sevap aldın” sözünden dolayı bunun müstehap olup olmadıgı meselesidir.
Resûlullah (s.a.v.)’in, “Sünnete uygun davrandın” ifadesinden
bunun müstehap olmadıgı ve sünnetin namazı tekrar kılmamak oldugu anlasılmaktadır.
Bunun dısındaki uygulamanın müstehap olması bir tarafa
sünnete aykırı olacagında süphe yoktur. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in namazını
tekrar kılana, “Sen de iki kat sevap aldın” seklindeki açıklamasının sebebi
ise bu konuda o dönemde henüz bir hükmün bulunmaması, içtihat alanına
bırakılmasıdır. Konuyla ilgili dinî bir açıklamanın bulunmadıgı konularda
müçtehidin isabet veya hata etmesi ise mümkündür. Dinî açıklamanın
bulundugu konularda ise müçtehidin hatasından söz edilmez.
6. Selam Almak Gibi Abdestsiz Yapılabilecek Seyler Için Teyemmüm
Almak
296. Ebü’l-Cüheym b. Haris b. Sımme el-Ensârî (r.a.)’in nakline göre
Hz. Peygamber (s.a.v.) Cemel kuyusu tarafından gelirken karsılastıgı bir
adam ona selam verdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) adamın selamına duvara
dogru gidip ellerini ve yüzünü mesh ederek teyemmüm aldıktan sonra karsılık
verdi. (Buhârî, Teyemmüm, 2)
Hadisin konuya delâleti açıktır. Ancak hadis selam almak hakkındadır.
Abdest gerektirmeyen diger konular ona kıyas edilmektedir. Abdest gerektirmeyen
diger konularda teyemmüm alınabilecegi Hanefî mezhebi kitaplarında
ifade edilmektedir. (bkz. Reddü’l-muhtar, I, 355) el-Münye’de mescide
girerken teyemmüm alınmayacagını ima eden ifade ise, üstadımın da zikrettigi
üzere camiye girildiginde Kur’ân-ı Kerime dokunulacagını dolayı-
358 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
360 Muhammed b. Abdullah el-Hatîb et-Tebrîzî Miskâtü’l-mesâbîh’te (I, 165) hadisin
Serhu’s-sünne’de rivayet edildigini ifade ederek, “Bu hadis hasendir” açıklamasını
yapmıstır.
sıyla abdest almadan girilmeyecegini belirtmeye yöneliktir.
el-Miskât’ta (I, 141) nakledildigine göre Ebü’l-Cüheym b. Haris b. Sımme
el-Ensârî (r.a.) söyle anlatmıstır: Küçük abdestini bozarken Resûlullah
(s.a.v.)’e selam verdim. O (s.a.v.) duvara dogru gidip yanındaki sopayla
onu eseledi, ellerini duvara koydu kollarını ve yüzünü mesh ederek teyemmüm
aldıktan sonra selamıma karsılık verdi.360 Serhu’s-sünne’de hadis
nakledildikten sonra, “Bu hadis hasendir” açıklaması yapılmaktadır. Bu rivayet
yukarıdaki hadis metninde yer alan “ellerini” ifadesini açıklamaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sopayla duvarı eselemesi, teyemmümde mutlaka
tozun gerekli olduguna delâlet etmez. Üstadımın da ifade ettigi üzere
onunla duvarın temizlenmesi amaçlanmıs olabilir. Zira çogunlukla duvarların
dısı temiz degildir.
7. Vakit Çıkmadan Su Bulunacagını Uman Kisinin Teyemmümü
Namaz Vaktinin Basında Alması
297. Imam Malik’in Nâfi’den nakline göre Abdullah b. Ömer (r.a.) ile
birlikte Curf mevkiinden dönüp Mirbed mevkiine geldiklerinde Ibn Ömer
(r.a.) devesinden indi, yüzünü ve dirseklerine kadar kollarını mesh ederek
temiz toprakla teyemmüm alıp namazını kıldı.
Haberi Imam Malik el-Muvatta’ında (Tahâret, 121) rivayet etmistir. Zürkânî’nin
Serhu’l-Muvatta’da (I, 101) zikrettigi üzere söz konusu hadis Buhârî’nin
günes iyice yükseldikten sonra Medine’ye gelen Ibn Ömer
(r.a.)’in namazı tekrar kılmadıgını ifade eden rivayetiyle (Buhârî, Teyemmüm,
2) birlikte degerlendirildiginde, vakit çıkmadan su bulunacagı ümidi olsa
da namaz vaktinin baslangıcında teyemmüm alınabilecegi söylenebilir. Nitekim
Imam Ebû Hanife (r.a.) de bu görüstedir.
8. Bir Teyemmümle Birden Fazla Farz Namazı Kılınabilecegi
Bu baslık altında bir teyemmümle birden fazla farz namaz kılınabilecegi
ve namaz vaktinin çıkmasıyla teyemmümün bozulmayacagı ele alınacaktır.
