V. MEST ÜZERINE MESH

V.MEST ÜZERİNE MESH

1. Mest Üzerine Mesh Edilebilecegi
Bu baslık altında mestler üzerine mesh etmenin cevazı, abdestli iken giyilmis
olması sartı, cünüplükten yıkanırken çıkarılması gerektigi konuları
incelenecektir.
310. Saffan b. Assal (r.a.) anlatmaktadır: Resûlullah (s.a.v.) seferî iken
cünüplük dısında büyük abdest, küçük abdest ve uykudan dolayı mestlerimizi
çıkarmadan üç gün üç gece üzerine mesh edebilecegimizi emrederdi.
Hadis Nesâî (“Tahâret”, 98) ve Tirmizî (“Tahâret”, 71) tarafından rivayet
edilmistir. Hadisin lafızları Tirmizî’ye aittir. Hadisi Ibn Huzeyme de rivayet
etmis ve sahih oldugunu söylemistir. Bulûgu’l-merâm’da (s. 11) zikredildigi
üzere hadisin mestler üzerine mesh etmeye delâleti açıktır.
311. Ebû Bekre’nin nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.) abdestli olarak
giyilmesi durumunda mestleri seferî olanın üç gün üç gece, mukim kimsenin
ise bir gün bir gece giymesine izin verdi.
Bulûgu’l-merâm’da (s. 11) zikredildigi üzere hadisi Dârekutnî ve Hâkim
en-Nîsâbûrî rivayet etmistir. Hâkim en-Nîsâbûrî hadisin sahih oldugunu da
söylemistir.368
Hadisin baslıkta belirtilen hususların tümüne delâleti açıktır. Hadis meshin
azîmet degil ruhsat olduguna delâlet etmektedir. Bu hadisin “Emrederdi”
ifadesi bulunan yukarıdaki Saffan b. Assal (r.a.) hadisiyle çelistigi söylenebilir.
Zira emir hakiki mânasında vücup -ki hakiki manası budur- ifade
etmediginde mendupluk ifade eder. Bu anlamıyla emir, günah ve sevap söz
konusu olmayan ruhsata aykırıdır. Bize göre bu son derece yanlıstır. Öncelikle
fıkıh usulü kitaplarında ifade edildigi gibi emrin vücup, mendup veya
mubaha delâlet ettigi ihtilaflıdır. Dogrusu emir sözcügü degil de emir kipi
vücuba delâlette daha açıktır. Zira “emrolunduk” seklindeki ifade kullanım
bakımından vücup, nedb ve ibaha bildirmede müsterek olmaktadır. Ne
370 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
369 Hadisle ilgili Ibn Hacer’in açıklaması söyledir: Ibn Hazm hadisi isnadındaki Esed
b. Musa sebebiyle illetli oldugunu söylemistir. Ancak o bu tespitinde yanılmıstır.
Zira hadisin rivayetinde Esed b. Musa yalnız degildir (ed-Dirâye, I, 79).
370 Ayrıca bkz. Mecmau’z-zevâid, I, 255.
emir kipi ne de “Ümirnâ: Emrolunduk”, “Emerenî: Bana emretti” veya
“Kâne ye’murunâ: Bize emrederdi” seklindeki sözcükler ayrı bir delil bulunmadıkça
emredilen seyin vacip veya mendup olduguna delâlet etmez.
Vücup bunların hakiki anlamı degildir. Söz gelimi “Emerenî Rabbî: Rabbim
bana emretti” ifadesi, vücup, mendup veya mübah olarak Rabbim bana
izin ve ruhsat verdi mânasına gelmektedir. Böylece bu ifadede emir ve
ruhsat birlikte bulunmaktadır. Ikincisi, emrin vücuba delâlet etmemesi,
onunla mendubun kastedildigi anlamına gelmez. Baska bir delil bulunmadıkça
böyle bir durumda emrin en alt düzey olan mübahlıga hamledilmesi
daha uygun olur.
312. Enes b. Malik (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.), “Biriniz
abdest alıp mestlerini giydiginde dilerse cünüplük dısında onları çıkarmasın
ve onlara mesh ederek namazlarını kılsın” buyurmustur.
Bulûgu’l-merâm’da (s. 11) zikredildigi üzere hadisi Dârekutnî (Sünen, I,
201) ve Hâkim en-Nîsâbûrî (el-Müstedrek, I, 181) rivayet etmistir.369
313. Mestlerini çıkardıgında etrafındakilerin kendisine baktıklarını gören
Ebû Eyyüb (r.a.), “Ben Resûlullah (s.a.v.)’i mestleri üzerine mesh ederken
gördüm. Ancak abdest almak hosuma gidiyor” demistir.
Haberi Ahmed b. Hanbel (V, 421) ve Taberânî (el-Mu’cemü’l-kebir, IV, 152)
rivayet etmislerdir.370 Taberânî rivayetinde, Ebû Eyyüb (r.a.)’in kendisi
ayaklarını yıkadıgı halde baskalarına mest üzerine mesh etmeyi emrettigi,
bu durum hatırlatılınca da, “Mesh etmenin kolaylıgı size günahı bana aitse
benim durumum ne kötüdür” dedigi ilavesi bulunmaktadır. Mecmau’z-zevâid’de
zikredildigi üzere ravileri sikadır.
Hadisin mest üzerine meshin caizligine delâleti Ebû Eyyüb (r.a.)’in,
“Ancak abdest almak hosuma gidiyor” açıklamasıyla ilgilidir. Çünkü o
mest üzerine mesh ettikten sonra abdest almanın yani ayaklarını yıkamanın
müstehap oldugunu anlamıstır. Zira Ebû Eyyüb (r.a.) gibi takva sahibi kimselere
sünnete aykırı olan hususların hos gelmesi mümkün degildir. O
mestli iken ayakların yıkanmasının müstehap oldugunu ve mesh de edile-
MEST ÜZER‹NE MESH 371
371 Hadis sahihtir. Safiî, Müsned, I, 32; Ibn Ebî Seybe, el-Musannef, I, 179; Ibn Mâce,
“Tahâret”, 86; Dârekutnî, Sünen, I, 194; Ibnü’l-Cârûd, el-Müntekâ, I, 32; Beyhakî,
es-Sünenü’l-kübrâ, I, 276, 282; Ibn Huzeyme, Sahih, I, 96.
