On Birinci Kısım

On Birinci Kısım

İmâm-ı A‘zam’ın Geriye Kalan Talebelerinin Fazîletleri, Başka Şehirlerden Gelip de Kendisinden İlim Alanların Fazîletleri.

Evvelâ Hammâd ibn İmâm-ı A‘zam’ı zikredelim:
(491) İmâm-ı Sem‘ânî der ki: “Künyesi: Ebû İsmâîl’dir. Evlâdından üç oğlu vardı. Biri Ebû Hayyân, biri İsmâîl ve Birisi Osman’dır. Halîfe Me’mûn [813-833], İsmâîl’e Bağdâd kadılığını verdi. İmâm-ı Saymerî der ki: “Hammâd’ın üstünlüğü zühd ve verâsı, fıkıh ve hadîs yazması idi.” İmâm Halebî, Fudayl ibn Dükeyn’den şöyle rivâyet eder: “Bir gün Hammâd şâhidlik için Şerîk’in yanına gitti. Şerîk, Hammâd’a: “Vallâhi, senin fercin ile karnın perhiz hâlindedir ve iyi bir Müslümansın” dedi.
(491) Sâhibü’l Manzûme İmâm-ı Nesefî, Abdullâh ibn İshâk’tan şöyle rivâyet eder: Hasan ibn Kahtabe, İmâm-ı A‘zam’a emânet olarak bin akçe bıraktı. Bazı kimseler, İmâm’a: “Emânetleri kabûl ediyorsun, emânetlerin kendisine mahsûs tehlikesi ve çok sıkıntısı vardır” dediler. İmâm: “Her kimin Hammâd gibi sâlih evlâdı varsa emânetleri kabûl eder” dedi. İmâm-ı A‘zam irtihâl ettikten sonra Hasan gelip emânetleri istedi. Hammâd, hazîne kapısını açıp yine Hasan’ın mührü ile mühürlenmiş keseyi ona teslîm edince Hasan: “Bu yine senin yanında dursun” dedi. Fakat Hammâd bunu kabûl etmedi. Hasan o kadar çok ısrar etti ama Hammâd râzı olmadı. Hasan: “Baban kabûl etti, sen niçin kabûl etmiyorsun?” deyince Hammâd: “Babamın halefi vardı, ona güvenip kabûl ederdi; ama benim güveneceğim bir halefim yok” dedi.
(491) Bişr ibn Velîd der ki: Hammâd, hevâ ehli ile tartışır ve delîller getirip onların kavillerini çürütürdü. Söz üstâdlarından hiç birine bu ma‘nâda delîller getirip hevâ ehlinin görüşlerini çürütmek müyesser olmadı.
(492) Medmînî, Muhammed ibn Mervânoğlu’ndan şöyle rivâyet eder: Hammâd, Kâsım ibn Ma‘în’den son-ra Kûfe’ye kadı oldu. Ondan sonra Bağdâd kadısı oldu. Sonra Basra kadısı oldu. Daha sonra felç olduğu için izin alıp evine döndü.
(493) Bir yerde, Yûsuf ibn Hâlid ve Hazret-i İmâm’ın vasiyetini zikretmiştik.
Şimdi Yûsuf ibn Hâlid’in Menkîbelerini zikrede-lim:
(492) İmâm-ı Saymerî [962-1045] şöyle der: Yûsuf ibn Hâlid’in İmâm-ı A‘zam ile pek çok sohbet ettiği vâkidir. Basra’ya kadı olup insanları iyi idâre edemediği için dövüldü ve daha sonra atıldı. İmâm Ebû Yûsuf, kadı ve vezir iken Hârûn Reşîd [786-809] ile Basra’ya gitti. İmâm Ebû Yûsuf’un yanında Yûsuf ibn Hâlid’i, andıkları zaman yanına gitti. Ondan sonra halk, kendi-sine yönelir oldu. Kendisi dünyayı bıraktı, vefât edin-ceye kadar halvete çekildi ibâdetle meşgûl oldu.
(492) Alî ibn Medmînî der ki: Yûsuf ibn Hâlid’in yanında idim. Halk, ayağa kalktı. Yûsuf: “Kalkmaları-nın sebebi nedir?” diye sordu. “Hilâl ibn Yahyâ geldi” dediler. Hilâl, Yûsuf’un yanına geldi. Yûsuf: “Ey Hilâl, senden bir mes’ele soracağım; ama cevâbında acele etme” dedi. “On rıtl164 hurmayı on rıtl hurmaya satmak nasıldır?” diye sordu. Hilâl: “Câizdir” dedi. Yûsuf: “Acele etme demedim mi?” dedi. Hilâl: “Niçin câiz olmasın?” dedi. Yûsuf: “Keyl (hacim) ile aldığı takdirde câizdir; vezn (ağırlık) ile aldığı takdirde câiz değildir” dedi. Yûsuf tekrar: “Kâfir elinde esir olan Müslüman esir Ramazan ayı diyerek Şa‘bân ayında oruç tutsa Ramazan yerine sayılır mı?” diye sordu. Hilâl: “Olmaz” dedi. “Şevval ayını oruçlu geçirse Ramazan yerine câiz olur mu?” dedi. Hilâl: “Olur” dedi. Yûsuf: “Peygamber salla’llâhu aleyhi ve sellem bayram günü oruçlu olmak-tan men etmedi mi?” dedi. Hilâl: “Câiz olur, zannettim” dedi. Zevcesine: “Ayın başlangıcının sonunda ve ayın sonunun başlangıcında benden boş ol, diyen kimse hakkında ne dersin?” diye bir soru daha sordu. Alî: “Kalkıp gittik. Yûsuf ibn Hâlid irtihâl ettikten birkaç gün geçtikten sonra Hilâl’i görebildim” der. Bu görüş-memizde dedi ki “Yol arkadaşının mes’elesi beni bir hayli yordu. Onun sorusunu daha bu gece çözüp soru-suna cevâb buldum. Buna göre ayın tamâmı otuz gün-dür. On beşi başlangıçtır. On beşinci gün başlangıcının sonudur. Ve on altıncı gün sonunun başlangıcıdır” dedi.
Birisi de Âfiye ibn Yezîd el-Evdî el-Kûfî’dir ki: Ensârdandır.
İmâm-ı Merğinânî [v. 1203], İmâm-ı Muhammed ve Hasan ibn Ziyâd’dan şöyle rivâyet eder: İmâm-ı A‘zam, Âfiye’ye çok değer verirdi. Âfiye çok fakihdi ve kavra-yışı çok güçlüydü. Ne zaman İmâm-ı Azam bir mes’ele nakletse, eğer Âfiye orada bulunuyorsa hüküm verir ve onu kitâba yazardı. Ne zaman orada bulunmasa İmâm: “Acele etmeyin, Âfiye gelsin” derdi; çünkü Âfiye’nin re’yi ile İmâm’ın re’yine muvâfık olursa hükmü yazar-lardı, yoksa yazmazlardı.
(493) İsmâîl ibn Hammâd ibn İmâm-ı A‘zam’ın şöyle dediği rivâyet olunur: Ceddim İmâm-ı A‘zam’ın ta-lebeleri arasında, halkasında büyük talebelerden on iki kişi vardı: Bunlar İmâm-ı Züfer, İmâm Ebû Yûsuf, Ha-san ibn Amr ve oğlu Hammâd, Dâvûd-ı Tâî, Kâsım ibn Ma‘an, Velîd, Ebyâz, İbn Muğîre, Hammâd ibn Ebû Süleyman, İbn Sabah, Âfiye ve Esed ibn Amr idi. İmâm-ı A‘zam “Hiç kimseye nereden alıp söylediğimi bilmeden ve bizden duymadan bizim kavlimizle fetvâ vermek ve bizden başkasına bunu rivâyet etmek helâl değildir” dedi.
Birisi Hayyân ve Birisi de Mindel [v.784]’dir.
Bunların ikisi de Alî el-Kûfî’nin oğludur.
(493) Ebû Alî el-Alâ Hemedânî der ki: “Mindel [v.784], Hayyân’ın küçük kardeşidir. Alî; Hâşim, Âsım, A‘meş, Leys, Hamîd ve başkalarından ilim öğrendi. Mindel, Mehdî [775-785]’nin halîfeliği zamanında Bağdâd’a gitti ve hadîs ilmi rivâyet etti. Fadl ibn Dükeyn, Muhammed ibn Salât, Cündel ibn Vâsık, Abdullâh ibn Sâlih, Mindel’den hadîs dinlediler. Re’yi ve fıkhı İmâm’dan dinleyip öğrendiler. Hazret-i İmâm, Hayyân ve Mindel’e muhabbet eder ve onlara ihsânda bulunurdu.
(494) Mu‘âz ibn Mu‘âz şöyle der: Kûfe’ye geldim. Mindel’den daha verâlı ve zâhid bir kimse görmedim. Ca‘fer ibn Avn şöyle der: “İmâm’ın meclisine bu iki kardeşten daha çok devâm eden yoktu. İmâm Halebî şöyle der: Mindel, Hayyân’dan daha çok meşhûrdur. Mehdî’nin halîfelik zamanında hicretin 168 [794] yılın-da Kûfe’de irtihâl etti. Mehdî, Hayyân ile Mindel’i Kûfe’den Bağdâd’a getirtti. Mehdî’nin yanına girdikleri zaman Mehdî: “Mindel hanginizdir?” dedi. Mindel: “Hayyân budur” dedi.
(494) Ebû Hâşim der ki: “Mindel’in önünden bir câriye geçti. Elinde bir sepet hurma vardı. Alî ibn Alî’nindi. Mindel’in çevresinde muhaddisler toplanmış-tı. Mindel, hurmanın hediye olduğunu zannetti. “Önü-me getirin” dedi. Câriye hurmayı Mindel’in önüne ge-tirdi, Mindel yedi. Câriye gidip efendisine haber verdi. Efendisi câriyesine: “Seni, Allâhü Te‘âlâ için âzâd et-tim” dedi.