TEYEMMÜM 359
361 Hadis sahihtir, sahih bir isnadla rivayet edilmistir. Her iki hadis için bkz. Nesâî,
“Tahâret”, 203; Tirmizî, “Tahâret”, 92; Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 123; Abdürrezzak
b. Hemmam, el-Musannef, I, 238; Ahmed b. Hanbel, V, 155; Ibn Hibbân, Sahih,
IV, 135; Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, I, 284; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I,
220.
362 Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 221.
298. Ebû Zerr (r.a.)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Su bulunmadıgı
sürece on seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın abdest
suyudur” buyurmustur.
Azîzî’nin (Serhu’l-Câmii’s-sagîr, II, 370) belirttigi üzere Nesâî hadisi hasen
bir isnadla rivayet etmistir.
299. Ebû Hureyre (r.a.)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Su
bulunmadıgı sürece on seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın
abdest suyudur. Ancak suyu buldugu zaman onu vücuduna döksün. Çünkü
bu daha hayırlıdır” buyurmustur.
Azîzî’nin (Serhu’l-Câmii’s-sagîr, II, 370) belirttigi üzere Nesâî hadisi sahih
bir isnadla rivayet etmistir.361
Bu rivayetler teyemmümün de abdest gibi temizleyici oldugunu açıkça
ortaya koymaktadır. el-Mâide (5/6) suresinde abdest, gusül ve teyemmümü
zikrettikten sonra, “Allah size güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz
kılmak ve size (ihsan ettigi) nimetini tamamlamak ister; umulur ki sükredesiniz”
buyrulması da buna delâlet etmektedir. Zira abdest, gusül ve teyemmümün
hepsi birlikte nimet olarak zikredilmistir. Bu ise teyemmümün
de abdest ve gusül gibi temizleyici oldugunu göstermektedir. Her üçü de
temizleyici olmakta müsterektir. Böyle olmasaydı Allah “sizi tertemiz kılmak”
ifadesini abdest ve gusülden sonra zikrederdi. Zeylaî Nasbu’r-râye’de
(I, 83) Beyhakî’den Nafi vasıtasıyla Ibn Ömer (r.a.)’nın, “Abdesti bozulacak
bir durum olmasa da her namaz için ayrı teyemmüm eder”362 dedigini
nakletmis ve isnadının sahih oldugunu söylemistir. Ibn Ömer
(r.a.)’nın söz konusu açıklaması müstehaplıga yorumlanmalıdır.
360 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
363 Hadis sahihtir. Hadis için ayrıca bkz. Ahmed b. Hanbel, IV, 203.
364 Haberi Dârekutnî (Sünen, I, 177), Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I, 165) ve Ibn
Huzeyme (Sahih, I, 138) Cerir > Atâ b. Saib > Saîd b. Cübeyr > Ibn Abbas (r.a.)
isnadıyla merfû olarak rivayet etmislerdir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.v.) ‘Eger
hasta olur veya yolculukta bulunursanız’ (el-Mâide 5/6) âyetini “Kisi Allah yolunda
yaralı iken cünüp oldugunda guslederse ölmekten korkarsa teyemmüm eder”
seklinde açıklamıstır. Ibn Huzeyme, “Bu haberi Atâ’dan baska merfû olarak nakletmemistir”
açıklamasını yapmıstır. Tespitlerimize göre Cerir b. Abdülhamid’in
son zamanlarında hafızası zayıflamıstır. Ondan bu döneminde de hadis rivayet edilmistir.
Ibn Ebî Seybe’nin Ebü’l-Ahvas Sellâm b. Süleym > Atâ b. Saib > Saîd b.
Cübeyr isnadıyla rivayetine göre Ibn Abbas (r.a.), “Kisi hasta veya yaralı iken cünüp
olur ve guslettiginde helâk olmaktan korkarsa temiz toprakla teyemmüm eder”
demistir. (el-Musannef, I, 96)
9. Su Bulunmadıgında Cinsel Iliski Sebebiyle Teyemmüm Edilmesi
300. Hakim b. Muaviye’nin nakline göre amcası söyle anlatmıstır: “Ey
Allah’ın Elçisi, bir ay boyu susuz kaldıgımız oluyor. Ailemle cinsel iliskide
bulunabilir miyim?” diye sordugumda Hz. Peygamber (s.a.v.), “Evet”
dedi. Ben tekrar, “Bir ay boyu su yüzü görmüyoruz” dedim. Hz. Peygamber
(s.a.v.), “Üç sene susuz kalsan da” buyurdu.
Hadisi Taberânî el-Mu’cemü’l-kebir’de (XX, 797) rivayet etmistir. Mecmau’z-
zevâid’de (I, 263) hadisin isnadının hasen oldugu ifade edilmektedir.
Hadisin konuya delâleti açıktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) söz konusu sahâbînin
uygulamasına karsı çıkmamak suretiyle onu onayladıgı açıktır.