372 Hadis sahihtir. Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 61; Ibn Mâce, “Tahâret”, 86; Tirmizî, “Tahâret”,
71; Ibn Ebî Seybe, el-Musannef, I, 177; Ahmed b. Hanbel, V, 214; Ibn Hibbân,
Sahih, IV, 157; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 277.
bilecegini bilmekteydi. Kendisi azimeti seçerken baskalarına ruhsatı emretmekteydi.
Dolayısıyla onun söz ve uygulaması arasında bir çeliski bulunmamaktadır.
Suyûtî, Tedrîbü’r -râvî’de (s. 191) mest üzerine meshle ilgili hadisin yetmis
sahâbî tarafından rivayet edildigini yani mütevâtir oldugunu söyler.
2. Meshin Süresi
314. Abdurrahman b. Ebî Bekre’nin babasından nakline göre Resûlullah
(s.a.v.) mest üzerine meshin müddetini yolcu için üç gün üç gece, mukim
için bir gün bir gece olarak belirlemistir.
Zeylaî’nin nakline göre (Nasbu’r-râye, I, 87) hadisi Ibn Hibbân (Sahih, IV,
157) rivayet etmistir.371 Hadisin konuya delâleti açıktır. Ebû Bekre (r.a.)’in
benzeri bir rivayeti önceki konuda geçmisti.
et-Telhîsü’l-habîr’de (I, 59) zikredildigi gibi mest üzerine meshin belirli
bir süresinin olmadıgını ifade eden rivayetler de bulunmaktadır. Nitekim
Huzeyme b. Sabit (r.a.)’in “Resûlullah (s.a.v.) mest üzerine meshin müddetini
yolcu için üç gün üç gece, olarak belirledi. Eger biz, Resûlullah
(s.a.v.)’den (süreyi) artırmasını isteseydik artıracaktı” demistir. Hadisin son
kısmı Ebû Dâvûd tarafından rivayet edilmistir. Bu kısım Ibn Mâce’de, “Soran
kisi artırmasını isteseydi, Resûlullah (s.a.v.) mest üzerine mesh müddetini
bes gün olarak belirlerdi” seklindedir. Ibn Hibbân’da her ikisi de bulunmaktadır.
Tirmizî ve diger rivayetlerde ise sözü edilen ilave kısımlar bulunmamaktadır.
Tirmizî’nin nakline göre hadisle ilgili Buhârî, “Isnadda
bulunan el-Cedelî’nin Huzeyme b. Sabit (r.a.)’den semâı bilinmedigi için
bana göre hadis sahih degildir” demis, Yahya b. Maîn ise onun sahih oldugunu
söylemistir.372
Bu konudaki ikinci hadis Dârekutnî’nin (Sünen, I, 196) rivayetidir. Buna
göre Ukbe b. Âmir (r.a.) söyle anlatmıstır: Cuma günü Sam’dan Medine’ye
gitmek üzerine yola çıktım. Huzuruna çıktıgımda Hz. Ömer (r.a.),
372 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
373 Hadis zayıftır. Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 61. Hadis hakkında Ebû Dâvûd’un açıklaması
söyledir: Hadisin isnadında ihtilaf bulunmaktadır ve isnad zayıftır. Hadisi Ibn Ebî
Meryem ve Yahya b. Ishak es-Suleyhî Yahya b. Eyyüb’dan rivayet etmislerdir. Ancak
Suleyhî’nin isnadında ihtilaf edilmistir. Burada biz de, isnadında meçhulu’l-hal
(hadis rivayetine ehliyeti açıklanmamıs) olan Muhammed b. Yezid’in bulundugunu
da hatırlatmalıyız. Hadisi Ibn Mâce de (“Tahâret”, 86) rivayet etmistir. Ancak
onun isnadında da Muhammed b. Yezid bulunmaktadır.
“Mestlerini ayagına ne zaman giydin?” diye sordu. Ben, “Cuma günü” dedim.
“Onları hiç çıkardın mı?” diye sordu. “Hayır” seklinde karsılık vermem
üzerine o, “Sünnete uygun davranmıssın” dedi. Ebû Bekir, “Bu, garib
bir hadistir”, Ebü’l-Hasan ise, “Isnadı sahihtir” açıklamalarını yapmıslardır.
Bu konudaki üçüncü hadis Ebû Dâvûd’un Übey b. Umâre (r.a.)’den
naklettigi rivayettir. Buna göre o söyle anlatmıstır: “Ey Allah’ın Elçisi
mest üzerine mesh edeyim mi?” soruma Hz. Peygamber (s.a.v.), “Evet”
diye cevap verdi. “Bir gün, iki gün, üç gün müddetince mesh edebilir miyim?”
diye sormaya devam ettim. Hz. Peygamber (s.a.v.) de, “Evet istedigin
kadar” buyurdu.373 Hadisle ilgili Ebû Dâvûd’un açıklaması söyledir:
Ibn Ebî Meryem el-Mudarî’nin Yahya b. Eyyüb > Abdurrahman b. Rezin
> Muhammed b. Ebî Ziyad > Ubâde b. Nesiy isnadıyla naklettigine göre
Übey (üç gün mesh edebilir miyim, dedikten sonra sorusuna) yediye kadar
devam etti. Resûlullah (s.a.v.) de, “Evet uygun gördügün kadar meste devam
edebilirsin” buyurdu. Ebû Dâvûd açıklamalarına söyle devam etmistir:
Hadisin isnadında ihtilaf bulunmaktadır ve isnad zayıftır. Hadisi Ibn Ebî
Meryem ve Yahya b. Ishak es-Suleyhî Yahya b. Eyyüb’dan rivayet etmislerdir.
Ancak Suleyhî’nin isnadında ihtilaf edilmistir.