(494) Ebû Vezâ ibn Yahyâ şöyle der: “Mindel’in vefâtı yaklaşınca kardeşi Hayyân yanına girip: “Ey kar-deş, borcunu bana bırak” dedi. Mindel: “Senin borcunu ben götürüyorum” dedi.
Mindel’e Ömer diye hitâb ederlerdi. Şiir:
‘aceben yâ ‘amra min ğafletinâ
ve’l-menâyâ makbûlât ‘ankâ
Amra gafletimizden şaşırdık
Büyük ve makbûl gâyelere
kâsedât nahvenâ masra‘ate
yetehallena ileynâ’t-terkâ
Hatâlarımız sayıca çoktur
Terketmemiz bize gerektir
fe-izâ ezkür fikdânî ehî
inkalebet fî’l-hâfi erkâ
Kardeşimin yokluğunu ne zaman hatırlasam
Dostluktaki yüksek değeri ağır basar
ve izâ ezkür fikdâni kablehû
haffet men ya‘niku ratkâ
Ondan önceki yokluğunu hatırlayınca
Boynuma sarılması üzüntümü hafifletir.
ve ehî eyye ehin misle ehî
kad câra fî külli hayrin sebekâ
Benim senin gibi bir kardeşim nerede!
Bütün hayır işlerinde önde giden.
Birisi de Alî ibn Müs‘ir el-Kûfî’dir.
İmâm’a devâm ederek fakîh olmuştur. İmâm’dan çok ilim dinleyip öğrendi.
(495) İmâm İsferâyânî şöyle der: “Alî, sebebe iyi sa-rılmasından fakîh oldu. İmâm’dan öğrendiği mes’eleleri Süfyân’a naklederdi. Alî der ki: Bir gün Süfyân’la bir-likteydim. İmâm-ı A‘zam, bana sert sert baktı. Ben: “Gözünden düştüm” dedim. Utanarak huzûruna vardım. Bana dedi ki: “Kendisinin öğrenmesi için onu niçin bırakmazsın?”
(495) Alî şöyle der: “İmâm, âhirete intikâl etti ve benden râzı değildi. Sabah üzeri İmâm’a, akşam Süfyân’a giderdim. Süfyân bana: “Bugün şeyh ne de-di?” derdi. İmâm’dan duyduğum mes’eleleri ona nakle-derdim. İmâm-ı A‘zam, bana: “Sana teşekkür etmeyen bir kimseye niçin ilim öğrenmek için gidiyorsun?” derdi.
(495) İmâm Halebî, Hasan ibn Hammâd’dan şöyle rivâyet eder: “Fıkıh ilmini dört kişi hadîs ezberler gibi ezberlerdi. Biri İmâm-ı Züfer, biri Ya‘kûb, biri Esed bin Ömer ve Birisi de Alî ibn Müs‘ir’dir.
Süfyân, Câmi‘ adlı kitâbını kendisinden ödünç al-mıştır diye şübhe etmiştir.
Birisi de Kâsım ibn Ma‘an’dır.
(495) İmâm-ı A‘zam radıyallâhu anhe devâm etti ve fıkhı İmâm’dan aldı. Rivâyeti de İmâm’dan yaptı. Şerîk [697]’ten sonra Kûfe’ye kadı oldu. Fıkıhta imâmdı ve Arabî ilimlerde deryâydı.
(495) Rivâyetleri hep İmâm-ı Muhammed’e daya-nırdı.
(495) İmâm İsferâyânî, Abdullâh ibn Ahmed bin Hanbel [780-855]’den şöyle rivâyet eder: Babamdan Kâsım’ı sordular. “Sika kimsedir” dedi. İbn Mehdî der ki: Kâsım, Kûfe’de kadı idi ve kadılıktan ücret almazdı. Şâir ve nahiv bilgini (dilci) idi.
(496) Sahr ibn Abdülcebbâr der ki: Kâsım’a: “İbn Mes‘ûd evlâdındansın, Ebû Hanîfe hizmetçilerinden olmağı niçin seçtin?” dediler. “İmâm-ı A‘zam ile herkes sohbet etti, kendisinden istifâde etti” dedi.
Birisi Esed ibn Amr ibn Âmir ibn Eslem ibn Muğis ibn Sekr ibn Ebû Münzir ibn Zehm el-Becelî el-Kûfî’dir.
İmâm’a devâm etti ve ona sımsıkı bağlandı, hadîs ilmini İbrâhîm ibn Cerîr ibn Abdullâh, Mutarrif ibn Zarîf, Zeyd ibn Ebû Ziyâd ve Haccâc ibn Ertâh’dan aldı. Kendisinden Ahmed bin Hanbel, Muhammed ibn Bekâr, Ahmed ibn Munî ve Hasan ibn Muhammed ez-Za‘ferânî rivâyet ettiler. Şeyd tarafından Bağdâd ve Vâsıt’a müvellâ oldu. Hârûn Reşîd [786-809] ile birlikte hacca gitti. Künyesi Ebû Amr’dır. Gözünde görme zaafı hâsıl olunca kendisini kadılıktan azl ettiler.
(496) İmâm Halebî, Yahyâ ibn Ma‘în’den şöyle rivâyet eder: Esed, sadık ve sika bir kimseydi.
(496) İmâm-ı Hammâd ibn İbrâhîm el-Buharî, Ebû Hişâm er-Rifâî’den şöyle rivâyet eder: Esed’i görsen onun fıkhından ve diyânetinden râzı olurdun.
(496) Yahyâ ibn Ma‘în [v.847] şöyle der: Şayet Esed’in kadılığı kabûl etme huyu olmasaydı kendisinin üzerine bir kimseyi tercîh etmezdim.
(497) Nusayr ibn Yahyâ, Esed ibn Amr’ın şöyle de-diğini nakleder: “Şeyhlerden duyduğum hadîsleri İmâm-ı A‘zam’a arz ederdim. O da mensûh ve gayrimensûhu ayırıp bana açıklardı.”
(497) Muhammed ibn Semâ‘a der ki: Bir gün İmâm-ı A‘zam, talebelerine bir mes’ele sordu. Esed ibn Amr’dan başka hiç kimse bilemedi. İmâm-ı A‘zam: “Pek güzel” dedi. Hicretin 189 [805] yılında irtihâl etti. Allâh rûhunu şâd etsin ve kabrini nûrlandırsın. İşte kural işte saray! Düşünün de ibret alın, ey basîret sâhibleri!165
Şimdiye kadar İmâm’dan ilim öğrenenleri bildirdik. Bundan sonra doğudan ve batıdan birçok şehirden İmâm-ı A‘zam’a gelip ondan hadîs ve fıkıh rivâyet edenleri bildirelim.
(497) Önce Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Mü-nevvere’den gelenleri bildirelim. Ondan sonra öbür şehirlerden gelenleri bildiririz. Şimdi zikredeceğimiz kişiler bulundukları şehirlerde ilim, hadîs, fıkıh, tefsîr, edebiyat ve nahiv ilmiyle meşhûr olmuşlardır. Bunlar: dîn, diyânet, verâ, zühd ve takvâ sâhibi kimselerdir. Hiçbir imâmın bunlar gibi talebesi yoktur. Her birisi, imâmdır ve kendisine uyulmağa ve örnek alınmağa ehaktırlar. İmâm-ı A‘zam’dan rivâyet eden: Kûfe ulemâsı şunlardır: Hakem, İbn Uyeyne, İbn Ebû Leylâ, İbn Şübrüme, Sevrî, Şerîk, Hasan ibn Sâlih ve daha niceleridir… Medîne ulemâsı şunlardır: Yahyâ ibn Sa‘îd, Rebî ibn Abdurrahman, Mâlik ibn Esed ve Hişâm ibn Urve’dir. Mısır ulemâsından bir kısmı: İbn Hey’a, Leys ibn Sa‘d’dır. Cezîre ulemâsından: Abdullâh ibn Ömer’dir. Basra ulemâsından: Harran, Eyyûb Sicistanî, İbn Avn, Süleyman Teymî, Hişâm Destevâî ve Sa‘îd ibn Ebû Arûbe ki bunların hepsi Basra ehlindendir. Heşîm ve Hâlid ibn Abdullâh ise Vâsıt’tandır. Yemen ulemâsından: Muammer’dir. Horasanlılar ve Mâverâu’n-nehr ulemâsından da: Çok kimseler vardır. Fıkıh ve ma‘rifette İmâm-ı A‘zam’ın talebeleri gibi başka bir imâmın talebesi zuhur etmedi. İmâm’dan faydalandıkları gibi hiçbir âlimden faydalanmadılar. Bilhassa anlaşılması zor hadîsleri tefsîrde ve hüküm çıkarılması çok zor olan mes’elelerde İmâm-ı Şâfiî ve Zâhid İmâm Ahmed ibn Hanbel [782-855], İmâm-ı A‘zam’ın talebelerinden değiller midir? Her ikisinin de iftihârı ve meşhûr olmalarının açık sebebi İmâm-ı A‘zam radıyallâhu anhin talebelerinden olmaları itibâriyle olup bu husûs reddedilmiş veyâ inkâr edilmemiştir.
Önce Mekke Ulemâsından başlayalım.