10. Soguk veya Yara Sebebiyle Teyemmüm
301. Amr b. As (r.a.) söyle anlatmaktadır: Zâtü’s-selâsil gazvesinde soguk
bir gecede ihtilâm oldum. Gusledersem helâk olacagımdan korktum
ve sabah namazını (orduya) teyemmümle kıldırdım. Medine’ye döndükten
sonra bunu Hz. Peygamber (s.a.v.)’e haber verdiler. Resûlullah (s.a.v.),
“Ey Amr, sen cünüp olarak mı namaz kılardın?” diye sordu. Yıkanmama
engel olan durumu zikrederek, “Ben Allah’ın ‘Kendi kendinizi öldürmeyiniz,
Allah size karsı merhametlidir’ buyurdugunu isittim” dedim. Bunun
üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) güldü ve hiçbir sey demedi.
Fethu’l-bârî’de zikredildigi üzere hadisi Ebû Dâvûd (“Tahâret”, 124) ve
TEYEMMÜM 361
365 Müslim, “Tahâret”, 2; Ibn Mâce, “Tahâret”, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 20.
366 Hadis sahihtir. Tayalisî, Müsned, I, 256; Ahmed b. Hanbel, II, 20; Müslim, “Tahâret”,
2; Tirmizî, “Tahâret”, 1; Ibn Mâce, “Tahâret”, 2; Hâkim en-Nîsâbûrî, Ma’rifetü
ulûmi’l-hadîs, s. 129; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 42. Bu kaynaklarda hadis
Ibn Ömer (r.a.) vasıtasıyla rivayet edilmektedir. Tirmizî konuyla ilgili en sahih
hadisin bu oldugunu söylemistir. Suyûtî’nin el-Ezhârü’l-mütenâsire’de (s. 12) zikrettigi
üzere hadisin mütevâtir seviyesine ulastıracak birçok rivayeti bulunmaktadır.
Onu Müslim ve Ebû Dâvûd (“Tahâret”, 121) Ibn Ömer (r.a.), Nesâî (“Tahâret”,
104) Üsâme b. Umeyr, Ibn Mâce (“Tahâret”, 2) Enes ve Ebû Berke, Taberânî Zübeyr
b. Avvam (r.a.) (el-Mu’cemü’l-kebîr, I, 158) Ibn Mes’ûd (r.a.) (el-Mu’cemü’lkebîr,
I, 160-161) Imran b. Husayn (r.a.) ve Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.), Bezzâr Ebû
Hureyre (r.a.) (Kesfü’l-estâr, I, 133), Hatîb el-Bagdâdî el-Müttefik ve’l-müfterik’te
Ebû Hureyre (r.a.) ve Hasan b. Ali (r.a.) vasıtasıyla rivayet etmislerdir. Haris b. Ebî
Üsâme Müsned’inde Hasan-ı Basrî’den mürsel olarak ve Ebû Kılâbe’den, Ibn Ebî
Seybe (el-Musannef, I, 4-5) Ibn Ömer (r.a.) ve Ibn Mes’ûd (r.a.)’den mevkuf olarak
rivayet etmislerdir.
Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I, 177) rivayet etmislerdir. Isnadı saglamdır.
363
302. ‘Eger hasta olur veya yolculukta bulunursanız’ (en-Nisâ, 4/43) âyetini
Ibn Abbas (r.a.), “Kisi Allah yolunda yaralı iken cünüp oldugunda guslederse
ölmekten korkarsa teyemmüm eder” seklinde açıklamıstır.
Bulûgu’l-merâm’da (s. 21) zikredildigi üzere haberi Dârekutnî mevkuf,
Bezzâr ise merfû olarak rivayet etmislerdir. Ibn Huzeyme ve Hâkim en-
Nîsâbûrî de haberin sahih oldugunu söylemislerdir.364
Her iki hadisin soguk veya yara sebebiyle teyemmüm edilebilecegine
delâleti açıktır.
11. Abdest veya Teyemmümsüz Namazın Olmayacagı
Bu baslık altında abdest ve teyemmümü bozulan kimsenin namazının
sahih olmayacagı ve bu sekilde kılınan namazın kaza edilmesi gerektigi incelenecektir.
303. Ibn Ömer (r.a.)’nın nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Allah abdestsiz
namazı ve ganimetten asırılan maldan verilen sadakayı kabul etmez”
buyurmustur.
Neylü’l-evtâr’da (I, 198) zikredildigi üzere hadisi Buhârî dısında Kütüb-i
sitte müellifleri rivayet etmistir.365
304. Imran b. Husayn (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Allah
abdestsiz namazı ve ganimetten asırılan maldan verilen sadakayı kabul
etmez” buyurmustur.366
Mecmau’z-zevâid’de zikredildigi üzere hadisi Taberânî el-Mu’cemü’lkebir’de
rivayet etmistir. Ravileri de Sahih’in ravileridir.
