HANEFİ MEZHEBİ

 

Bu tasnifi 9. Osmanlı Şeyhülislamı, Müftiü’s – Sakaleyn Ahmed Şemsüddin İbn Kemal (k.s.a.), diğer bir adıyla Şeyhülislam Kemalpaşazâde yapmıştır.

 

 

1.MÜÇTEHİD-I MUTLAK (Dinde Müctehid)

Usûl ve şer’i mes’elelerde asla baska bir müctehidi taklid etmeyip mutlak olarak ictihad sahibi müctehidlerdir. Usûl ve kaideleri hazırlayarak naslardan hükümlerini çıkaran âlimlerdir. Bunlar mezheb sahipleri, mezheb kurucuları olan zatlardır.

  • İmam-ı A’zam Ebû Hanife (r.a.), İmam-ı Malik (r.a.), İmam-ı Şafiî (r.a.)
  • İmam-ı Ahmed İbn Hanbel (r.a.), İbrahim Nehâi, İbn Ebî Leylâ, Süfyan-i Sevrî gibi…

 

2.MÜÇTEHİD FI’L-MEZHEB (Bir mezhebde müctehid olanlar)

Doğrudan doğruya naslardan (şer’i delillerden) hüküm çıkarma yetkisine sahip ve kadir olduğu halde böyle yapmayıp bağlı bulunduğu mezheb İmamının ictihad yoluna uyarak onun usûl ve kaidelerine tabi olan müctehidlerdir.

  • İmam-ı Ebû Yûsuf, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Züfer (r.a.) gibi…

 

3.MÜÇTEHİD Fİ’L-MES’ELE (Muayyen bir meselede müctehid olanlar)

Mensubu bulunduğu fıkhî mezhebde hükmü bulunmayan mes’eleler hakkında ictihad etmeğe muktedir olan zata denir. Bunlar mezheb kurucusu İmama muhalefet edemezler.

  • Tahâvi, Serahsî, Pezdevî (r.a.) gibi…

 

4.ASHÂB-I TAHRİC (Tahric yapan fakihler)

Bağlı bulundukları mezhebde hükmü bulunmayan, sonradan meydana gelmiş mes’elelerin hükümlerini o mezhebin usûl ve kâidelerine göre bulup çıkarırlar, fakat kendileri ictihad edemezler.

 

 

5.TERCÎH YAPABILEN MÜÇTEHİDLER

Bir mezhebteki çeşitli ve birbiriyle çelişkili kavillerden, rivayetlerden birini deliline bakarak diğerlerine tercih etmeye muktedir olan ve “bu kavil sahihtir” diyebilen fakih kimselerdir.

 

 

6.TEMYİZ YAPABILEN FAKÎHLER

Bağlı bulunduğu mezhepteki zahir olan rivayetlerle nadir olan rivayetlerin arasını tefrik etmeğe ve kuvvetli olan kavillerle zayıf olan kavillerin arasını temyiz etmeye muktedîr olan fakihlerdir.

 

 

7.SADECE TAKLÎD YAPABILEN ZATLAR

İçtihad, tahric, tercihe selâhiyet sahibi olmayıp sadece kendi mezhebinin hükümleri ile mes’elelerin ve rivayetlerinin büyük bir kısmını hıfz etmiş ve bunları eserlerine dercetmiş zatlardır.

 

 

    MÜCTEHİD’DE BULUNMASI GEREKLI ŞARTLAR

1- Arapçayı bilmek: Usûl-ı fıkıh bilginleri, bir müctehid için arap dilini bilmenin zaruri olusu üzerinde ittifak etmislerdir.
2- Kur’an İlmine Sahip Olmak: Zira Kur’an, İslâm şeriatının direği, Allah’ın kıyâmete kadar baki olan kitabı ve bu şeriatın kaynağıdır.
3- Sünneti Bilmek: Bu şart üzerinde de ittifak edilmiştir. Sünnetin nasih ve mensuhunu, âmm ve hâss’ını, mutlak ve mukayyedini, tahsis edilmiş olanlarını bilmesi gerektiği gibi hadislerin rivayet yollarını, senedlerini, ravilerin kuvvet dereceleriyle birlikte hal ve yaşayışlarını da bilmesi gerekir.
4- Üzerinde icmâ ve ihtilaf edilen konuları bilmek.
5- Kıyas’ı bilmek (bütün şekil ve metodlarıyla).
6- Hükümlerin amaçlarını bilmek.
7- Doğru bir anlayış ve iyi bir takdir gücüne sahib olmak.
8- İyi niyetli ve sağlam itikad sahibi olmak.