Bunların hepsi İmâm-ı A‘zam’dan rivâyet etmişler-dir. Biri Amr ibn Dînâr, birisi Abdülazîz ibn Revâd’dır. İmâm’dan hadîs sorarlardı. Biri adı geçen Abdülmecid ibn Abdülazîz, birisi Vehîb el-Mekkî’dir. Süfyân ibn Uyeyne el-Kûfî (ki Mekke’de otururdu), Abdullâh ibn Recâ, Abdullâh ibn Velîd el-Hüzelî, Sa‘îd ibn Sâlim, Süleyman (ve Sâlim) ibn Nâfi’ el-Hisâb el-Mekkî, Fudayl ibn Iyâz [v.802]’dır. Hâris ibn Umeyr, Hazret-i İmâm-ı A‘zam’dan bir hikâye rivâyet etmiştir. Biri İbrâhîm ibn İkrime el-Mekkî’dir (ki Kûfe’de oturmuş-tur). Biri Abdullâh ibn Yezîd Mukrî’dir (Abdullâh el-Mekkî) ki İmâm-ı A‘zam’dan 900 hadîs dinlemiştir. Biri Yahyâ ibn Süleyman, birisi Hallâd ibn Yahyâ ibn Safvân’dır. Birisi Yesa ibn Talhâ, Hanzala ibn Süfyân’dır. Birisi Dâvûd ibn Abdurrahman ibn Hamza ibn Hâris ibn Ömer, Hâlid ibn Yezîd el-Ömer’dir, birisi Ebû Sa‘îd Tâif el-Mekkî’dir, birisi Ömer ibn Kays el-Mekkî’dir, birisi Abdullâh ibn Meymûn ve biri de Yahyâ ibn Ebû Amr’dır. (Toplam: 23)
Medîne Ulemâsından:
(498) Ca‘fer ibn Muhammed es-Sâdıktır. Biri Rebî‘a ibn Abdurrahman’dır. Birisi Mâlik ibn Enes’tir. İmâm-ı A‘zam’dan mes’eleler sorar, sözünü kimseye söyleme-den dinler ve kavliyle amel ederdi. Birisi Muhammed ibn İshâk ibn Beşşâr’dır. Kitâbu’l-Megâzî’nin yazarıdır. Birisi Ubeydullah ibn Ömer el-Ömerî’dir. Birisi Abdü-laziz ibn Ebû Hâzim’dir. Birisi Abdülaziz ibn Muham-med’dir. İkisi İmâm-ı A‘zam’ın kavlini kabûl ederlerdi. İbrâhîm ibn Ebû Fudeyk, Muhammed ibn İsmâîl, İbrâhîm ibn Sa‘d, Hasan ibn Alî Hâşimî, Muhammed ibn Zeyd ibn Alî ibn Hüseyn, Muhammed ibn Alî ibn Hüseyin ibn Alî, Abdurrahmân el-Kureyşî, Nâfi’ ibn Nu‘aym el-Mukrî, Hatim ibn İsmâîl el-Kûfî; Medîne’de oturmuştur. Birisi Muhammed ibn Abdülazîz ibn Ebû Seleme el-Mâcesûn’dur. Medîne imâmlarının büyükle-rindendir. Birisi İsmâîl ibn Yahyâ ibn Ubeydullah el-Kureyşî, Muhammed ibn Abdurrahman el-Mahzûmî, Muhammed ibn Ömer el-Vâkidî, Abdullâh ibn Abdülmelîk ibn Abdülazîz ibn Ebû Seleme’dir. (Top-lam: 21)
Kûfe Ulemâsından:
(498) Kebîr ibn Kebîr Süfyân ibn Sa‘îd ibn Mesrûk es-Servî el-Kûfî [v.778]’dir. İmâm-ı A‘zam’dan gizli ve açık rivâyette bulunmuş ve İmâm-ı A‘zam’ın bazı hâl-lerini bildirmiştir. Birisi Ebû Hâşim, Muğîre ibn Maksem ez-Zabî’dir. Ammâr ibn Zurayk, A‘meş’in arkadaşlarındandır. Hammâd ibn Ebû Süleyman el-Eş‘arî el-Kûfî, Bilâl ibn Mirdâs el-Fezârî’dir. Birisi Kûfe kadısı olan Muhammed ibn Abdurrahman ibn Ebû Leylâ [693-765]’dır. İmâm-ı A‘zam ile düşmanlığı var-ken yine İmâm’ın kavliyle fetvâ verirdi. Ebû Muâviye der ki: “Şeyhlerimiz böyle fetvâ verirlerdi. Ne zaman fetvâları İmâm’ın fetvâsına uygun olursa sevinirlerdi.” Ebû Muâviye’ye: “Şeyhler dediğin kimlerdir?” dediler. “İbn Ebû Leylâ’dır” dedi. Birisi de Abdullâh ibn Şübrüme ez-Zabbî (Zebîdî)’dir. Birisi Rukayye ibn Musadaka’dır. İmâm-ı A‘zam ile sohbet eder ve İmâm’ın kavlini kabûl ederdi. Birisi Mis‘ar ibn Kidâm’dır. Kûfelilerin övünmelerinden uzun uzadıya bahsedilmiştir. Birisi İsmâîl ibn Hâlid et-Tâbiî’dir. İmâm-ı A‘zam’dan soru sorardı. Şerîk ibn Abdullâh’tır. İmâm-ı A‘zam’a nefreti varken yine İmâm’ın kavliyle amel ederdi. Kûfe kadısı olan Muhammed ibn Ebû Abdullâh ibn Ebû Süleyman el-Ferâmî’dir. Kûfe’nin imâmlarındandı. Birisi Abdurrahmân el-Kureyşî’dir. Nâfi’ ibn Ebû Nu‘aym el-Mukrî’dir. Hatim ibn Hâtim ibn İsmâîl el-Kûfî’dir. Medîne-i Münevvere’yi yurt edinmiştir. Ebû İshâk ibn Süleyman ibn Fîrûz’dur. İshâk ibn Süleyman’dır. İmâm’dan soru sorardı. Birisi İbn Ebû Abdurrahmân’dır. Birisi Ömer ibn Zer’dir. Kûfe’nin imâmlarından ve zâhidlerindendi. İmâm’dan soru sorar ve va‘z meclisinde İmâm’a duâ ederdi. Birisi Amr ibn Muhammed el-Kûfî, Ebû Osman el-Müzenî, Zekeriyâ ibn Ebû Zâyide, Abdülmelik ibn Süleyman, Leys ibn Ebû Süleyman’dır. Birisi Mutarrif ibn Tarîf’dir ve biri oğlu Yahyâ ibn Tarîf’dir ve İbn Ebû Zekeriyâ’dır. Bunlar Kûfe’de hadîs imâmlarının büyük-lerindendir. İmâm-ı A‘zam’dan ilim alıp İmâm’ın menkîbelerini anlatırlardı. Mâlik ibn Muğavvel el-Becelî’dir. Sevrî’nin üstâdı İsmâîl ibn Abdülmelik ibn Ebû Sağîr’dir. Birisi Hallâd ibn Yezîd, Besâm166 ibn Abdullâh es-Sayrafî, Esed ibn Mansûr ibn Mu‘temir, İbrâhîm ibn Ebû Zeberkân167, Âsım ibn Ebû Necûd, Kûfe’deki iftihâr edilenlerdendir. İmâm’dan soru sorar-dı. İmâm cevâb verince İmâm-ı A‘zam’a “Allâhü Te‘âlâ, sana iyilik versin” diye duâ eder ve “Bu cevâblar insana ne güzel ferahlık veriyor” derdi. Bunun uzun uzadıya açıklamasını yapmıştık. Ve biri Hamza ibn Habîb el-Mukri’z-Zeyyâd’dır. Biri Süleyman ibn Îsâ el-Mukrî’dir. Ve biri kardeşi Hafs ibn Îsâ ibn Hasan ibn Ebû’l-‘Amâre’dir ki İmâm-ı A‘zam’ı gasleden biridir. Birisi Yâsîn ibn Mu‘âz168 ez-Zeyyâd’dır. İmâm’dan mes’ele sorardı. Biri Ya‘kûb ibn Ebû Münsid169’dir ki Süfyân ibn Uyeyne’nin dayısıdır. Biri Huzeyme170 Sabbâğ’ın kardeşi Yûsuf ibn Meymûn’dur. Birisi Ebû Berde et-Teymî’dir. Biri Mesâvir171 ibn Verdân el-Verrâk’dır. Hikâyesi anlatılmıştır. Biri Sâlih ibn Hayy Hemedânî’dir. Biri Hâşim ibn Adiy et-Tâî el-Kûfî’dir. Biri Ebû Bekr ibn Abdullâh en-Nehşelî’dir. Biri Hafs ibn Hamza el-Kureyşî’dir. Birisi Sinân ibn Hârûn’dur. Birisi Ebânû172 ibn Sa‘leb el-Kaysî’dir. Birisi Ebân ibn Osman el-Becelî173 el-Ahmedî’dir. Birisi Yahyâ ibn Ya‘kûb, Birisi kadı Ebû Talîb’dir