Neylü’l-evtâr’da (I, 181) burada kabul ile kulun borcunun düsmesi yani
namazın sahih olması kastedilmektedir. Suyûtî’nin Kûtu’l-mugtezî’de (I,
20) naklettigine göre konuyla ilgili Ibn Dakîki’l-Id’in açıklaması söyledir:
Hadis metnindeki “Kabul etmez” ifadesi namazın sahih olmadıgına delil
getirilmek istenirse burada kabul kelimesinin açıklanması gerekmektedir.
Kabul, bir seyden hedeflenen maksadı o seye sonuç olarak baglamaktır.
Bir kimse, kendisinden özür dileyen kimsenin özrüne ondan hedeflenen
362 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
367 Buhârî, “Teyemmüm”, 1, 2; Müslim, “Hayz”, 109; Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 121;
Ahmed b. Hanbel, VI, 179.
maksadı baglamıssa “Kabile fülanün özre fülanin: Falan filanın özrünü kabul
etti” denir. Maksat ise o suçu ve günahı silmektir. Buna göre söyle denebilir:
Namazdan maksat, onun Yüce Allah’ın emrine uygun olarak geçerli
biçimde vuku bulmasıdır. Bu maksat hâsıl olunca, zikrettigimiz tefsir
uyarınca kabul sabit olur. Kabul bu tefsire göre sabit olunca, sıhhat da sabit
olur. Kabul buna göre sabit olmazsa sıhhat de olmaz. Hz. Aise (r.anhâ)’
dan nakledildigine göre o kız kardesi Esmâ’dan bir gerdanlık ödünç almıs
fakat kaybolmustu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) onu bulmaları
için bazı kimseleri görevlendirmisti. Onlar gerdanlıgı bulmuslardı. Fakat
bu esnada namaz vakti gelmis, yanlarında su bulunmadıgı için de namazlarını
abdestsiz kılmıslardı. Hz. Peygamber (s.a.v.)’e geldiklerinde durumu
anlatmıslar ve bunun üzerine de teyemmüm âyeti nazil olmustur.367
Muhakkik âlimlerden bir kısmı bu hadisten hareketle su ve topragın olmaması
durumunda namazı abdestsiz kılmanın farz olacagını ileri sürmüslerdir.
Ancak hadiste topragın bulunmadıgından söz edilmemektedir. Hadise
göre onların sadece suları bulunmamaktaydı. Ancak o sırada suyun yoklugu
su ve topragın bulunmaması gibi idi. Zira o esnada sudan baskası temizleyici
degildi. Onların bu hadiste istidlal sekilleri söyledir: Gerdanlıgı arayan
sahâbîler namazın farz olduguna inandıkları için abdestsiz namaz kılmıslardır.
Bu dönemde abdestsiz namaz kılmak yasaklanmıs olsaydı Hz.
Peygamber (s.a.v.) onların yaptıgına mutlaka karsı çıkardı. Imam Safiî, Ahmed
b. Hanbel, muhaddislerin ve Imam Malik’in mensuplarının çogu bu
görüstedir. Ancak onlar bu durumda namazın tekrar kılınıp kılınmayacagında
ihtilaf etmislerdir. Imam Safiî bunun vacip oldugunu söylemis, mensuplarının
çogu da ona katılmıstır. Onlara göre böyle durumlar nadir olur.
Dolayısıyla namazın tekrar kılınmasını engel sayılmaz. Ahmed b. Hanbel’den
yapılan meshur nakle, Müzenî, Sahnun ve Ibnü’l-Münzire göre bu
durumda namazı tekrar kılmak farz degildir. Bunlar delil olarak söz konusu
hadisi zikrederler. Bunlara göre namazı tekrar kılmak farz olsaydı bunu
Hz. Peygamber (s.a.v.) mutlaka o anda açıklardı. Zira gerekli oldugu halde
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in açıklamayı geciktirmesi söz konusu olmaz. Ancak
bu görüs, “Namazı tekrar kılmak hemen gerekmemektedir. Dolayısıyla
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in açıklamayı ihtiyaç anından geciktirmesinden
bahsedilemez. Bu durumda namazın tekrar kılınacagına dair baska bir delile
ihtiyaç vardır” diye elestirilmistir.
Bize göre hadisin metninden abdestsiz namazın olmayacagı anlasılmak-
TEYEMMÜM 363
tadır. Namazın kazasının delilleri ise meshurdur. Söz konusu olayda namaz
sahih olmayacagına göre kazası vaciptir. Yerinde açıklanacagı üzere bize
göre namazın kazası en kısa zamanda kılınmalıdır. Sözü edilen hadise de
söyle cevap verilebilir: Metin kısmında zikredilen delil sebebiyle kazasının
vacip oldugunu bildiklerinden sözü edilen sahâbîler namazı abdestsiz olarak
kılar gibi yaptılar. Dolayısıyla namazı tekrar kılmalarını emretmeye gerek
olmamıstır” denilebilir. Bu bir ihtimaldir. Ihtimalin bulundugu yerde
istidlal imkânı kalmaz.