Mest üzerine meshin belirli bir süresinin olmadıgını ifade eden rivayetlerle
ilgili cevap amacıyla sunları söyleyebiliriz. Neylü’l-evtâr’da (I, 179)
zikredildigi üzere birinci hadisle ilgili Ibn Seyyidinnas’ın Serhu’t-Tirmizî’deki
açıklaması söyledir: Hadis sahih olsa da delil olarak kullanılamaz.
Çünkü hadis metninde geçen “Artırmasını isteselerdi, artırırdı” ifadesi,
meshin müddetinin artırılabilecegi hususunda zan ifade etmektedir. Zira
söz konusu ifade onların böyle bir soru sormadıklarını ve meshin müddetinin
de artırılmadıgını açık bir sekilde ortaya koymaktadır. Böyle bir durumun
bulunmadıgına delâlet eden bir haberle meshin müddetinin artabilecegi
sonucu nasıl elde edilebilir?
Ikinci haberde söz konusu edilen hükümden Hz. Ömer (r.a.)’nın vazgeçtigi
sahih haberle tespit edilmistir. Nitekim Neylü’l-evtâr’da (I, 178) zikredildigi
üzere hadisle ilgili Ibn Seyyidinnas’ın Serhu’t-Tirmizî’deki açıklaması
söyledir: Sahâbeden Hz. Ömer, Hz. Ali, Ibn Mes’ûd, Ibn Abbas,
Huzeyfe, Mugire, Ebû Zeyd el-Ensârî Ibn Abdilberr (r.a.e.)’nin belirttigine
göre tabiîn ve fakihlerin çogu meshin belirli bir süresinin bulundugu
görüsündeydiler. Bana göre ihtiyata uygun olan da budur. Çünkü mesh te-
MESH ÜZER‹NE MESH 373
vâtürle sabit olmus, bu hususta ehl-i sünnet ittifak etmistir. Gönül onların
ittifakına meyleder. Zira onların çogu, yolcu olmayan (mukim) için meshin
müddetinin bes vakit namazdan fazla yani bir gün bir gece, yolcu için on
bes vakit namaz yani üç gün üç gece oldugunda ittifak etmislerdir. Bir
âlim namazını kesin bilgiye dayalı kılmalıdır. Burada kesin bilgi, meshin
müddeti konusunda icmâ edilen süre dısında ayakları yıkamaktır. Âlimler
yolcu için üç günden fazlası, yolcu olmayan için ise bir günden fazlasında
icmâ etmemislerdir.
Burada vazgeçtigi tespit edildikten sonra Hz. Ömer (r.a.)’in, “Sünnete
uygun davrandın” açıklamasının önemi kalmadıgını ifade etmeliyiz. Muhtemelen
Hz. Ömer (r.a.) baslangıçta böyle düsünüyordu. Fakat daha sonra
dogruyu görünce bundan vazgeçmistir. Kaldı ki konuyla ilgili yer verilen
hadis merfûdur ve meshin süresini açık bir sekilde ortaya koymaktadır. Hz.
Ömer (r.a.)’in, “Sünnete uygun davrandın” ifadesi hükmen merfû olsa da,
bu konuda sarih olan merfû hadise karsı koyacak güçte degildir.
Zayıf olması sebebiyle üçüncü hadisle ilgili cevap vermeye, onun hakkında
açıklama yapmaya gerek görmüyorum. Burada Mecmau’z-zevâid’de
(I, 105) Meymune rivayetini de zikretmeliyiz. Buna göre onun, “Ey Allah’ın
Elçisi! Kisi mestlerini her vakitte çıkarmalı mı?” sorusuna Hz. Peygamber
(s.a.v.), “Hayır, uygun gördügü kadar meste devam edebilir” diye cevap
vermistir. Hadisi Ebû Ya’lâ (Müsned, XIII, 5) rivayet etmistir. Isnadında Dârekutnî’nin
leyse bi’l-kavi (o kadar güçlü degil) lafzıyla niteledigi Ömer b.
Ishak b. Yesar bulunmaktadır. Ibn Hibbân onu es-Sikât’ında zikretmektedir.
Bu hadis hakkında cevap mahiyetinde söylenmesi gereken, onun sahih
hadislerin bulundugu bir konuda delil olamayacagıdır.
3. Meshin Yapılıs Sekli
315. Hz. Ali (r.a.), “Eger din (akıl) ve re’yle olsaydı, mestin üstünü degil
de altını mesh etmek daha uygun olurdu. Halbuki ben, Resûlullah
(s.a.v.)’i mestlerinin üstüne mesh ederken gördüm” demistir. (Ebû Dâvûd,
“Tahâret”, 63)
374 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
374 Hadis sahihtir.
375 Onun rivayetinde “alâ zahri: sırtları üzerine” kısmı bulunmamaktadır.
376 Ibn Ebî Seybe’de isnaddaki el-Hanefî yerine es-Sekafî bulunmaktadır. Hadisi Beyhakî
de (es-Sünenü’l-kübrâ, I, 292) rivayet etmistir.
Bulûgu’l-merâm’da (s. 11) ifade edildigi gibi haberi Ebû Dâvûd hasen
bir isnadla rivayet etmistir. et-Telhîsü’l-habîr’de (I, 59) ise haberin isnadının
sahih oldugu belirtilmistir.374 Abdühayr dısındaki isnaddaki raviler Kütüb-
i sitte ravileridir. O ise muhadramundan güvenilir bir ravi olup Süneni
erbaa müellifleri ondan rivayette bulunmuslardır.
316. Zeyd b. Hubab > Halid b. Ebî Bekir > Salim b. Abdullah > babası
isnadıyla rivayet edildigine göre Hz. Ömer (r.a.), “Abdestli olarak giyilen
mestlerin üstlerini mesh etmeyi emretmistir” açıklamasını yapmıstır.