ki İmâm Ebû Yûsuf’un dayısıdır. İmâm-ı A‘zam’dan soru sorardı ve sohbetlerinde İmâm-ı A‘zam’a duâ ederdi. Biri Muhammed ibn Sabîh Semmâkî el-Âbid el-Becelî’dir. Biri Mûsâ174 ibn Yezîd el-Kindî’dir. Birisi İsmâîl ibn Hammâd ibn Ebû Süleyman’dır. Birisi Abdurrahman ibn Abdülmelik el-Ebcer175’dir, Furât ibn Temmâm el-Esedî, Muhammed ibn Hattâb es-Südûsî, Muhammed ibn Talhâ ibn Munsarıf, Abdurrahman el-Hemedânî, Eyyûb ibn Nu‘man el-Ensârî’dir, İbn Amm ibn Ebû Yûsuf, Nu‘aym ibn Yahyâ, Ubeydullah ibn Velîd er-Rasafî, Muhammed ibn Amâre ibn Ka‘ka‘, İbn Şübrüme ez-Zabî, Eyyûb ibn Abdullâh el-Kassâb, Sevbe ibn Halîl el-Hayyât, Mufazzal el-Kûfî, Amr ibn Süleyman el-Attâr, Hacer ibn Abdülcebbâr ibn Vâyil ibn Hacer el-Hazramî, Sa‘îd ibn Süveyd, Zekeriya ibn Âtik, Hibbân ibn Süveyd, İbn Hakîm es-Sayrafî, Hibbân176 ibn Kistâs el-Hotanî, Ca‘fer ibn Ziyâd el-Ahmer, Alî el-Kûfî el-Hazramî, Ebân ibn Arkam el-Anzî177, Muhammed ibn Alî ibn Reb’i es-Sülemî, Muhammed ibn Ziyâd ibn Ömer el-Ca‘fî, Muhammed ibn Kâsım es-Sakafî, Matlab ibn Ziyâd, Ubeyd ibn Sa‘îd, Mufazzal ibn Sâlih, Hişâm ibn Mihrân, Heşîm ibn Hilâl es-Seynânî, Muğîre ibn Ahmed el-Cebelî, Fadl ibn Muvassak el-Mekkî, Ya’li ibn Hâris el-Mahârebî, Abdullâh ibn Esed el-Ahsenî, Muâviye ibn Amâr el-Becelî, Merzbân ibn Mesrûk, Sevâd ibn Mus‘ab, Muğîre ibn Hamza ibn Muğîre, Muhammed ibn Süveyd et-Tâî, Muhammed ibn Süveyd el-Kelbî, Mesleme Ca‘fer el-Becelî, Mufazzal ibn Sadaka, Ebû Hammâd el-Halefî, Bedîl ibn Verkâ’i, Eyâmî, Fudayl ibn Zübeyr el-Esedî, Amâre ibn Muhammed, İbrâhîm ibn Muhammed ibn İbrâhîm ibn Mâlik el-Hemedânî, Velîd ibn Kâsım el-Hemedânî, İshâk ibn Abdullâh el-Abdî, Esed ibn Esed ibn Sibra el-Hârisî, Sa‘îd ibn Humeys et-Temîmî, İbn Mâlik ibn Sa‘îd, Yezîd ibn Hazn el-Acelî el-Kûfî, Ebû Furât el-Mahbûb, İbrâhîm ibn Semâ‘a el-Becelî, İsmâîl ibn Şu‘ayb es-Semân, Eyyûb ibn Şu‘ayb ibn Furât el-Kûfî, Abdullâh ibn Eclah, Bekr ibn Huneys, Ubeyd ibn Abdülkuddûs ibn Bekr ibn Huneys, kardeşi İbrâhîm ibn Bekr, Ebû Ca‘fer ibn Muhammed ibn Hasen er-Rakkâşî, Rebî ibn Âsim el-Fezârî, Dükeyn ibn Rebî el-Fezârî, Muhammed ibn Abdullâh ibn Hârice ibn Nâfi el-Ensârî, Zâfir ibn Süleyman, Muhammed ibn Haccâc el-Lahmî, Abdurrahman ibn Esba el-Hazramî, İshâk ibn Mâlik el-Hemedânî, Yesâr ibn Beşîr, Ahmed ibn Sabâh ibn Yahyâ el-Müzenî, Muhammed ibn Sâlim ibn Eflâh el-Ensârî, Abdurrahmân ibn Mağlûl, Kâmil ibn A‘lâ, Mâlik ibn Ebân el-Aclî, Îsâ ibn Lokmân el-Kureyşî, Abdülkerim ibn Abdullâh el-Hanefî, Şeybe ibn Gaffâr, Ebû Gaffar ibn Şeybe, Talhâ ibn Sinân ibn Hâris, Musraf, es-Süleymî Muhammed ibn Şibrî, Muhammed ibn İsmâîl el-Kiyâd el-Kûfî, Alî ibn Abbâs, Muhammed ibn Hacer el-Kûfî, Halef ibn Eyyûb el-Âmirî, Muhammed ibn Azâfir es-Sayrafî, Muhammed ibn Ziyâde, Hişâm ibn Muhammed, Ebân ibn Sâlih el-Emevî, Tarif ibn Nâsih, Sebâ ibn Alâ ibn Abdullâh, Sa‘îd ibn Farrâş, Havşeb, Seyf ibn Amr et-Teymî, Seyf ibn Amîre en-Nehâî, Seyf ibn Muhammed es-Sevrî, Seyf ibn Eslem el-Kûfî, Seyf ibn Hâris, Ammâr ibn Seyf ez-Zabî, Avf ibn Mübârek el-Abdî, Avrek es-Sa‘dî, Gassân ibn Geylân el-Esedî, Gıyâs ibn İbrâhîm et-Temîmî, Mansûr ibn Abdullâh es-Sakafî, Mus‘ab ibn Verdân el-Ezdî’dir. Hâlid ibn Sa‘îd ki İmâm-ı A‘zam bu zâttan okumuştur. Hâlid de İmâm’dan rivâyette bulunmuştur. Rütbece küçüklerden rütbece büyüklerin rivâyetler yapması inkâr edilemez; çünkü bazı muhaddisler kitâb te’lif edip buna Rivâyetu’l-Ekâbir ‘ani’l-Esâğîr diye ad vermişlerdir. Birisi Kays ibn Rebî el-Esedî, Züheyr ibn Muâviye, Ebû Haysemetü’l Ca‘fî, Hakîm ibn Züheyrî el-Fezâr, Abdullâh ibn İdrîs ibn Yezîd el-Ezdî, Ebû Muhammed ibn Muhammed ibn Fadl ibn Urvân ez-Zabbî, İsrâîl ibn Yûnus ibn Ebû İshâk es-Sebîli ki Kûfe imâmlarındandır. Îsâ ibn Yûnus, Müseyyib ibn Şerîk, Ebû Sa‘îd et-Temîmî, Ebû Bekr Muhammed ibn Abbâs el-Esedî, Abdurrahmân ibn Süleyman el-Kûfî, Abdullâh ibn Harb el-Kûfî, Hâfız Ebû Şihâb, Abdûye ibn Nâfi, Yahyâ ibn Yemâne el-Iclî, Cerîr ibn Abdülhamid, Abdullâh ibn Numeyr ibn Ebû Habbe el-Hemedânî, Ebû Hişâm Süleyman Yezîd, Alî ibn Amr ibn Abdullâh, Ebû Dâvûd en-Nehâî, Ebû Hâlid Ahmer el-Yeşkürî, Alî ibn Hişâmü’l Büreyd, Alî ibn Azab, İbn Rahmân, Muhammed el-Muhâribî, Maz’ab ibn Selâm el-Yemenî, Umrân ibn Muhammed el-Abkarî, Âbid ibn Habîb el-Kaysî, Abdullâh ibn Vehbi el-Hazramî, Esbât ibn Muhammed, Meysere el-Kureyşî, Ebû Ahvas Selâm ibn Süleym en-Nehâî, Cüreyc ibn Muâviye, Muhammed ibn Heysem en-Nehâî, Ca‘fer ibn Avn ki Muhaddis Mahzûmî’nin evlâdındandır. Müshir ibn Abdülmelik, (İbn) Ebû Zeyd el-Hemedânî, Abde ibn Süleyman, Abîde ibn Hamîd el-Hizâ, Mansûr ibn Ebû Esved, Ebû Muâviye Zarîr el-Kûfî, Leys ibn Abdurrahman, Şâkir el-Hemedânî, Ubeydullah ibn Mûsâ el-Kaysî, Câbir ibn Nûh el-Hamânî, Yahyâ İbn Abdülmelik ibn Ebû Utbe el-Basrî, Ebû Muğîre İsmâîl el-Becelî, Hüdeym ibn Süfyân el-Becelî, Haşîm ibn Küleybe el-Murâdî, Halef ibn Halîfe, Ziyâd ibn Abdullâh el-Tufeylî Bükâî, Abdullâh ibn Alî ibn Mihrân, Tullâb ibn Hevşeb, Ebû Ruveyn eş-Şeybânî, Dâvûd ibn Able el-Hârisî, Mübârek Sa‘d es-Sevrî, Nûh ibn Dârec en-Nehâî, Ömer ibn Cemî, Useyr ibn Kâsım, Ebû Zeyd ibn Alî ibn Hüseyin el-Cu‘fî, Sa‘îd ibn Haysem, Ebû Zeyd el-Ayşî, Hâlid ibn Âmir ibn Ayâş el-Esedî, Ca‘fer ibn Muhammed ibn Beşîr ibn