 

 

İzah

İmam Gazalî bu hususta şöyle söylemektedir: «Müc­tehidin, Arapların konuşmalarını anlayacak ve kelimeleri kullanma­daki geleneklerini bilecek kadar Arapçaya vâkıf olması şarttır. Çün­kü müctehidin sarih bir ifadeyi, kelimelerin zahiri ve mücmel mâ­nâlarını, hakikat ve mecazlarını, umumi ve hususîlik gösteren yön­lerini, kesin ve kapalı ifadelerini, mutlak ve mukayyed oluşlarını, nass ve muhtevalarını, doğru ve yanlış olanlarını bilmesi gerekir. Bu vasıflar, ancak Arap dilinde ictihad derecesine ulaşmış kimselerde bulunabilir.»
Şer’î hükümleri bilme yollarını, bu hükümlerin kısımlarını, isbat yollarını, delalet şekillerini, şartlarını, mertebelerini, delillerin çatışmsı durumunda çatışmanın nasıl giderileceğini, ahkama dair âyet ve hadîslerin delalet ve sübut bakımından durumlarını, nâsih ve mensûh olanları ve üzerinde icma ve ihtilâf edilmiş olan meseleleri bilmesi, ayrıca teklif ifade eden hükümlere ait bütün hadîs-i şerîflerin lafız ve mânalarını, nâsih ve mensuhlarını rivâyet yollarını, râvilerin dere­ce ve hallerini, adalet ve hadîsi hıfz etme (zabt) gibi vasıflarını bil­mesi gerekir.

Bütün bunların ötesinde, ledünnî (kesbî değil vehbî olan) ilme sahip olması gerekir ki bu bu da Allah(c.c.) vergisidir.  ( Eski İst. Müf. Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı, Laikliğin Yetiştirdiği Fitne: Naylon Müctehidler)

 

Günümüzde müctehid yetişmesi için uygun şartlar var mıdır?

Şam bölgesinin en büyük âlimi İbni Ebi’d-dem: “Zamanımızın ilim adamlarında bu şartların bulunması zordur.”

Şeyh Keffal (r.a.) diyor ki: “Fetva iki kısımdır: Biri bütün ictihad şartlarına haiz kimsedir ki, bu bulunmaz, ikinci kısım da, mez­hep imamlarından birisine intisap eder, mesela, Şâfii’ye intisap et­mek gibi, onun mezhebini bilir ve onun usulüne hiçbir şekilde ters düşmeyecek bir şekilde mahir olur. Ondan bir şey sorulduğunda, mezhep imamının o konu hakkındaki nassını bilir ise, onunla cevap verir. Eğer imamın o konu hakkında bir nassını bilmiyorsa, imamı­nın metodunu takip ederek ve mezhebinin kaideleri üzerine ictihad yaparak fetva verir. Bu kısım ilim adamlan da kırmızı yakuttan daha az bulunur.”

İmamı Gazali, İhya’nın Taksimatül Münazaraat bölümünde şöyle demektedir: “İçtihad mertebesine ermeyenler ise -ki çağımızın bütün ilim adamlan böyledir- tabi olduğu mezhebin fetvasını nakil ederek cevap verir. Mensubu bulunduğu mezhebin fetvasının delilini zayıf görse bile, onu terk etmez.”

Bu konuda daha geniş bilgi edinmek isteyenler: Münavi’nin Şerhul Kebir’ine, İbnu Kasım’ın Cem’ul Cevami üzerindeki haşiyesi­ne, İbni Hacer’in Feteva’sına,  diğer usulü fıkıh kitaplarına bakabilirler.  (İsmail  en-Nebhâni, Huccetullahi ale alemin, sh: 774-775)