Nasbu’r-râye’de (I, 95) zikredildigi üzere hadisi Ibn Ebî Seybe (el-Musannef,
I, 178) rivayet etmistir.375 Halid b. Ebî Bekir dısındaki raviler Imam
Müslim’in de ravileridir. Tehzîbü’t-Tehzib’de (III, 81) zikredildigi üzere Ibn
Hibbân bazı hatalar yaptıgını ifade ederek onu es-Sikât’ına almıs, Ibn Sa’d
onun çok hadis rivayet ettigini belirtmistir. “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in
Abdest Alısı” baslıgı altında açıkladıgımız gibi burada söz konusu edilen
cerh ileri seviyede degildir. Ebû Hâtim’in onu “yüktebü hadisuhû: hadisi
yazılabilir” lafzıyla nitelemesi onun yer aldıgı isnadla nakledilen hadisin
delil olabilecegini göstermektedir. Nitekim Mîzânü’l-i’tidâl’de (I, 295) Ebû
Hâtim’in söz konusu ifadeyle makbul ravileri kastettigi belirtilmektedir.
317. el-Hanefî > Ebû Âmir el-Hazzâz > Hasan isnadıyla nakledildigine
göre Mugire b. Su’be (r.a.) söyle anlatmıstır: Bevlettikten sonra abdest alırken
Resûlullah (s.a.v.)’i gördüm. Mestleri üzerine mesh etti. Sag elini sag
mestinin, sol elini sol mestinin üzerine koyarak mestlerin sırtını bir defa
mesh etti. Su anda Resûlullah (s.a.v.)’in parmaklarını mestler üzerinde görür
gibiyim.
Nasbu’r-râye’de zikredildigi gibi hadisi Ibn Ebî Seybe (el-Musannef, I,
186-187) rivayet etmistir.376 Isnadda bulunan raviler Kütüb-i sitte ravileridir.
el-Hanefî, Abdülkerim b. Abdülmecid veya kardesi Ubeydullah olabilir.
Her ikisi de Kütüb-i sitte ravilerin olup sikadır. et-Telhîsü’l-habîr’de (I, 59)
hadis nakledildikten sonra, “Beyhakî hadisi benzeri lafızlarla Hasan > Mugire
(r.a.) isnadıyla rivayet etmistir ve isnadda kopukluk bulunmaktadır”
açıklaması yapılmaktadır. Bununla Hasan-ı Basrî ile Mugire (r.a.) arasında
MESH ÜZER‹NE MESH 375
377 Hadis zayıftır. Tirmizî, “Tahâret”, 71; Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 63; Ibn Mâce, “Tahâret”,
86. Tirmizî hadisle ilgili, “Ebû Zür’a ve Buhârî’ye sordugumda onun sahih olmadıgını
söylediler” açıklamasını yapmıstır. Ebû Dâvûd da, Sevr’in hadisi Recâ’dan
isitmedigini ifade ederek isnaddaki kopukluk sebebiyle hadisin zayıf oldugunu
söylemistir.
kopukluk bulundugu ifade edilmektedir. Ancak bize göre bu durum hadise
zarar vermez. Zira Hasan-ı Basrî önde gelen âlimlerdendir.
Hadislerin meshin yapılıs sekline delâletleri açıktır. Ancak Tirmizî’nin
Ebü’l-Velid ed-Dımaskî > Velid b. Müslim > Sevr b. Yezid > Recâ b. Hayve
> Mugire’nin katibi > Mugire b. Su’be (r.a.) isnadıyla rivayet ettigine
göre Hz. Peygamber (s.a.v.) mestlerin üstüne de altına da mesh etmistir.377
Tirmizî hadisle ilgili su açıklamayı yapmıstır: Bu, sahâbe ve tabiînden birçok
âlimin görüsüdür. Imam Malik, Imam Safiî ve Ishak b. Râhûye de bu
görüstedirler. Ancak hadis illetlidir. Çünkü onu Sevr b. Yezid’den Velid b.
Müslim’den baskası muttasıl olarak rivayet etmemistir. Ebû Zür’a ve Buhârî’ye
sordugumda onun sahih olmadıgını söylediler. Zira Abdullah b.
Mübarek onu Sevr > Recâ isnadıyla “Mugire’nin katibinden bana nakledildi”
seklinde Mugire b. Su’be (r.a.)’i zikretmeden dogrudan Hz. Peygamber
(s.a.v.)’den mürsel olarak rivayet etmistir.
Hadisle ilgili Ibn Hacer’in et-Telhîsü’l-habîr’deki (I, 59) açıklaması söyledir:
Imam Safiî onu el-Üm’de Ibrahim b. Muhammed b. Ebû Yahya vasıtasıyla
Sevr’den Velid b. Müslim gibi rivayet etmistir. Darekutnî de el-
Ilel’inde Muhammed b. Isâ b. Semî’in Sevr’den aynı sekilde rivayet ettigini
haber vermistir. Ebû Dâvûd, Sevr’in Recâ’dan hadis isitmedigini söylemistir.
Darekutnî hadisin Abdülmelik b. Umeyr > Mugire’nin katibi Verrad
> Mugire b. Su’be (r.a.) isnadıyla naklinde mestlerin altının mesh edildiginin
söz konusu edilmedigini ifade etmektedir. Darekutnî’nin Sünen’inde
(I, 195) yer alan rivayet sözü edilen illetin bulunmadıgını ima eder mahiyettedir.
Söyle ki Abdullah b. Muhammed b. Abdülaziz > Dâvûd b. Resid
> Velid b. Müslim > Sevr b. Yezid > Recâ b. Hayve > Mugire’nin katibi
isnadıyla nakledildigine göre Mugire b. Su’be (r.a.), “Tebük gazvesinde
Resûlullah (s.a.v.)’in abdest suyunu döktüm. Hz. Peygamber (s.a.v.) mestlerin
üstüne de altına da mesh etti” demistir. Sevr b. Yezid’in “haddesenâ
Recâ: Recâ bize semâ yoluyla rivayet etti” seklinde rivayet etmesi, onun
Recâ b. Hayve’den hadisi semâ yoluyla aldıgını ve isnaddaki sözü edilen
kusurun ortadan kalktıgını göstermektedir. Ancak Ahmed b. Ubeyd es-Saffar’ın
Müsned’inde Ahmed b. Yahya el-Hulvânî vasıtasıyla nakline göre
Dâvûd b. Resid Sevr b. Yezid hadisi “haddesenâ Recâ: Recâ bize semâ yoluyla
nakletti” seklinde rivayet etmedigini söylemistir. Bu durumda Dâvûd
b. Resid’in konuyla ilgili açıklamasında ihtilaf bulunmaktadır. Yukarıdaki
hadis âlimlerinin açıklamalarıyla birlikte degerlendirildiginde Dâvûd b.