Konuyla ilgili ed-Dürrü’l-muhtar’daki (I, 259) açıklama söyledir: Necis
bir yere hapsedilip su ve toprak bulamayan veya hastalıgı sebebiyle bunları
kullanamayan kimse Imam Ebû Hanife (r.a.)’e göre namazı erteler. Imam
Muhammed ve Ebû Yusuf’a göre ise kuru yer varsa rükû ve secde yaparak,
degilse ima ile namaz kılar gibi yapması vaciptir. Oruçta oldugu gibi
daha sonra bu namazı tekrar kılar. Fetva da buna göredir. Sahih rivayete
göre Imam Ebû Hanife (r.a.) de daha sonra bu görüsü benimsemistir.
Reddü’l-muhtar’daki açıklama söyledir: el-Hılye’de belirtildigine göre
bu durumda dogru olan namazın imâ ile kılınmasıdır. Zira böyle bir yerde
secde edecek olunursa necasete bulasması söz konusu olacaktır. Neylü’levtâr’da
(I, 252) zikredildigi üzere böyle durumlarda namaz kılar gibi yapılmasının
delili, Buhârî (“I’tisâm”, 2) Müslim (“Hac”, 412) ve Ahmed b. Hanbel’de
(II, 247) Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet edilen hadistir. Bu hadiste
Hz. Peygamber (s.a.v.), “Size bir sey emrettigimde onu gücünüzün yettigi
ölçüde yerine getirin” buyurmustur.
Teyemmüm Için Vaktin Girmesinin Sart Olması
Neylü’l-evtâr’da (I, 250) Ebû Ümâme (r.a.)’den nakledildigine göre Hz.
Peygamber (s.a.v.), “Yeryüzü benim ve ümmetim için mescit ve temizleyici
kılındı. Dolayısıyla namaz vakti nerede olmussa ümmetimin mescidi ve abdest
için temizleme vasıtası hemen oradadır” buyurmustur. Hadisi Ahmed
b. Hanbel (V, 248) rivayet etmistir. el-Ümevî dısındaki ravileri sika, o ise sadûktur.
Teyemmüm için namaz vaktinin girmesine dair Sevkânî’nin zikrettigi
diger delil ise, teyemmüm emrinin namaz vaktine ulasmakla kayıtlanmasıdır.
Bilindigi gibi namaz vaktine ulasmak ancak vaktin girmesiyle
mümkün olabilir. (Neylü’l-evtâr, I, 252) Ancak bize göre hadiste buna dair bir
delil bulunmamaktadır. Zira hadiste ihtiyaç vaktinden söz edilmektedir.
Bilindigi gibi namaz, vakti girmeden kılınamaz. Hadiste namaz vaktinden
önce teyemmüm alınacagından da bahsedilmemektedir. Bu durumda sözü
364 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
edilen delil isabetli degildir. Teyemmüm abdest ve guslün yerine geçtigine
ve bunlar namaz vaktinden önce alınabilecegine göre aynı husus teyemmüm
için de geçerlidir.
12. Mukim Birinin Suyun Bir veya Iki Mil Uzakta Bulunması Durumunda
Teyemmüm Edebilecegi
305. Nafi’in nakline göre Ibn Ömer (r.a.), “Hz. Peygamber (s.a.v.)’i
Medine evlerinin görülebilecegi bir yer olan Mirbedü’n-naam’da teyemmüm
ederken gördüm” demistir.
Hadisi Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I, 180) rivayet etmistir. Hadisle
ilgili açıklaması ise söyledir: Hadis sahihtir. Onu rivayette Amr b. Muhammed
b. Ebî Rezîn tek kalmıstır. O sadûk bir ravidir. Buhârî ve Müslim hadisi
rivayet etmemislerdir. Yahya b. Saîd el-Ensârî ve diger raviler onu Nafi’den
mevkuf olarak rivayet etmislerdir. Buna göre Nafi, “Ibn Ömer (r.a.)
Medine’ye bir veya iki mil mesafede teyemmümle ikindi namazını kıldı.
Medine’ye geldiginde günes yükselmisti, fakat o namazını tekrar kılmadı”
demistir. Zehebî de Telhîs’inde Hâkim en-Nîsâbûrî’ye katılmıstır.
Burada, “Bu rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.) veya Ibn Ömer (r.a.)’nın
mukim olduklarına dair bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda söz konusu
rivayet mukim iken teyemmüm edilecegine delil olabilir mi? Hz. Peygamber
(s.a.v.) veya Ibn Ömer (r.a.)’nın yolcu olmalarına ve Medine’ye
girmeden teyemmüm etmelerine engel nedir?” soruları sorulabilir. Hz.