Cerîr ibn Abdullâh el-Becelî, Zeyd ibn Hibân el-Aklî, Ahmed ibn Beşîr el-Kureşî el-Ömerî, Hüseyin ibn Hüseyin ibn Atiyye el-Urfî, Ömer ibn Mecma’ el-Kindî, Alî ibn Tibyân el-Abesî, Ebû Ahmed ez-Zübeyrî, Muhammed ibn Abdullâh Zübeyr, Ebû Dâvûd Amr ibn Sa‘d el-Hafr, Mus‘ab ibn Makdâm el-Has‘amî, Yûsuf ibn Bekr, Hammâd ibn Hâlid el-Hayyât, Abdülaziz ibn İbbân, Hammâd ibn Şu‘ayb, İsmet ibn Abdullâh ibn Sâlim el-Esedî, Amr ibn Şebîb, Berr ibn Süleym, Müseyyib el-Becelî, Muhammed ibn Ya‘lâ es-Süleymî, Ebû Nu‘aym Fadl ibn Dükeyn el-Kûfî el-Hâfız; Kûfe halkının târih ilmi, neseb ilmi ve hadîs ilminde övüncü idi. Sa‘d ibn Ebû Cehm el-Luheymî, Salât ibn Haccâc el-Esedî, Sa‘îd ibn Mesrûk el-Kindî, Alî ibn Yezîd es-Sudâî, Avn ibn Ca‘fer, Ebû Muhammed el-Abesî, İbrâhîm ibn Mu-hammed es-Sakafî, Ebû Yahyâ Abdülhamîd ibn Abdurrahman el-Hamânî ki Kufe’nin hafızlarından birisidir. Muhammed ibn Rebî‘a el-Küllâbî, Muâviye ibn Abdullâh ibn Meysere, Ebû Kays es-Sâcîd, Mansûr ibn Hâzim el-Kûfî, Muhammed ibn Ubeydullah et-Tanâfisî, Amr ibn Ubeyd ibn Ya‘lâ ibn Ubeydullah, Muhammed ibn Meymûn ez-Za‘ferânî, İsmâîl ibn Yûsuf Eşcâî, Muhammed ibn Bişr el-Abdî, Ziyâd ibn Hasan ibn Furât, Ebû Hasan ibn Esved ibn Amr el-Küllâbî, Alâ ibn Münhâl el-Gaznevî, Muhâzir ibn Mevra ve onun oğlu İbn Abdurrahman ibn İshâk el-Kureyşî, Abdülmelik ibn Abdurrahman el-Isfahanî, Cünâde ibn Süleym, Kâsım ibn Mâlik el-Müzenî, Kâsım ibn Yezîd el-Cermî, Osman ibn Dînâr, Osman ibn İbrâhîm el-Kureyşî, Hamîr ibn Muhârik es-Selûlî, Ebû Cünâd Hâkân ibn Haccâc, Muhammed ibn İsmâîl ibn Bükeyr ibn Atîk et-Teymî, Hâris ibn Abdurrahman el-Ganevî, Muhammed ibn Tufeyl ibn Hânî en-Nehâî, Muhammed ibn Mesrûk el-Kindî, Mısır kadısı Muhammed Enmâtî, İsmâîl ibn Ebân el-Verrâk, İsmâîl ibn Yahyâ es-Sûfî, Ammâr ibn Abdülmelik ibn Kesîr ibn Muhammed el-Acelî, Mu‘af ibn Muhtar el-Hamîd ibn Abdurrahman er-Revâsî, Abdullâh ibn Meymûn, Abdullâh ibn Bekr en-Nehâî, Muhammed ibn Salet, Alî ibn Nâdim, Cendel ibn Vâsık, Muâviye ibn Hâşim, Velîd ibn Yezîd es-Sakâfî, Mâlik ibn Füdeyk, Talak ibn Gınâm, Muhammed ibn Mervân es-Sudûsî, Beşîr ibn Yezîd el-Yeşkürî, Eyyûb ibn Hânî ibn Ca‘fî, Esed ibn Sa‘îd en-Nehâî oğlu, Muhammed ibn Vâsıl et-Temîmî el-Kûfî, Vâsıl ibn Abdul‘ulyâ el-Esedî, Kabîsa ibn Ukbe es-Savâî, Yahyâ ibn Âdem el-Kûfî, Beşâr ibn Zürâ, İsmâîl ibn Müslim ibn Ziyâd es-Selûlî, İbrâhîm ibn Nu‘aym el-Kinânî, Muhammed ibn Hasen, Ebû Sabbâh el-Basrî, Muhammed ibn Ziyâd el-Kûfî, Muhammed ibn Ebû Hâkim, Muhammed ibn Muhtâr ibn Ebû Ubeyd es-Sakafî, Ömer ibn Hammâd ibn Talhâ, Ubeyd ibn İshâk ibn Attâr, Halef ibn Yâsîn ibn İbn Mu‘âz ez-Ziyâd, İbrâhîm ibn Meymûn, Ahmed ibn Esed ibn Amr el-Becelî, Abdülvehhâb Yeşkürîâz ve oğlu Muhammed ibn Abdullâh ibn Abdullâh el-Esved, Ubeydullah ibn Zübeyr el-Kureyşî ki Abdullâh ibn Mes‘ûd radıyallâhu anhin kölelerindendir. Ebû Abdurrahman el-Hârisî, Avn ibn Alâ ibn Abdülkerim el-Hemedânî, Osman ibn Abdullâh el-Kûfî, Mâlik ibn İsmâîl, Ebû Gassân en-Nihdî, Ziyâd ibn Hasan ibn Furât el-Hemedânî, Zekeriyâ ibn Adiy ibn Abdullâh el-Eşcâî, Vâsıl ibn Rebî, Alî ibn Hamza el-Kisâî, Mu‘âz ibn Müslim el-Karzî, Yezîd ibn Mihrân, Velîd ibn Ebân el-Kûfî, Ebû Sehl el-Kûfî, Hakîm ibn Kays el-Kûfî ki İbn Süley-man’ın talebelerindendir. Zekeriyâ ibn Yahyâ el-Kûfî, Zeyd ibn Hasan İnmâtî, Sa‘îd ibn Amr ibn Ebû Nasr es-Sukûnî, Muhammed ibn Ebû Şeybe ve Osman ve Ebû Bekr ki babası, hadîste Kûfelilerin imâmıdır. Abdullâh ibn Sâlih ibn Müslim’dir. Ebû Münzir el-Varrâk, Sa‘îd ibn Heysem, İsmâîl ibn Hâlid, İsmâîl ibn Nusayr, Ammâr ibn Habîb ibn Hibbân ibn Ebû Eşres ibn Ebû Ebyaz ibn Eğar et-Temîmî el-Minkârî, Velîd ve Ebyâz ki Muğîre ibn Şu‘be radıyallâhu anhin oğlu Urve’nin oğludur. Sa‘lebe el-Kûfî, Esîd ve Ebû Suveyd’dir. (Toplam: 352)
Basra Ulemâsından:
(505) Katâde ibn De‘âme es-Sudûsî ki Basra halkının tefsîr, hadîs ve fıkıhta imâmıdır. Süleyman ibn Tarhân et-Teymî ki Basra imâmlarından birisidir. İbbân ibn Ebû Ayyâş, Cerîr ibn Ebû Hâzim, Hammâd ibn Seleme, Hammâd ibn Zeyd ki Basra imâmlarından biridir. Osman ibn Muksim el-Kindî. Birisi: Verkâ ibn Amr ibn Küleyb, Selâm ibn Ebû Mutî, Nasr ibn Tarîf, Mu‘temir ibn Süleymân, Huveyl ibn Abdullâh, Abdülvâhid ibn Ziyâd, Abdullâh es-Saffâr, Bahr ibn Kenîz es-Sika, Sâlim ibn Nûh, Sa‘îd ibn Ebû Arûbe, Hâris ibn Nebhân el-Cermî, Vuheyb ibn Hâlid, Bişr ibn Fadl ibn Sa‘leb el-Basrî, Zeyd ibn Zerî el-Basrî, Fez’at ibn Süveyd el-Bâhilî, Amr ibn Heysem el-Kat‘î, Ebû Kutn Müs‘ade ibn Yesâ’i el-Basrî, Abdullâh ibn Dâvûd el-Hemedânî, Hammâd ibn Müs‘ade, Muhammed ibn Mubâdir, Abbâd ibn Abbâd el-Mehlebî, Amr ibn Habîb, Zahhâk ibn Muhalled, Ebû Âsım ibn Nebîl, Abdülalâ ibn Abdülalâ eş-Şâmî, Nezîl el-Basrî, Abdurrahman ibn Mehdî, Rûh ibn Abbâde, Selâm ibn Münzir, Abdullâh ibn Vâris ibn Sa‘îd, Abbâde ibn Süheyb, Dâvûd ibn Zeberkân, Hevzet ibn Halîfe, Hammâd ibn Îsâ el-Cühen, Sivâr ibn Abdullâh Kâzî ki İmâm-ı A‘zam’dan mürsel178 rivâyetler yapmıştır. Macmer ibn Hâkân, Süheyl el-Basrî, Ebû Amr ibn Alâ el-Mukrî, Sa‘îd ibn Âmir ez-Zabbî, Muhammed ibn Ebû Adiyy, Fudayl ibn Süleyman, Yahyâ ibn Kesîr, Vehb ibn Cerîr ki babası Cerîr-i Hâzim’dir. Adiyy ibn Fadl, Müzâhim ibn Avâm, Ca‘fer ibn Süleyman, Amr ibn Alî el-Makdemî, Mu‘âz ibn Mu‘âz el-Anberî, Amr ibn Ubeyd Mu‘tezilî ki İmâm-ı A‘zam ile Mekke’de münâzara etmiştir. Abdullâh ibn Bekr es-Sehmî, Abbâd ibn Kesîr, Zâhid ibn Sa‘îd, Abdullâh ibn Muhammed ibn Âişe, Ebû Ömer ez-Zarîr, Hammâd ibn Yahyâ’dır. (Toplam: 62)