376 SÜNNET‹N YÜCELT‹LMES‹
Resid’in açıklaması isnadın muttasıl olmasını gerektirecek durumda degildir.
Ayrıca bize göre konunun basındaki Hz. Ali (r.a.)’in açıklaması mestlerin
altının mesh edilmeyecegini ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in de bunu yapmadıgını
açıkça ortaya koymaktadır. Muhtemelen Hz. Peygamber (s.a.v.)
elini mestin altına belirli bir sebeple koymus ravi de bunu mesh olarak anlamıstır.
Nitekim Mugire (r.a.)’den yapılan rivayetlerin çogunda mestlerin
altının meshinden bahsedilmemektedir. Burada Tirmizî nüshalarında da bazı
farklılıkların bulundugunu ifade etmeliyiz. Nitekim o, zira Abdullah b.
Mübarek onu Sevr > Recâ isnadıyla “Mugire’nin katibinden bana nakledildi”
seklinde rivayet edildigini de söylemistir.
Bize göre dogru olan Ibn Hacer’in et-Telhîsü’l-habîr’deki su açıklamasıdır:
Esrem’in nakline göre Ahmed b. Hanbel, “Bu hadisi Abdurrahman
b. Mehdi’ye zikrettigimde ‘Abdullah b. Mübarek onu Sevr > Recâ isnadıyla
Mugire’nin katibinden bana nakledildi seklinde rivayet edilmistir’
diyerek” onun zayıf oldugunu söylemistir. Dârekutnî de Sünen’inde (I,
195) Abdullah b. Mübarek onu Sevr > Recâ isnadıyla “Mugire’nin katibinden
bana nakledildi” seklinde Mugire b. Su’be (r.a.)’i zikretmeden dogrudan
Hz. Peygamber (s.a.v.)’den mürsel olarak rivayet edildigini ifade
etmistir.
Ibn Hacer’in sözü edilen açıklamasını söyle degerlendirebiliriz: Tirmizî
ile ilgili söz konusu açıklama muhtemelen Tehzîbü’t-Tehzîb’deki (III, 266)
bilgilere dayanmaktadır. Buna göre Ahmed b. Hanbel, “Recâ b. Hayve
Mugire’nin katibi Verrad ile görüsmemistir” demis, aynı bilgiyi Tirmizî de
Buhârî ve Ebû Zür’a’dan nakletmistir. Bu, Ibn Hacer’in Tehzib müellifine
yaptıgı bir ilavedir. Tespitlerimize göre ise Recâ b. Hayve Mugire’nin katibi
Verrad ile görüsmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Her ikisi de
tabiînin üçüncü tabakasındandır. Recâ b. Hayve’nin sahâbeden rivayette
bulunmustur. Hadisi degerlendiren âlimler Tirmizî’nin zikrettigi illetten
söz etmemistir. Tirmizî’in ifadesi ise hadiste söz konusu illetin bulundugunu
belirtmektedir. Yukarıda ifade edildigi üzere Ebû Dâvûd da isnaddaki
kopukluk dısında bir kusur zikretmemistir. Sonuç itibariyle bu dikkate alınacak
bir kusur degildir. Ayrıca et-Telhîsü’l-habîr’de (I, 59) Ibn Ömer
(r.a.)’in mestlerin hem üzerini hem de altını mesh ettigine dair rivayetinin
sahih oldugu da ifade edilmektedir. Bunu Imam Safiî (Müsned, s. 16) ve Beyhakî
de (es-Sünenü’l-kübrâ, I, 291) rivayet etmislerdir.
Burada Dârekutnî’nin isnadını da incelemeliyiz. Onun isnadında bulu-
MESH ÜZER‹NE MESH 377
nan Abdullah, Ebü’l-Kasım el-Begavî’dir. Mîzânü’l-i’tidâl’de (II, 72) zikredildigi
üzere o, döneminin önde gelen âlimlerinden hadis hafızı, sadûk bir
ravidir. Dârekutnî, Hatib el-Bagdâdî ve diger âlimler onun güvenilir oldugunu
söylemislerdir. et-Takrîb’de (s. 54) ifade edildigi üzere Dâvûd b. Resîd,
Tirmizî dısındaki Kütüb-i sitte ravilerindendir. et-Takrîb’de (s. 231) zikredildigi
gibi Velid b. Müslim de çokça tedlis yapan biri olmakla birlikte
Kütüb-i sitte ravilerinden sika bir ravidir. Tirmizî rivayetinde hadisi “Ahberenâ:
Bize kıraat yoluyla nakletti” lafzını kullanarak rivayet etmesi bu rivayette
tedlis saibesi olmadıgını açıkça ortaya koymaktadır. Sevr b. Yezid
kader görüsünü benimsemesine ragmen et-Takrîb’de (s. 27) ifade edildigi
üzere sika ve saglam bir ravi olup rivayetleri Müslim dısında Kütüb-i sitte’de
yer almaktadır. et-Takrîb’de (s. 58) zikredildigi üzere Recâ b. Hayve
sika ve fakih bir âlim olup rivayetleri Kütüb-i sitte’de yer almaktadır. et-
Takrîb’de (s. 230) zikredildigi üzere Mugire’nin katibi de sika ve rivayetleri
Kütüb-i sitte’de yer alan bir ravidir. Mugire b. Su’be (r.a.) de rivayetleri
Kütüb-i sitte’de yer alan bir sahâbîdir. Aynî Serhu’l-Hidâye’de hadisle ilgili,
“Bu sebeple aralarında Imam Safiî’nin de bulundugu bazı âlimler
mestlerin altına mesh etmenin müstehap oldugunu söylemislerdir” demistir.