Peygamber (s.a.v.)’in sözü edilen vakitte mukim veya yolcu olduguna dair
bilgi bulamadım. Nafi’in Muvatta’daki rivayeti ise Ibn Ömer (r.a.)’nın
mukim oldugunu kesin bir sekilde ortaya koymaktadır. Buna göre Nafi Ibn
Ömer (r.a.) ile birlikte Curf mevkiinden dönerken Mirbede geldiklerinde
Ibn Ömer (r.a.) devesinden inerek temiz toprakla teyemmüm etmistir. (el-
Muvatta, “Tahâret”, 121) Aynî’nin Umdetü’l-kârî’de (II, 166) belirttigine göre
Imam Safiî Curf’un Medine yakınlarında bir yer oldugunu, Zübeyr Medine’ye
bir mil, Ibn Ishak ise bir fersah uzaklıkta bulundugunu söylemislerdir.
Burası müslümanların savasa çıkacakları zaman ordunun toplandıgı bir
yerdir. et-Ta’lîku’l-mümecced’de (s. 74) zikredildigine göre Mirbed Medine’ye
bir veya iki mil uzaklıkta bir yerin ismidir. el-Bâcî, “Hadisten mukim
iken su bulunmadıgında teyemmüm edilecegi anlasılmaktadır. Zira
Curf ile Medine arasındaki mesafe seferi olacak kadar bir uzaklık degildir”
demistir. Imam Malik ve mensupları, Imam Ebû Hanife (r.a.) ve Imam Safiî
mukim iken teyemmüm edilebilecegi görüsünü benimsemislerdir. Zür-
TEYEMMÜM 365
kânî’nin nakline göre Züfer ve Ebû Yusuf ise mukim iken hiçbir sekilde
teyemmümün söz konusu olamayacagı görüsündedirler.
Konuyla ilgili Merâkı’l-felah’taki (s. 66) açıklama söyledir: Teyemmümün
sıhhatinin ikinci sartı, bir mil uzakta bulunmak gibi teyemmümü gerektirecek
mazeretlerden birinin bulunmasıdır. Bir mil, zannı galibe göre üç
fersah olarak kabul edilir. (Burada fıkhî konularda kesine yakın bilgiyle hareket
edilmesi gerektigine de isaret edilmelidir.) Tercih edilen görüs budur.
Yani âlimlerin çogunluguna göre tercih edilen görüs bir mil uzaklıkta bulunmaktır.
Bu uzaklıkta bir yere gitmekte güçlük vardır. Din de teyemmümü
güçlügü ortadan kaldırmak amacıyla mesru kılmıstır. Böyle bir durumda
kisi sudan bir mil mesafe uzaklıkta bulundugu için teyemmüm eder.
Dogru olan görüse göre kisi sehirde de olsa sudan bir mil uzaklıkta bulunması
teyemmümü mübah kılar. Bize göre de Ibn Ömer (r.a.)’nın uygulamasının
buna delâleti açıktır. Zira o Medine sehri sınırları içinde teyemmüm
etmistir. Bu, sehirde de olunsa su bulunmadıgında teyemmüm edilecegine
delâlet etmektedir.
13. Üzerinde Toz Bulunmayan Tasla Teyemmüm Edilebilecegi
306. Ebü’l-Cüheym b. Haris b. Sımme el-Ensârî’nin nakline göre Hz.
Peygamber (s.a.v.)’e selam verdiginde O (s.a.v.) önce duvara dogru gidip ellerini
ve yüzünü mesh etmeden selamını almamıstır. (Buhârî, “Teyemmüm”, 2)
Hadisle ilgili Aynî’nin açıklaması söyledir: Mezhebimizin bazı âlimleri
Ebü’l-Cüheym hadisinin tasla teyemmüm yapılabilecegine delil oldugunu
söylemislerdir. Zira Medine evlerinin duvarları siyah tastan yapılmıstır. Ibn
Battal’ın açıklaması söyledir: Hz. Peygamber (s.a.v.)’in duvarda teyemmüm
alması, Imam Safiî’nin teyemmümün toprakla olması sartının yanlıslıgını
ortaya koymaktadır. Zira bilindigi üzere söz konusu duvarların toprakla
bir ilgisi olmadıgı gibi duvar üzerinde toprak da bulunmamaktadır. Kirmânî
ise söz konusu hadisin Imam Safiî’nin yanlıslıgını ortaya koymadıgını
söylemistir. Zira ona göre duvarda topragın bulunmadıgı bilinmemektedir.
Böyle bir iddia açık bir zorlamadır. Çünkü duvarda her zaman toprak
bulunmayabilir. Ancak bu, hiçbir zaman bulunmayacagı anlamına gelmez.
Bazen de duvarda toprak bulunabilir. Hatta çogunlukla duvarlarda toz bulunur.
Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.)’in önce duvarı asasıyla eseledigi
sonra teyemmüm ettigi sahih olarak nakledilmistir. Bu durumda toprak bulunmaz
seklindeki mutlak ifade, bulunabilir seklindeki mukayyed ifadeye
göre anlasılmalıdır. Bize göre duvar tastan yapılmıssa üzerinde toprak ol-
366 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
maz. Zira tas topragı tutmaz. Bu, özellikle siyah yalçın tastan yapılan Medine
duvarları için geçerlidir. Kirmânî’nin, “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in önce
duvarı asasıyla eseledigi sonra teyemmüm ettigi sahih olarak nakledilmistir”
açıklaması ise dogru degildir. Çünkü söz konusu hadisi Imam Safiî,
Ibrahim b. Muhammed > Ebü’l-Huveyris isnadıyla rivayet etmistir. Yukarıda
zikrettigimiz üzere o zayıf bir hadistir. Begavî’nin onu hasen olarak niteledigi
ileri sürülebilir. Ancak bize göre bu dogru degildir. Çünkü isnaddaki
hem Imam Safiî’nin hem de hocasının hadis aldıgı raviler zayıftır. Dolayısıyla
Imam Malik ve diger âlimlerin de ifade ettigi gibi bu iki ravi hadisleri
delil olacak seviyede degildir. Ayrıca hadisin isnadında kopukluk da
bulunmaktadır. Isnada Ebü’l-Cüheym ile A’rec arasından Umeyr düsmüstür.
Daha önce de zikredildigi gibi Buhârî ve diger hadis âlimlerinin rivayetlerinde
isnadda Umeyr zikredilmektedir. Isnaddaki kopuklugu Beyhakî
de söylemistir. Hadisteki bir baska illet ise “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in önce
duvarı asasıyla eseledigi” kısmıdır. Bu kısım Ibrahim b. Muhammed dısındaki
ravilerin rivayetlerinde bulunmamaktadır. Bilindigi gibi hadisteki
ilave sadece sika raviler tarafından yapıldıgında kabul edilmektedir.
Bize göre asa ile tası eselemekle ondan toprak çıkmaz. Hadis sahih veya
hasen kabul edildiginde zahirinden Hz. Peygamber (s.a.v.)’in duvarı
asasıyla dıs yüzeyini temizlemek amacıyla eseledigi anlasılır. Hadisin hasen
oldugu ve eseleme ilavesinin sabitligi bir an için kabul edilecek olsa
bundan duvarın yüzeyine bulasmıs olan topragın giderilmesi gibi bir sonuç
lazım gelir ki bu durumda hadis Safiîlerin aleyhine bir delil olur. Bu konuda
Ibn Battal’ın açıklaması dogrudur. Kirmânî’nin ona cevabı ise zorlama
bir cevaptır. Daha önce zikrettigimiz Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, “Temiz
toprak müslümanın abdest suyudur” hadisi ile “Temiz yeryüzü ile teyemmüm
edin” (el-Mâide, 5/6) âyeti de görüsümüzü desteklemektedir. Zira âyet
ve hadiste zikredilen “saîd” kelimesi sadece topraga degil “Kaygan bir düzey
haline gelir” (el-Kehf, 18/40) âyetinde oldugu gibi yalçın tasa da samildir.
Bu durumda Merâkı’l-felah’da (s. 69) da zikredildigi üzere “saîd” kelimesini
sadece toprak olarak belirlemek dogru degildir. Ibn Abbas (r.a.)’in
toprak diye tefsir etmesi yer yüzeyinde galib olanın toprak olması sebebiyledir.
Onun bu yorumu “saîd” kelimesinin yer yüzeyini kapsayacak sekilde
anlasılmasına engel degildir.
307. Hz. Aise (r.anhâ)’nın nakline göre Resûlullah (s.a.v.) ailesiyle cinsel
iliskide bulunup kalkmaya üsendiginde elini duvara vurarak teyem-
TEYEMMÜM 367
müm ederdi. (Kalkınca da gusül ederdi.)
Hadisi Taberânî el-Mu’cemü’l-evsat’ta (I, 202) rivayet etmistir. Mecmau’z-
zevâid’de zikredildigi üzere isnadında müdellis ravilerden Bakıyye
b. Velid bulunmaktadır. Ancak bize göre bu durum hadisi delil olarak kullanmamıza
engel degildir. Zira burada tedlis irsal gibidir. Ayrıca Beyhakî’nin
su rivayeti de hadisi desteklemektedir. Buna göre Hz. Peygamber
(s.a.v.) cünüp iken uyumak istediginde abdest alır veya teyemmüm ederdi.
Fethu’l-bârî’de zikredildigi üzere isnadı hasendir.
Semhûdî’nin Hulâsatü’l-vefâ (s. 119) isimli eserinde zikrettigi üzere Hz.
Peygamber (s.a.v.)’in hanımlarının evlerinin duvarları tastandı. Evler çamurla
sıvalıdır. Genellikle duvarda toz bulunmamaktadır. Hz. Peygamber
(s.a.v.)’in duvarı asasıyla eseledigi de sabit degildir. Bu durumda üzerinde
toz olmayan duvarla teyemmümün yapılabilecegi ortaya çıkmaktadır.