Vâsıt Ulemâsından:
(506) Ebû Bistâm Şu‘be ibn Haccâc, Ebû Avâne el-Vuzâh, Abdülazîz ibn Müslim, Abdullâh ibn Yezîd el-Huzelî el-Basrî, Ebû Zeyd Yahyâ ibn Abse, Ebû Nadr Hâşim ibn Kâsım, Âsım ibn Mervân ve oğlu Alî, Heşîm ibn Bişr el-Vâsıtî, Hâlid ibn Abdullâh el-Basrî, İbâd ibn Avâm, Muhammed ibn Hasen el-Vâsıtî, Mu‘temir ibn Bahîr el-Humeyrî, Ebû Süfyân Seleme ibn Sâlih, Sâlih ibn Amr el-Vâsıtî, Alî ibn Âsım el-Basrî, Muhammed ibn Yezîd el-Vâsıtî, İshâk ibn el-Vâsıtî el-Erzak, Yezîd ibn Hârûn el-Vâsıtî, Hakem ibn Mansûr, Hâris ibn Mansûr, İsmâîl ibn Münzir ibn Mansûr, Ebû Şeyh, İbn Süleyman ibn Ebû Şeyh el-Vâsıtî, Dâvûd ibn Râşid, İsmâîl el-Vâsıtî, Alî ibn Âmir el-Basrî, Şu‘ayb ibn Abdurrahman ibn Harb, Selâm ibn Müslim, Şebâne ibn Sivâr’dır. (Toplam: 30)
Mavsıl (Musul) Ulemâsından:
(506) Hârûn ibn Amr el-Ensârî, Abdurrahman ibn Hasan ez-Zeccâc, Ömer ibn Eyyûb el-Mavsılî, Afîf ibn Sâlim el-Mu‘âfî, İbn Şu‘ayb ibn İmrân ibn İshâk el-Mavsılî, İsmâîl ibn İyâş el-Mavsılî’dir. (Toplam: 6)
Cezîre Ulemâsından:
(506) Abdülkerim Ebû Ümeyye el-Cezerî ki ehl-i Cezîre’nin imâmıdır. Mervân ibn Sâlim el-Cezerî, Mervân ibn Şücâî el-Cezerî, Tarif ibn Îsâ’dır. (Toplam: 4)
Rakka Ulemâsından:
(506) Osman ibn Sâbık, Ubeydullah ibn Amr ibn Harî er-Râkî, Talhâ ibn Zeyd er-Râkî, Kesîr ibn Hişâm er-Râkî (Fâyiz ibn Muhammed er-Râkî), (Sa‘îd ibn Mesleme ibn Hâşim ibn) Abdülmelik ibn Mervân (er-Râkî)’dir. (Toplam: 5)

Nusaybin Ulemâsından:
(507) Hammâd ibn Amr en-Nusaybinî, Yûsuf ibn Esbât, İbrâhîm ibn Muhammed ibn Ebû İshâk el-Fezârî’dir. (Toplam: 3)
Dimaşk (Şam) Ulemâsından:
(507) Ahves ibn Hakîm, Sa‘d ibn Abdülazîz, Süveyd ibn Abdülazîz, Sa‘dân ibn Yahyâ Lahmî ed-Dimaşkî, Şu‘ayb ibn İshâk ed-Dimaşkî, Velîd ibn Müslim ed-Dimaşkî, Muhammed ibn Zübeyd ibn Müzhic, Elved Abdullâh el-Havlânî, Süleyman ibn Ebû Kerîme, Kâsım ibn Gusn’dur. (Toplam: 10)
Remle Ulemâsından:
(507) Yahyâ ibn Îsâ er-Remlî, Eyyûb ibn Süveyd, Alâ ibn Hârûn, Zamr ibn Rebî, Muhled ibn Hüseyin el-Masîsî, Revâd ibn Cerrâh el-Askalanî, Muhammed ibn Hâlid ez-Zehebî el-Hamsâ, Ferec ibn Fuzâle, Şu‘be ibn Velîd, Hakem ibn Âsım es-Sakafî, Ebû Fadl eş-Şâmî, Muhammed ibn Eş‘as eş-Şâmî’dir. (Toplam: 12)
Mısır Ulemâsından:
(507) Yahyâ ibn Eyyûb el-Mısrî, Leys ibn Sa‘d [v. 791] el-Mısrî, Hazret-i İmâm-ı A‘zam ile aralarında geçen bir hikâye önceden zikredilmiştir. Ebû Abdullâh eş-Şeybânî el-Mısrî’dir. (Toplam: 3)
Yemen Ulemâsından:
(508) Ma‘mer ibn Râşid [v. 770], Abdürrezzak ibn Hemmâm [743-826], San‘â’da herkesin imâmıydı. İmâm-ı A‘zam’dan çok rivâyet yapmıştır. Kurret ibn Mûsâ ibn Târık ez-Zebîdî, Hafs ibn Meyser es-San‘ânî, Matraf ibn Mâzin ki Yemen kadısıydı. Hişâm ibn Yûsuf es-San‘ânî, Muhammed ibn Enes es-San‘ânî, Rebâh ibn Zeyd es-San‘ânî, Yûsuf ibn Ya‘kûb es-San‘ânî, Eshel ibn Abdülkerim es-San‘ânî, Abbâs ibn Sâlim et-Tâî’dir. (Toplam: 11)
Yemâme Ulemâsı:
(508) Muhammed ibn Câbir el-Ca‘fî, Eyyûb ibn Câbir el-Ca‘fî, Hevset ibn Halîfe’dir. (Toplam: 3)
Bahreyn Ulemâsı:
(508) Îsâ ibn Mûsâ’dır.
Bağdâd Ulemâsı:
(508) Halîfe Ebû Ca‘fer Mansûr ki üstâdı İmâm-ı A‘zam’ı katleden budur. Müsta’mel ibn Melhân ki Hâtim ibn Adiyet et-Tâî’nin evlâtlarındandır. Bağdâd’a yerleşmiştir. Birisi Hammâd ibn Velîd, o da Bağdâd’a yerleşmiştir. Yahyâ ibn Sa‘d el-Emevî, Abdullâh Muğîre el-Bağdâdî, Muhammed ibn Sâbık, İbrâhîm Bağdâdî, Abdullâh ibn Süleyman el-Bağdâdî, Talhâ ibn İyâs, Alî ibn Ca‘fer ibn Abdullâh el-Cevherî’nin kâtibi, Süfyân ibn Ziyâd, Ebû Mâlik Vâlid Hüseyin ibn Ebû Mâlik, Muhâcir el-Bağdâdî, Ebû İsrâîl el-Bağdâdî’dir. (Toplam: 13)
Ehvâz Ulemâsı:
(508) Ebû Hâşim Muhammed ibn Zeberkân el-Ehvâzî, Sa‘îd ibn Hemmâm el-Kûfî sonra İran kadısı olmuştur. Abdullâh ibn Bezîc, Bahr ibn Sa‘d el-Fârisî, Süleyman ibn Yezîd, İsmet ibn Cerrâh el-Fârisî’dir. (Toplam: 6)
Kirman Ulemâsından:
(509) Hassan ibn İbrâhîm Kirmânî, Atâ ibn Habl Kirmânî, Yahyâ ibn Bükeyr’dir. (Toplam: 3)
Isfahan Ulemâsı:
(509) Ebû Hummân Nu‘man ibn Abdüsselâm el-Kûfî ki sonra Isfahan kadısı olmuştu. İsâm el-Isfahanî’dir. (Toplam: 2)
Hulvân Ulemâsı:
(509) Velîd el-Hulvânî. (Toplam: 1)
Esterâbâd Ulemâsı:
(509) Ammâr ibn Nûh. (Toplam: 1)
Hemedân Ulemâsı:
(509) Asram ibn Havşeb el-Kâsım ibn Hakem el-Kûfî ki Hemedân kadısı idi. (Toplam: 1)
Nihâvend Ulemâsı:
(509) Abdülazîz en-Nihâvendî. (Toplam: 1)
Rey Ulemâsından:
(510) Îsâ ibn Mâhâne er-Râzî, Alâ ibn Hasîn er-Râzî, Mihrân ibn Ebû Umeyre, Alî ibn Mücâhid er-Râzî, Îsâ ibn Hâlid el-Asamm, Ebû Mu‘âz er-Râzî, el-Erzakî el-Hanzalî, Ebû Züheyr Abdurrahman ed-Devsî, İshâk ibn Süleyman er-Râzî, İbrâhîm ibn Muhtâr er-Râzî, Hitâm Süleym er-Râzî, Yahyâ ibn Rûmî, Osman ibn Zâ’id er-Râzî, Hâris ibn Müslim, Sabah ibn Mehârib, Hârûn ibn Muğîre er-Râzî, Eş‘as ibn İshâk er-Râzî, İsmâîl-i Harezmî ki Harezm kadısı’dır. (Toplam: 18)
Kûm ve Damigan Ulemâsı:
(510) İmâm-ı Kumsî Bükeyr ibn Ma‘rûf ki Kum’un imâmıdır, Muhammed ibn Bekr ki Damigan kadısıdır. (Toplam: 2)
Taberistan Ulemâsı:
(510) Hâkim ibn Zeyd ki Âmul kadısıdır.