Hanefî âlimlerden Bedâi’ (I, 354) müellifi de yukarıda birkaç sayfa önce
zikrettigimiz üzere, “Bize göre de mestlerin alt ve üstünü mesh etmek
müstehaptır” demistir.
Hadisle ilgili müellifin degerlendirmesi söyledir: Söz konusu hadislerden
meshin yapılısı, Hz. Ali (r.a.)’in açıklamasından mestlerin üzerine
mesh etmenin farz oldugu, mestlerin hem altını hem de üzerini meshin ise
müstehap oldugu anlasılmaktadır. Böylece konuyla ilgili bütün hadislerle
amel edilmis olmaktadır. Rahmetü’l-ümme fî ihtilâfi’l-eimme müellifinin
de belirttigi gibi Imam Ebû Hanife (r.a.), Imam Safiî ve Imam Malik de
mestlerin hem alt hem de üzerini mesh etmenin sünnet oldugu görüsünü
benimsemislerdir. Dogrusu bu bilgiye sözü edilen hadisleri inceledikten
sonra vakıf oldum. O, “Meshin Yapılısı” baslıgı altında söyle demektedir:
Üç mezhep imamına (Imam Ebû Hanife (r.a.), Imam Safiî ve Imam Malik)
göre de mestlerin hem altını hem de üzerini mesh etmek sünnettir. Imam
Ahmed mestlerin sadece üzerine mesh etmenin sünnet oldugu görüsündedir.
Aslında mestlerin üzerine mesh etmenin sünnet ve yeterli oldugunda,
mestlerin sadece altını mesh etmenin ise yeterli olmayacagında ittifak bu-
378 Hadis için ayrıca bkz. Nasbu’r-râye, I, 183.
378 SÜNNET‹N YÜCELT‹LMES‹
lunmaktadır. Müellif konuyla ilgili sözlerini söyle tamamlamaktadır: Ibn
Abidîn’in de zikrettigi gibi bazı müellifler mestlerin altını mesh etmenin
müstehap oldugu görüsünün Hanefî mezhebine nispet edilmesini elestirmislerdir.
Bu durumda Tâbiu’l-âsâr’da (s. 88) da zikredildigi gibi mestlerin
altını mesh etmenin sözlük anlamında ve mestin altındaki tozu temizlemek
amacını tasıdıgı seklinde yorumlamak daha isabetli olacaktır.
4. Mest Ayakkabısı Üzerine Mesh Etmek
318. Bilal (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.) ayakkabıları ve
sarıgı üzerine mesh ederdi.
Neylü’l-evtâr’da (I, 96) zikredildigi üzere hadisi Ibn Huzeyme Sahih’inde
(I, 95) rivayet etmistir. Diger rivayette Bilal (r.a.), “Resûlullah (s.a.v.)’i
mest ayakkabıları ve sarıgı üzerine mesh ederken gördüm” demistir. Neylü’l-
evtâr’da (I, 175) belirtildigi üzere hadisi Ahmed b. Hanbel Müsned’de
(VI, 15), Makdîsî ise el-Muhtâre’de rivayet etmislerdir. Burada hadisin el-
Muhtâre’deki isnadının Kenzü’l-ummâl (I, 3) ilkelerine göre sahih oldugunu
söylemeliyiz.378
319. Ebû Abdullah’ın nakline göre Ebû Abdurrahman Abdurrahman b.
Avf (r.a.)’in Bilal-i Habesî (r.a.)’e Resûlullah (s.a.v.)’in abdest alısını sorarken
tanık olmustur. Bilal-i Habesî (r.a.) söyle cevap vermistir: Abdest
bozma ihtiyacını gidermek için dısarı çıkardı. Ben de ona su getirirdim. Abdest
alır, (basının ön tarafı ile birlikte) sarıgına ve mest ayakkabıları üstüne
mesh ederdi.
Hadisi Ebû Dâvûd rivayet etmis (“Tahâret”, 60) fakat sıhhatiyle ilgili bir
açıklamada bulunmamıstır.
Hadisi Hâkim en-Nîsâbûrî de (el-Müstedrek, I, 170) rivayet etmistir. Zeylaî’nin
belirttigine göre Ibn Huzeyme de Sahih’inde rivayet etmistir.379
Hadislerin mest ayakkabıları üzerine meshe delâleti açıktır. Allâme el-
Halebî’nin el-Kebir’de (s. 109) hadisle ilgili açıklaması söyledir: “Sarıga ve
basörtüsüne mesh etmeyi caiz görmediginiz halde bu hadisi nasıl delil olarak
zikrediyorsunuz?” diye sorulamaz. Çünkü biz, “Hadisin mest ayakka-
379 Hadis sahihtir. Hâkim en-Nîsâbûrî hadisin sahih oldugunu söylemis, Zehebî de ona
katılmıstır.
380 Hadis sahihtir.
381 Hadis için ayrıca bkz. Ibn Ebî Seybe, el-Musannef, I, 188-189; Beyhakî, es-Sünenü’l-
kübrâ, I, 285.
MESH ÜZER‹NE MESH 379
bısı üzerine mesh edilecegine delâletini, meshur seviyesine ulasan mestler
üzerine meshle ilgili hadislerce desteklendigi için kabul etmekteyiz. Hadisin
digerlerine delâleti ise meshur seviyesine ulasmayan delil ile çelistigi
ve desteklenmedigi için kabul etmemekteyiz.
5. Çoraplar Üzerine Mesh
320.Abdullah b. Mes’ûd (r.a.) çorapları ve pabuçları üzerine mesh ederdi.
Hadisi Taberânî el-Mu’cemü’l-kebîr’de (IX, 251) rivayet etmistir. Mecmau’z-
zevâid’de (I, 258) zikredildigi üzere isnadındaki ravileri güvenilirdir.
321. Mugire b. Su’be (r.a.)’in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.) abdest
almıs, çorapları ve pabuçları üzerine mesh etmisti.
Hadisi Tirmizî rivayet etmis (“Tahâret”, 74) ve hasen-sahih olarak nitelemistir.
380
322. Süfyan es-Sevrî > Mansur isnadıyla rivayet edildigine göre Halid
b. Sa’d, “Ebû Mes’ûd el-Ensârî kıldan yapılmıs çorapları ve pabuçları üzerine
mesh ederdi” demistir.