14. Su Bulunacagı Ümidiyle Teyemmümü Vaktin Sonuna Ertelemenin
Müstehaplıgı
308. Serik > Ebû Ishak > Haris isnadıyla nakledildigine göre Hz. Ali
(r.a.), “Seferî iken cünüp olan kimse vaktin sonuna kadar bekler, su bulamazsa
teyemmüm ederek namazını kılar” demistir.
Haberi Dârekutnî (Sünen, I, 186) rivayet etmistir ve isnadı hasendir. Haberin
konuya delâleti açıktır. Metninde bulunan “Televveme” kelimesi
“bekler” mânasındadır. Teyemmümü vaktin sonuna kadar geciktirmenin
vacip oldugunu söyleyen herhangi bir âlim bulunmamaktadır. Su halde bu
müstehaptır.
309. Yahya b. Abdurrahman b. Hatıb’ın babası vasıtasıyla nakline göre
Hz. Ömer (r.a.) aralarında Amr b. As (r.a.)’in de bulundugu bir grupla birlikte
umreye gitmislerdi. Yolun bir kısmında gece istirahatı esnasında Hz.
Ömer (r.a.) ihtilam oldu. Sabah vakti ilerlemesine ragmen hiç kimsenin yanında
su bulunamadı. Hz. Ömer (r.a.) devesine bindi ve suya kadar geldi.
Haberi Imam Malik (“Tahâret”, 114), Ibn Vehb, Abdürrezzak b. Hemmam
(el-Musannef, I, 371), Saîd b. Mansur, Tahâvî rivayet etmislerdir. Ibn Vehb
söz konusu haberi Müsned’inde Süleyman b. Yesar’dan rivayet eder. Onun
Hz. Ömer (r.a.)’le birlikte bulunan sahâbîlerden birinin vasıtasıyla rivayetine
göre yanında su bulunmadıgı bir sırada cünüp olan Hz. Ömer (r.a.),
“Ne dersiniz? Hareket etsek günes dogmadan su bulabilir miyiz?” diye
368 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
sordu. Orada bulunanlar, “Evet” dediler. Bunun üzerine hareket ettiler, günes
dogmadan suya vardılar ve Hz. Ömer (r.a.) gusletti. Haber Kenzü’lummal’de
nakledilmektedir. Haberin birinci isnadı sahihtir. Ikinci isnadında
ise ismi zikredilmeyen bir ravi bulunmaktadır. Birinci isnaddan anlasıldıgına
göre ismi zikredilmeyen ravi Abdurrahman b. Hatıb olmalıdır. O sahâbeyi
görmüstür. et-Takrîb’de (s. 116) de ifade edildigi üzere o, büyük tabiilerin
sika olanları arasında zikredilmektedir. Kaldı ki isnadındaki söz konusu
kopukluk haberi delil olarak kullanmamıza engel de degildir.
Haberin su bulunmadıgı zaman teyemmümü vaktin sonuna ertelemeye
delâleti açıktır. Hz. Ömer (r.a.) birlikte bulundugu kimselerde suyun olmamasından
hareketle hemen teyemmüm etmemis, beklemis ve suyu bulduktan
sonra gusletmistir. Su halde suyun bir milden daha yakında oldugunu
düsünen kisi su aramalıdır. Abdürezzak b. Hemmam’ın Hz. Ali (r.a.)’den
nakli de bunu desteklemektedir. Buna göre Hz. Ali (r.a.), “Cünüp oldugunda
gücün yettigi ölçüde su ara, bulamazsan teyemmüm ederek namazını
kıl. Su bulursan guslet” demistir. (el-Musannef, I, 242) Konuyla ilgili Kenzü’lummâl’deki
(V, 143) açıklama söyledir: Ibn Ömer (r.a.)’nın Medine’ye bir
veya iki mil mesafede teyemmüm etmesi ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’i Mirbedü’n-
neam mevkiinde -ki tercih edilen görüse göre Medine’ye bir mesafe
uzaklıktadır- teyemmüm ederken gördügünü nakletmesi sebebiyle biz
sözü edilen mesafenin bir mil olarak takdir edilmesini uygun görmekteyiz.
Abdürezzak b. Hemmam rivayetinin isnadını bulamadım ancak metinde
Dârekutnî’den yaptıgımız rivayette oldugu gibi diger rivayetler onu desteklemektedir.
Bu yüzden onun hasen oldugu kanaatindeyiz.
368 Tespitlerimize göre müellif Bulûgu’l-merâm’da Hâkim en-Nîsâbûrî’nin hadisi rivayet
ettigi ve onun sahih oldugunu söyledigi seklinde verdigi bilgide yanılmıstır.
Bunun göz hatası oldugu anlasılmaktadır. Zira bir önceki hadisi Dârekutnî ve Hâkim
en-Nîsâbûrî rivayet etmis ayrıca sahih oldugunu söylemistir. Bu hadisi ise sadece
Dârekutnî (Sünen, I, 204) rivayet etmis, Bulûgu’l-merâm’da (s. 55) zikredildigi
üzere Ibn Huzeyme (Sahih, I, 96) ise sahih oldugunu söylemistir.