Cürcân Ulemâsı:
(510) Abdülkerim ibn Muhammed el-Cürcânî ki Cürcân ehlinin imâmıdır. İmâm Ebû Yûsuf: “Ne zaman Abdülkerim, İmâm-ı A‘zam’ın meclisinde hazır bulun-duysa, onun hazır bulunmasıyla meclis halkı çok fayda görürlerdi ve Horasan’a onun gibi fakîh gelmedi” der. Hâlid ibn Sabîh, İmrân ibn Abdullâh el-Cürcânî, Ebû Tayyib el-Cürcânî, İbn Ahmed ibn Anbes ibn Ezher ki İbnü’l Cürcân’ın veziriydi. Bükeyr ibn Ebû Hafz el-Cürcânî, Sa‘îd ibn Sa‘îd el-Cürcânî, Osman ibn Süfyân el-Cürcânî, Ebû Hattab el-Cürcânî. (Toplam: 9)
Nîsâbûr Ulemâsı:
(511) Süfyân ibn Kayrât, Bişr ibn Ezher. (Toplam: 2)
Serahs Ulemâsından:
(511) Hâcire ibn Mus‘ab ki Serahs halkının imâmıdır. İlim öğrenmek için yüz bin akçe verdi. Yüz bin akçe de halka infâk etti. İmâm-ı A‘zam işlerinde kendisiyle istişâre ederdi. Birisi de Amâre’dir ki Serahs kadısıydı. (Toplam: 2)
Nesâ Ulemâsından:
(511) Ebû Süfyân en-Nesâî’dir ki Merv kadısıdır. Nesâ’nın fazîletli kişilerindendir. Birisi Âmir ibn Furat’tır. Muhammed ibn Yezîd der ki: “Bir gün Âmir, bana: “Yetmiş yıl hadîs ve çeşitli eserler okuduğum halde istincâyı öğrenemedim; ancak Hazret-i İmâm’ın kitâblarını okuyunca öğrenebildim” dedi.” (Toplam: 2)
Horasanlıların İftihâr Ettikleri Merv Ulemâsından Meşhûr Olanlar:
(511) İbrâhîm Sâyiğ ve oğlu İsmâîl Sâyiğ, Hasan ibn Vâkid ki bu zât Mervlilerin imâmıdır. Nadr ibn Mu-hammed, hikâyesi ayrıntılı olarak önceden anlatıldı. Abdullâh ibn Mübârek [736-797]’e: “Cemaat nedir?” diye sordular. “Nasr ibn Muhammed başlı başına bir cemaattir. Kendisi, İmâm’a yetişmekle övünürdü ve “İmâm, verâ ehlinin ve fakihin ne olduğunu bana öğret-ti” dedi. Birisi Fadl ibn Atiyye’dir. Hikâyesi geçmiştir ki bunun oğlu Fadl’dır. Ebû Gânim Yûnus’tur. Bu zât da Merv’in imâmlarının en âlimidir. Kendi Ömer ibn Abdülaziz radıyallâhu anhe yetişmekle şereflenmiştir. Birisi de Vehb ibn Münebbih’dir. Birisi Ebû Usme Nûh ibn Meryem el-Câmî’dir ki Horasan’da kadıu’l kudât idi. Hazret-i İmâm-ı A‘zam, onun için Şurûtu’l Kazâ’yı yazmıştır. Birisi Ebû Hamza Muhammed ibn Meymûn el-Yeşkürî’dir, Tevbe ibn Sa‘d ki bunun menâkıbi ön-ceden tafsîlâtlı anlatılmıştır. Fadl ibn Mûsâ es-Seynânî’dir. Seynan Merv köylerinden bir köydür. Nasr ibn Bâb, Muhammed ibn Şücâ’ el-Mervezî’dir. Sehl ibn Müzâhim, İmâm-ı A‘zam’ın ilmini Horasan’da yayıp meşhûr etmiştir. Halîfe Me’mûn [813-833], buna Merv kadılığını teklîf etti, kabûl etmediği için bir kez hapsetti, yine affetti. Birisi de kardeşi Muhammed ibn Müzâhim’dir. Yahyâ ibn Nasr ibn Hâcib el-Kureyşî’dir. Bundan önce babasının İmâm-ı A‘zam ile dostluğu bildirilmiştir. Nu‘aym ibn Ömer, Hakem ibn Meysere, Nadr ibn Şümeyl en-Nahvî, Hüseyin ibn Reşîd Mervezî, Fîrûz ibn Ka‘b, Abdullâh ibn Abdurrahman, Ebû Hâris ibn İbrâhîm ibn Muğîre, Fadl ibn Süveyd’dir. Hâlid ibn Sabîh ki Mervlilerin imâmı idi. Âbid ve âdil bi kimse idi. Tafsîlâtlı hikâyesi Me’mûn’dan önce bildirilmiştir. Nadr ibn Şümeyl’dir. Bişr ibn Yahyâ der ki: “Hâlid ibn Mübârek’in meclisinde onu gördüm. İbn Mübârek, kendisine bir mes’ele sorar sonra: “Ey Ebû Hüseym, bu mes’eleye cevâb ver” derdi.” Birisi Mansûr ibn Abdülhamîd, Ebû Mücâhid el-Âbid, Abdülazîz Ebû Rezme, Eksem ibn Eksem, Îsâ ibn Osman, Muhammed ibn Muhtâr’dır. Ebû Mütevekkil, İmâm-ı A‘zam’ın komşusudur. Ebû Hassan ez-Ziyâdî, Ömer ibn Dâvûd, Ebû Hafs el-Kindî, Ebû Yüsr ki Ebû Ca‘fer’in sâhibidir, Ebû Abdullâh el-Kureyşî, Ezher ibn Kîsân’dır. (Toplam: 40)
Buharâ Ulemâsı:
(513) Şüreyk ibn Abdullâh en-Nehâî, Muhammed ibn Kâsım el-Esedî, aslen Buhârâlıdır ki Buhârâlıların imâmıdır. Kırk yıl, Hazret-i İmâm-ı A‘zam ile sohbeti olmuştur. Muhammed ibn Fadl ibn Atiyye, Buhârâ’ya yerleşip orada irtihâl etmiştir ve Ebû Hafs-ı Kebîr’in hocasıdır. Muhammed ibn Selâme, İmâm-ı Buhârî, Îsâ ve Gancar’ın hocası ve yaşıtıdır. İmâm-ı A‘zam’ın ilmini Mâverâü’n-nehr’de yayıp meşhûr etmiştir. Ebû Huzeyme Hâzim ibn Abdullâh es-Sudûsî, Cüneyd ibn Hassân ki Enes, Hasan-ı Basrî ve İbn Sîrîn’in arkada-şıydı. İshâk ibn Mücâhid el-Hanzalî; İmâm Ebû Yûsuf, ona çok soru sorardı, aklını ve yumuşak huylu oluşunu överdi. Hâzim ibn İshâk ibn Mücâhid, İmâm-ı A‘zam’la görüştü; fakat İmâm’dan hadîs rivâyet etmedi. Ondan sonra İmâm Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed’e devâm etti. Esed ibn Amr, Kadı Mücâhid ibn Amr, Mâverâu’n-nehr’de zorla ve hapis cezâsından sonra kadı oldu. Kadılığında adâletliydi. Âbid ve zâhid idi. İmâm Ebû Yûsuf, talebelerinden daha fazîletli görürdü. Esbât ibn Nesefî, babasından şöyle rivâyet eder: “Mehdî zamanında Mehdî’den bir adam gelip Mücâhid’den bir mes’ele sordu. Mücâhid cevâb vermedi. Mücâhid’e ‘zinâ ediyor’ diye iftirâ attı. Mücâhid de zinâ isnâdının karşılığı olarak o adama seksen kırbaç vurarak cezâlandırdı. Mücâhid’in talebeleri, Mehdî’nin elçisini dövdü diye telâşlandılar. Mücâhid’e zarar gelir diye üzüldüler. Gidip Mehdî’ye çeşitli sözler söyleyip Mücâhid’e her hangi bir zararın gelmesini önlemeğe çalıştılar. Haberin doğrusu Mehdî’ye ulaşınca verilen cezâyı beğendi. Mücâhid’e çok mal ve çok kaftan gön-derdi. Bütün bu malı mescidin kapısı önüne getirdiler ve kantarlarda tartıp şehrin fakihlerine bölüştürdüler. Kaftanları da satıp parasını miskinlere ve zindandaki mahpuslara bölüştürdüler. Ebû Abdullâh İshâk ibn Bişr el-Buhârî, İmâm-ı A‘zam’dan hadîs ve fıkıh öğrenmiş-tir, İmâm’dan ve Mukâtil ibn Süleyman’dan çok rivâyette bulunmuştur. Halîfe Me’mûn zamanında Buhârâ’da o zamanın ulemâsının cevâb vermekte âciz kaldığı zor mes’elelere kolaylıkla cevâb verdi. Me’mûn, kendisine yüz bin akçe ve pek çok kaftan gönderdi. Osman ibn Hamîd, Ebû Hanîfe denilmesiyle ünlüdür. Buhârâ’nın imâmlarının pek çoğu İmâm Ebû Hafs-ı Kebîr gibi İmâm-ı A‘zam’ın talebelerinden ilim öğrendiler. Bu da fıkhı İmâm Ebû Yûsuf’tan daha sonra İmâm-ı Muhammed’den öğrendi. Hattâ bütün kitâblarını yazdı. Birisi Eflah ibn Muhammed es-Süleymî’dir. Kardeşi Sırrî’dir. Birisi Îsâ ibn Mûsâ, Gancar, Hasan ibn Osman, oğlu Muhammed ibn Selâm el-Beykendî, Ka‘b Sa‘d el-Âmirî, Bedîl ibn Süheyl, Ahmed ibn Cüneyd el-Hanzalî, Müseyyib ibn İshâk, Hasan ibn Sâlih, Sa‘îd ibn Eyyûb, Yahyâ ibn Ma‘în [v.847], Muhammed ibn Ca‘fer, Sa‘d ibn Hafs, Abdurrahmân ibn Hâşim, Nasr ibn Hüseyin, Muham-med ibn Kuteybe, Şeddâd ibn Sa‘, Süheyl ibn Âsım, Muhammed ibn Mehleb, Hafs ibn Dâvûd, Ma‘rûf ibn Mansûr, İshâk ibn Hamza, İshâk ibn Nasr, Mehleb ibn Âsım el-Mısrî, Velîd ibn İsmâîl’dir. (Toplam: 38)
(514) Fıkıh ve hadîsi İmâm’ın talebelerinden almış olan pek çok topluluk vardır. Bunların hepsi Buhârâlıdır. Hepsini bildirecek olursak sözü çok uzat-mak gerekirdi.