Avnü’l-ma’bûd’da (I, 62) zikredildigi üzere haberi Abdürrezzzak b.
Hemmam Musannef’inde (I, 199) rivayet etmistir.381 Isnadı sahihtir.
Hadislerin konuya delâletleri açıktır. Mugire b. Su’be (r.a.)’in söz konusu
rivayetini Ibn Hibbân Sahih’inde (IV, 167) Zeylaî de Nasbu’r-râye’de (I,
96) zikretmislerdir. Aynî hadis hakkında bazı muhaddislerin yaptıgı açıklamaları
Serhü’l-Hidâye’de (I, 368) nakletmekte ve onlara cevap vermektedir.
O söyle demektedir: Hadisle ilgili Nesâî Sünenü’l-kübrâ’da, “Bu rivayetinde
Ebû Kays’a mütabaat eden herhangi bir kimseyi bilmiyorum. Mugire
(r.a.)’den sahih olarak gelen rivayete göre Resûlullah (s.a.v.) mestleri
üzerine mesh etmistir” demistir. Hadisi es-Sünenü’l-kübrâ’sında (I, 283)
zikreden Beyhakî, “Hadis münkerdir. Süfyan es-Sevrî, Abdurrahman b.
Mehdî, Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Maîn, Ali b. Medînî ve Müslim b. Haccac
onun zayıf oldugunu ifade etmislerdir. Mugire (r.a.)’den sahih olarak
gelen rivayet, ‘Resûlullah (s.a.v.)’in sadece mestleri üzerine mesh etmis
oldugudur’ açıklamasını yapmıstır. Nevevî’nin açıklaması ise söyledir:
“Cerh ta’dile tercih edilir” kuralının ötesinde söz konusu âlimler görüslerinde
tek kalsalar bile Tirmizî’ye tercih edilirler. Halbuki her biri hadis hafızı
olan bu âlimler Mugire (r.a.) hadisinin zayıf oldugunda ittifak etmisler-
380 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
dir. Bu durumda Tirmizî’nin hadisle ilgili “hasen-sahih” nitelemesi kabul
edilemez. Nitekim Beyhakî de es-Sünenü’l-kübrâ’sında Ebû Muhammed
Yahya b. Mansur’un, “Müslim b. Haccac’ı bu hadisin zayıf oldugunu söylerken
isittim. O, ‘Ebû Kays el-Evdî ve Hüzeyl b. Surahbîl’den hadis alınmaz.
Üstelik onlar önde gelen hadis âlimlerinin Mugire (r.a.)’den ‘Resûlullah
(s.a.v.) mestleri üzerine mesh etmistir’ seklinde rivayet ettikleri hadise
muhalefet etmislerdir.
Bazı muhaddislerin sözü edilen açıklamalarını naklettikten sonra Aynî
bunlara cevap olarak söyle demektedir: Isnadda zikredilen Ebû Kays el-
Evdî, Abdurrahman b. Sirvan’dır. Buhârî onun rivayetini Sahih’ine almıs,
Ibn Maîn onun sika oldugunu söylemis, el-Cu’fî de onu sika ve sebt olarak
nitelemistir. Elestirilen diger ravi Huzeyl b. Surahbîl hakkında Iclî sika
demis, Buhârî de onun rivayetini Sahih’ine almıstır. Ayrıca onların rivayetleri
güvenilir ravilere aykırı degildir. Onlar farklı bir isnadla onlarda bulunmayan
ilâve bilgiler ihtiva eden hadis rivayet etmislerdir. Tirmizî ve
Ibn Hibbân da onların rivayetinin sahih oldugunu söylemislerdir. Bu durumda
Nevevî’nin, Tirmizî hakkında sözü nasıl kabul edilir de Tirmizî’nin
hadisle ilgili ‘hasen-sahih’ nitelemesi kabul edilmez? Tirmizî’nin bu hadis
hakkında verdigi sıhhat hükmü elestirildiginde diger hadisler hakkında verdigi
sıhhat hükümlerine nasıl güvenilecektir? Beyhakî’ye gelince o sadece
onun dedigini nakletmis ve üzerinde hiç düsünmeden ona itimat etmistir.
Çünkü o bu hadisin önde gelen hadis âlimlerinin rivayetlerine aykırı oldugunu
iddia etmektedir. Biz ise bunun aykırılık degil ilave bilgi ihtiva ettigini
söylemekteyiz. Sonuç itibariyle sözü edilen rivayetlerin isnadları hakkında
bizim görüsümüze sadece taassup sahibi kimseler karsı çıkmaya devam
edebilir.
Hadislerle ilgili müellifin açıklaması söyledir: Söz konusu hadislerin
konuya delâletleri açıktır. Hadislerde zikredilen pabuçların mesh edilmesi
söyle açıklanabilir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in amacı çorapları mesh etmek
iken bu arada meshin tamam olabilmesi için elleri pabuçlarına da gitmistir.
Yoksa ellerini pabuçlarına onları da müstakillen mesh etmek amacıyla
sürmemistir. Dogru olan da budur. Biz pabuçlara mesh edilecegi görüsünde
degiliz. Zira buna ihtiyaç yoktur. Ayrıca hadis, Kur’an’daki yıkama emrinin
terk edilmesini gerektirecek derecede söhrete ulasmıs degildir. Hadis
bizim görüsümüzle çelismemektedir. Hadiste zikredilen pabuçların meshinin
abdestli iken alınan abdestle nafile namazla ilgili oldugu da söylenebi-
MESH ÜZER‹NE MESH 381
lir. Bize göre Ibn Huzeyme’nin Sahih’inde (I, 100) rivayet ettigi hadis bunun
dogru oldugunu göstermektedir. Ibn Huzeyme, hadisi “Hz. Peygamber
(s.a.v.)’in Pabuçlarına Mesh Etmesinin Abdestsiz Oldugu Için Degil
Abdest Üstüne Abdest Alma Haline Mahsus Oldugunun Delili” baslıgı altında
Süfyan > Süddî > Abdühayr isnadıyla rivayet ettigine göre Hz. Ali
(r.a.) bir testi su isteyerek onunla hafifçe (uzuvları birer kere yıkayarak) bir
abdest almıs ve pabuçları üzerine mesh etmistir. Sonra da “Abdestli iken
Resûlullah (s.a.v.)’in abdesti böyledir” açıklamasını yapmıstır. Hadisi degisik
isnadlarla Zeylaî’nin Nasbu’r-râye’sinde (I, 99) zikredilmektedir. Üstat,
“Ancak bu, abdestin hafifçe (uzuvları birer kere yıkayarak) alınabilecegiyle
ilgilidir” demistir.
