Sekizinci Kısım

Sekizinci Kısım

Hafs ibn Gıyâs ibn Talâk ibn Amr en-Nehâî el-Kûfî’nin Fazîletini Beyân Eder.

Hafs ibn Gıyâs ibn Talâk ibn Amr en-Nehâî el-Kûfî’nin Fazîleti
(481) İmâm Halebî şöyle der: Hafs, ilmi İmâm-ı A‘zam, Ebû Yûsuf ve Sevrî’den aldı.
(481) Ahmed bin Hanbel, İbn Ma‘în, Alî el-Medâyinî, İshâk ibn Râhûye ve Kûfe halkı, Hafs’tan şöyle rivâyet etmişlerdir: İmâm-ı A‘zam’ın fıkhını öğ-rendi. Kendisine Hârûn Reşîd [786-809], Bağdâd kadı-lığını verdi. Hilâfetinin zamanında tam bir adâletle muâmele etti. Hârûn Reşîd [786-809]’in zevcesi Sübeyte (Zübeyde)’nin vekîli olan sınır muhâfızını, bir kimsenin borcu için hapse attı. Sübeyte, Reşîd’e ısrar ve baskıyla onu azlettirdi ve yerine İmâm Ebû Yûsuf kadı oldu. Ondan sonra ona Kûfe kadılığını verdi, on üç yıl Kûfe’de müvellâ oldu.
(481) Amr ibn Hafs şöyle der: “Babam Hafs hasta olduğu zaman aklı başından gitti. Ben ağladım. Tekrar aklı başına geldi: “Niçin ağlıyorsun?” dedi. Ben de: “Senden ayrıldığıma ve kadılığı kabûl ettiğine” dedim. Babam: “Hiç ağlama; çünkü ömrümde harama uçkur çözmedim ve hasımlar biraraya geldiği zaman hükmün birisinin üzerinde kalmasını aslâ istemedim. (Eşit dav-ranıp adâletle hükmetmeye çalıştım)” dedi.
(481) Ebû Hişâm şöyle der: Bir gün Hafs, hasımlar arasındaki düşmanlığı gidermek için oturmuştu. Halîfeden bir adam geldi: “Seni halîfe istiyor” dedi. “Bunların da‘vâları sonuçlanmadan oraya gelmem” dedi. Husûmet ortadan kalkınca kalkıp Halîfe’ye gitti.
(482) İmâm Halebî, Ubeyd ibn Ginâm’dan şöyle rivâyet eder: Hafs ibn Giyâs, on beş gün hasta oldu. Oğlu Amr’a: “Şu yüz elli akçeyi al, vazîfem olan kadı-lığı on beş gündür yapmadığım için vâliye iâde et. Bu Müslümanların hakkıdır. Benim bunda hakkım yoktur” dedi.
(482) Hasan ibn Secâde şöyle der: “Hafs: “Vallâhi, ölü eti (lâşe) bana helâl olmadan kadı olmadım” dedi. İrtihâl ettiği zamanda arkasında miras olarak bir akçe bile bırakmadı. Dokuz yüz akçe borçlu olarak irtihâl etti ve “Kadılık onunla son buldu” dediler.
(482) Talak ibn Ginâm der ki: Hafs, namaza çıktığı zaman arkasından güzel bir kadın bağırıp “Ey kadı, beni biriyle nikâhla” dedi. Bana: “Ey Talak, git, bu kadını, şarap içmeyen ve râfızî olmayan bir kişiyle evlendir; çünkü râfızîlerde talâk-ı selâse162 tektir. Sarhoş olan ise boşadığını bilmez” dedi.
(482) İbn Ma‘în der ki: Hafs, kitâba bakmadan Kûfe’de dört bin hadîs rivâyet etti.
(482) İmâm Hârisî şöyle der: Hafs, Sevrî’ye az gidip gelirdi; çünkü Sevrî, İmâm-ı A‘zam’a varmaktan onu menederdi. Ne zaman bir hadîs-i şerîf duysa İmâm-ı A‘zam’a sunup ma‘nâsını ondan öğrenirdi.
(483) Hicret-i Nebeviyye’nin 94 [712] senesinde irtihâl etti. Allâh rûhunu şâd etsin ve kabrini nûrlandırsın. İşte kural işte saray! Düşünün de ibret alın, ey basîret sâhibleri!163