Semerkand Ulemâsından:
(514) Ebû Mukâtil Hafs ibn Süheyl el-Fez’arî es-Semerkandî, İmâm-ı A‘zam’ın hocalarına yetişmiştir. Eyyûb es-Sahtiyânî, Hişâm ibn Hibbân ve diğerlerine yetişmiştir. Amr ibn Ubeyd’den, Sa‘îd ibn Ebû Arûbe’den ve Mis‘ar ibn Kidâm’dan hadîs rivâyet et-miştir. Nasr İbn Ebû Abdülmelik el-Antekî ki hadîs ve fıkıhta Semerkand ulemâsının iftihâr edilenlerindendir. Şerîk ibn Ebû Mukâtil, Ma‘rûf ibn Hassan, İshâk ibn İbrâhîm el-Hanzalî ki Semerkand kadısıdır. Yûnus ibn Sabîh es-Semerkandî’dir. (Toplam: 6)
Kîş Ulemâsından:
(514) Râhib ibn el-Kîşî’dir. Rivâyet edilir ki adı ge-çen Râhib, Hazret-i Ebû Bekr’i ondan sonra Hazret-i Ömer’i, ondan sonra Hazret-i Alî’yi radıya’llâhu anhüm ecmaîni tafdîl ederdi ve Râhib’e de İmâm-ı A‘zam, çok meylederdi. (Toplam: 1)
Sagâniyân Ulemâsından:
Ebû Sa‘îd Muhammed ibn Münteşir’dir. İmâm-ı A‘zam’ın meclisinde ilk safta otururdu. İmâm-ı A‘zam ilk önce onun hâcetini karşılardı. (Toplam: 1)
Tirmiz Ulemâsından:
(515) Abdülazîz ibn Hâlid ibn Ziyâd et-Tirmizî’dir. Tirmiz ve Sagâniyân kadısıydı. Daha önce adı zikre-dilmiştir. Birisi de İsrâîl ibn Ziyâd et-Tirmizî’dir. (Top-lam: 2)
Belh Ulemâsından:
(515) Birisi Mukâtil ibn Hayyân’dır. Mütevekkil ibn İmrân ki Horasan zâhidlerindendi. İmâm-ı A‘zam, ken-disini çok överdi. Mütevekkil ibn Şeddâd, Ebû Mu-hammed Hasan ibn Muhammed el-Leysî, Ömer ibn Hârûn, Sâlim ibn Sâlim el-Belhî, Ebû Mutî Hakem ibn Abdullâh el-Belhî ki ilim, ibâdet ve zühdde Belh ehlinin büyüklerindendi. Ebû Mu‘âz Hâlid ibn Süleyman el-Belhî ki Belh ehlinin kendisiyle iftihâr ettiklerindendir. Hasan ibn Süleyman el-Belhî ki halefi olan Eyyûb onu çok övmüştür. Amr ibn Dîbâc, İsâm ibn Yûsuf, Mekkî ibn İbrâhîm, Belh’in kendisiyle iftihâr ettiklerindendir. Tüccardı. İmâm-ı A‘zam, kendisine nasîhat edince ticâreti terk etti, İmâm-ı A‘zam’a devâm etti. Hattâ kendisi de imâm oldu. On iki yıl Mekke’de mücâvir kaldı. İbrâhîm ibn Edhem [v.776/783], çok meşhûrdur. İmâm-ı A‘zam ile sohbet etti ve İmâm’dan hadîs rivâyet eyledi. İmâm, ona nasîhat ederdi. Zahid, âlim ve âbid bir zât idi. Belh ehlinin fakihi ve bütün dünya ehli kendisiyle iftihâr eder. Şakîk ibn İbrâhîm el-Belhî, önce İmâm-ı A‘zam’a, ondan sonra İmâm-ı Züfer’e devâm etti. Mukâtil ibn Fadl, fıkıh ve hadîste Belh imâmlarının en üstünüydü. Alî ibn Muhammed ibn Alî ibn Yûnus el-Belhî, Sa‘dân ibn Sa‘d el-Belhî, Abdullâh ibn Hayyân bu zât için şöyle der: “Çeşitli vilâyetlerden İmâm-ı A‘zam’a devâm edenler, İmâm’dan başka ulemâ ve şeyhlere devâm ederlerdi; ama Belh ehli, İmâm-ı A‘zam’dan başkasına mülâzemet etmedi. Bu yüzden Belh şehrine: Merhab-âbâd ve dâru’l fıkıh179 derlerdi.” (Toplam: 17)
Herât Ulemâsından:
(516) Birisi Heyâc ibn Bistâm’dır. Herât ehlinin imâmıydı. Kinâne ibn Cabele, Ebû Recâ Abdullâh ibn Vâkid, Ebû Recâ der ki: “Hasan ibn Ammâre, İmâm-ı A‘zam’ı gasleyledi. Ben üzerine su döktüm” der. Ma‘mer ibn Hasan Herevî, Mâlik ibn Süleyman el-Herevî’dir. (Toplam: 5)
Kuhistan Ulemâsından:
(516) Ufeyn el-Cerrah Kuhistanî’dir.
Sicistan Ulemâsından:
(516) Abdullâh es-Sicisî, İyâs ibn Abdullâh ibn Fadl es-Sicisî’dir.
Rem Ulemâsından:
(516) Ebû Ma‘rûf es-Sicistânî, Rem kadısıdır.
Hârezm Ulemâsından:
(516) (Ebû Alî el-Hârizmî) Muğîre ibn Mûsâ el-Basrî, Hârizm’de yaşamıştır. İbrâhîm ibn Abdurrahmân el-Hârizmî, Ebû Aliyy el-Hârizmî ve oğlu Dâvûd, Ebû Aliyy ki Hârizm kadısıdır. Ubeydullah el-Hârizmî, Abdullâh ibn Yûsuf el-Hârizmî’dir. Ebû Leys el-Hârizmî; İmâm-ı A‘zam ve İmâm Muhammed ibn Hasen’den hadîs rivâyet eylemiştir. (Toplam: 7)
Adı Bilinip Memleketleri Bilinmeyen Ulemâ:
(517) Muhammed ibn Yezîd el-Ensârî, Sâlim Mu-hammed el-Bâhelî, Ebû Huzeyme el-Esedî, İsmâîl ibn Ebû Ziyâd, Amr ibn Şu‘ayb, Ebû Hasan el-Bâhelî, İshâk ibn Ebû Ca‘d, Îsâ ibn Eyyûb, Amr ibn Îsâ, Hasan ibn Yûsuf ibn Süleyman, Ebû Amr ed-Dûrî, Yahyâ ibn Nûh, Humâm ibn Müslim, Ebû Hâris Hasan ibn Şerâhil, Leys ibn Nasr, Yûsuf ibn Zâyin, Seleme ibn Sinân, Âsım ibn Merzûk, İsmâîl (Muhammed) ibn Sa‘îd, İshâk ibn İbrâhîm, Yahyâ ibn Tuhmân, Muhammed ibn Ziyâd, Muhammed, Alî ibn Süleyman, Hamid ibn İshâk el-Âbid, Mansûr ibn Hakem, Ebû Huzeyme el-Âbid, Abdülvehhâb ibn İbrâhîm el-Horasanî, Yahyâ ibn Hâlid, İsmâîl ibn Yahyâ el-Muhârib ibnü’l-Becelî, Ebû Amr Zübeyr ibn Muğîre ibn Abdullâh, Sa‘îd ibn Yahyâ, Hasan ibn Müseyyeb, Ebû Hafs, Ebû İshâk Ezherî el-Eş‘arî ki Ebû Mûsâ’nın oğludur. Birisi Ebû Bekr ibn Ebû Avn, Hakem ibn Hişâm, Ebû Bahru’l Mu’tasımî, Ebû Velîd Alî ibn Alî el-Humeyrî, İshâk ibn Dînâr, Hacer ibn Yezîd, Muhammed ibn İbâd, Ebû İbrâhîm el-Keşî, Şu‘ayb ibn Abdülazîz, Safiyye ki İmâm-ı A‘zam’ın ortağı Hafs ibn Abdurrahmân’ın zevcesidir. Bu zikredilen meşâyih ve ulemâ doğu ve batıdan gelmiş olan yedi yüz otuz180 neferdir. İmâm-ı A‘zam’dan ilim öğrendiler ve onların emekleri, bereketleri ve ictihâdlarıyla ilim bize kadar ulaştı. Hakk Sübhânehû ve Te‘âlâ, onlara iyilik ve ihsân ile karşılıklar versin, husûsan Hazret-i İmâm-ı A‘zam’dan ve Allâh’ın dînine yardım edenlerin hepsinden Allâh râzı olsun.
Şiir:
şüyûhu sirâci’l-halki Nu‘mân küllühüm
mesâbihu fî ufke’l-hüdâ ve ravâtehû
Mahlûkâtı aydınlatan büyüklerin hepsi Nu’mân
Hüdâ ufkunun ve rivâyetlerinin kandilidir.
va mâ hüsnü’l-İslâmi cem‘an mübeccelen
ilâ mefhari’l-evhemsarâtehû
İslâm’ın güzelliği tamâmen ihtirâmdadır
Şübheye düşenlerin imdâdına yetişen.
ve min yar (beyni) kesran li’ş-şerîati ‘âmiran
fe-hüm bi’r-rivâyâti’s-sikât benâtehû
Emredici şerî‘at için çok eserler var.
Onlar ki sika rivâyetlerle binâ edildi.
va mâ’ş-şera‘a illâ ke’l-himâ havlelu’l-verâ
ve hüm bi-asânîdi’l-hidât himâtehû
Verâ yolunu tutmadan hüküm vermedi.
Hükümler himâye ve hidâyet isnâdlıdır.
izâ’ş-şerra‘a nahl bâsak zü cenâ ve hüm
bi-cennâtihi külle cenâ cennâtihî
Arı üzümü ağzıyla toplayıp şıra yaptığı gibi
Onlar dahi cennetleri olmayanları cennetlerine top-larlar

Fıkıh ilminin bahçesini ictihâdlarıyla suladı
Her nefesi verâ korkusu üzere öldün.
benetü sirâcü’l-halki ‘an ‘ilmi fıkhin
lemmâ inne tevda’l-‘ilm tanâtehû
İlm-i fıkıhta mahlûkâtın lambası oldu.
Maharetiyle ilmin temelini oluşturdu
hüve’l-hayy iz ahyâ şerî‘aten rabbehû
fe-dâmet lehû ba‘de’l-memât hayâtehû

Rabbi şerî‘ati diriltirken o hayatta idi.
Onun hayâtı öldükten sonra da devâm etti.
ve kem min kavî ‘ıddehu’n-nâse meyyiten
rufâten ve lâ-yakdâ ba‘de memâtehû
İnsanların (imânda güçlü) kuvvetli saydığı kaç kişi var
Vefât ettikten sonra da şanı yüce olan.
İrtihâl ettikten sonra ilişkiyi kesmeyen fazîletli yüce bir kimse olarak insanların kabûl ettiği kaç tane kavî (îmânda güç kuvvet sâhibi) insan var!.
Bu güzel kitâbın tahrîri düzenlemesi baskıya hazır-lanması hicrî 1007 senesi Zilkâde ayında tamâm oldu. Fazlı ve keremi ile bize bunu tamâmlamayı nasîb eden Allâh’a hamdolsun. Mahlûkâtın en fazîletlisi son Pey-gamber, Allâh’ın izniyle ümmetini selâmet yurduna da‘vet eden Allâh’ın habîbi (sevgili kulu) Hazret-i Mu-hammed üzerine salât ve selâm olsun. Dahi âline, ashâbına, tâbiîne, tebe-i tâbiîne husûsan ümmetin lam-bası ictihâdlarıyla şerî‘ati nebeviyyeyi ihyâ eden Ehl-i sünnet ve’l cemâatin hakîkî imâmı Nu‘mân ibn Sâbit el-Mekkî üzerine olsun. Âmîn.
Haziran 1599 [Hicrî: Zilkâde 1007]