Imam Ebû Hanife (r.a.)’in çoraplara ancak deri ile kaplı yahut pabuca
ekli olması halinde mesh edilebilecegi görüsünde oldugu meshurdur. Konuyla
ilgili el-Hidâye’de söyle denilmektedir: Imam Ebû Hanife (r.a.) daha
sonraları mest gibi yol yürüyecek kadar sıkı ve kalın olduklarında çoraplara
mesh edilebilecegi hususunda Yusuf ve Muhammed’in görüsünü benimsemistir.
Bu durumda mesh gibi olacaklarından aynı hükmü alırlar. Çoraplar
üzerine mesh haber-i vâhid, ayakların yıkanması ise kesin delille sabittir.
Bu sebeple çoraplar üzerine mesh, ayakları yıkamanın yerine geçmez.
Ancak çorap, üzerine mesh edilmesi tevatürle sabit olan mest gibi oldugunda
bu caiz olabilir. Imam Ebû Hanife (r.a.)’in çoraplara mesh edilebilecegi
hususunda daha sonra Ebû Yusuf ve Muhammed’in görüsünü benimsedigi
tespit edildigine göre -ki fetva da buna göredir- konuyla ilgili
hadisi yorumlamaya ihtiyaç kalmamıstır. Bu sebeple biz hadisin zahirini
esas almaktayız. Imam Ebû Hanife (r.a.)’in önceki görüsünden vazgeçtigi
hakkındaki rivayete güvenmeyenlerin bazıları tarafından açıklandıgı üzere
hadisi çorapların deriden olması halinde üzerine mesh edilebilecegi seklinde
yorulması söz konusu edilebilir. Ancak hadiste çorabın mutlak olarak
zikredildigi ve bir fiili hikâye ettigi görülmektedir. Fiilleri umuma hamletmek
dogru degildir. Hadiste böyle bir ihtimal bulunsa bile bu konuda delil
olarak kullanılabilir mi? sorusunu sormak gerekir. Bu durumda hadis
her çoraba mesh edilebilecegine dair delil olabilecek seviyede degildir. Bu
haliyle hadis üstadımızın da ifade ettigi gibi Imam Ebû Hanife (r.a.)’in görüsüne
de engel teskil etmez.
382 HAD‹SLERLE HANEF‹ FIKHI
382 Heysemî hadisin zayıf oldugunu söylemistir (Mecmau’z-zevâid, II, 264). O hadisle
ilgili verdigi bu hükümde isabetlidir.
Burada konuyla ilgili Ibn Ebî Seybe’nin Musannef’indeki (I, 171) rivayetini
de zikredelim. Onun Hüseym > Yunus > Hasan > Su’be > Katâde
(r.a.) isnadıyla rivayet ettigine göre Saîd b. Müseyyeb ve Hasan-ı Basrî,
“Sıkı örülmüs çoraplar üzerine mesh edilir” demislerdir. Haberin isnadındaki
raviler Kütüb-i sitte ravileridir.
6. Sargı Üzerine Mesh
323. Ebû Ümâme (r.a.), “Uhud savasında Ibn Kami’e yaraladıgında Hz.
Peygamber (s.a.v.)’i abdest aldıgında sargıyı çözüp abdest suyuyla yara
üzerine mesh ederken gördüm” demistir.
Hadisi Taberânî el-Mu’cemü’l-kebîr’de (VIII, 131) rivayet etmistir.382
Mecmau’z-zevâid’de (I, 108) isnadında bulunan Hafs b. Ömer el-Adenî’nin
zayıf oldugu ifade edilmektedir. Ancak bizim tespitlerimize göre bu ihtilaflıdır.
Nitekim Tehzîbü’t-Tehzîb’te (I, 41) zikredildigi üzere Ibn Ebî Hâtim’in
nakline göre Ebû Abdullah et-Tahrânî, “Hafs b. Ömer el-Adenî bize rivayet
etti, o sika bir ravidir” demistir. Daha önce de ifade edildigi gibi bu tür
ihtilaflar hadisin delil olarak kullanılmasına engel degildir.
324. Hz. Ali (r.a.), “Bilek kemigim kırıldıgında Resûlullah (s.a.v.)’e (nasıl
abdest alacagımı) sordum. Sargı üzerine mesh etmemi emretti” demistir.
Kenzü’l-ummal’de (V, 151) zikredildigi gibi haberi Abdürrezzak b. Hemmam
(el-Musannef, I, 161), Ibnü’s-Sünnî ve Ebû Nuaym (tıpla ilgili olarak) rivayet
etmislerdir. Isnadı hasendir.
325. Münzirî, Ibn Ömer (r.a.)’nın sargı üzerine mesh ettiginin sahih oldugunu
söylemis, onun abdest alırken elindeki sargıya mesh ettigini diger
uzuvlarını ise yıkadıgını isnadıyla rivayet etmistir. (Fethu’l-kadîr, I, 139)
Hadislerle ilgili müellifin açıklaması söyledir: Hadislerin sargı üzerine
meshe delâlet ettigi açıktır. Fethu’l-kadir’de Ibn Ömer (r.a.) ile ilgili haber
nakledildikten sonra, “Bu konuda mevkuf hadis merfû hadis gibidir. Çünkü
dini bir vazifenin yerine baska bir sey ikame etmek re’yle tespit edilecek
bir husus degildir” açıklamasına yer verilmistir.
MESH ÜZER‹NE MESH 383