Dokuzuncu Kısım

Dokuzuncu Kısım

Yahyâ ibn Zekeriyâ ibn Ebû Zâyide’nin Fazîletleri
(485) İlmi, babasından, Hişâm, A‘meş, İsmâîl ibn Hâlid, Ubeydullah ibn Amr ve Haccâc ibn Ertâd’dan öğrendi. Fıkhı, İmâm-ı A‘zam’dan aldı. Yahyâ ibn Âdem, Kuteybe ibn Sa‘d, Hunâd ibn Sırrî, Ebû Dâvûd-ı Harbî, Muhammed ibn Îsâ ibn Tabbâ’, İbn Hanbel, İbn Macîn [v. 874], Ebû Bekr, Osman İbn Ebû Şeybe, Şureyc ibn Yûnus, Muhammed ibn Alâ ve Ziyâd ibn Eyyûb, Yahyâ ibn Zekeriyâ’dan hadîs rivâyet etmişler-dir. Hârûn Reşîd [786-809], kendisine Medîne kadılığı-nı verdi. Bunu Bağdâd’a gelip ilân etti.
(485) Alî ibn Medînî şöyle der: İlim (hadîs rivâyeti), (sahâbîde) İbn Abbâs radıyallâhu anhümânın zamanında sona erdi. Ondan sonra (tâbiînde) Şa‘bî ve Sevrî’de, ondan sonra (tebe-i tâbiînde) Yahyâ ibn Zekeriyyâ’nın zamanında sona erdi.
(485) Yahyâ ibn Sa‘îd der ki: Kûfe’de bana, Yahyâ ibn Zekeriyyâ’dan başka, şiddetle muhâlefet eden bir başka kimse yoktu.
(485) Alî ibn Ahmed şöyle der: Yahyâ ibn Zekeriyyâ, sika (güvenilir) kimselerden olup fıkıh ve hadîsi toplayanlardandır. Medâyin kadısıydı. Hadîs hâfızlarından sayılırdı. Vekî’ kendi kitâblarını onun kitâbları üzerine topladı.
(485) İmâm Medminî el-Harezmî, Sâlih ibn Sehl’den şöyle rivâyet eder: “Yahyâ, yaşadığı dönemin en çok hadîs ezberleyeni, bileni ve en fakihi idi. İmâm-ı A‘zam ile çok sohbet etmişti. Zühdü ve dinde sebât sâhibi idi.
(486) İmâm Halebî, Abdurrahman ibn Hâtim er-Râzî’den şöyle rivâyet eder: Yahyâ Kûfe’de kitâb tasnîf edenlerin içinde ilkti.
(486) İsmâîl ibn Hammâd ibn İmâm-ı A‘zam şöyle der: Yahyâ, hadîste hoş kokulu gelin çiçeği gibidir.
(486) İbn Uyeyne der ki: Abdullâh ibn Mübârek [736-797] ile Yahyâ gibi başka kimse görmedim.
(486) İmâm Deylemî, Ziyâd ibn Eyyûb’dan şöyle rivâyet eder: Yahyâ, Medâyin’de dört ay kadılık yaptı.
(486) İmâm Deylemî, Muhammed ibn Ya‘kûb’dan, Muhammed de dedesinden şöyle rivâyet eder: Yahyâ, Medâyin’de 183 [799] yılında ve bir rivâyette de 189 [805] yılında ve altmış üç yaşındayken irtihâl etti.
Şiir:
elâ inne yahyâ ‘ilmihi’ş-şer‘ kad ihâ
ve inne mâte yahyâ fe’d-du‘â’e lehû yahyâ
Yahyâ şerîat ilmini ihyâ etti
Yahyâ öldü ama ona duâlar devâm ediyor.
le-kad ‘âşe fîmâ ‘ilmi yahyâ ve zikrahû
ve in kâne lâ-yahyâ’l-imâmi’r-râdî yâhyâ
Muhakkak ilimde Yahyâ ve zikri yaşıyor
İmâm-ı Râzî Yahyâ yaşamasada.
fa-kad terake’d-dünyâ ve kad mesulet lehû
ve kad fâze bi’l-uhrâ’llezî tereke’d-dünyâ
Ona işkence olan dünyâyı terk etti
Terki dünyâ ederek âhiret ile kurtuluşa erdi
ve tedrisehû ebedâ ve tâ‘aten ahfâ
fe-li’llâhi mâ ebedâ ve li’llâhi mâ ahfâ
Ebedî olan dersleri verdi ve ibâdeti gizli yaptı
Ebedî olan ve gizli yapılan ancak Allâh içindir
ve nâle bimâ ebeden min el-halki câhehû
ve nâle bi-mâ ahfâ min el-hâliki’l-büşrâ
Halkın gözünde ebedî olan makâma nâil oldu.
Gizli ibâdeti ile Yaradanın müjdesine nâil oldu.
ve sannif kütübe’l-fıkhi kable sahâbehû
vasfî li-ehli’ş-şer‘i men şera‘a’l-fetevâ
Akranlarından önce fıkıh kitabları tedvîn etti
Ehl-i şerî‘ata şer‘î fetvâları açıkladı
le-kad sâde bi’l-fetvâ kibâri zamânihi
ve hel sâde fi’d-dârayni’l-ahvâ’t-takvâ
Zamânının büyük bir kısmı fetvâ ile geçti.
İki cihanda takvâsı gizli mi oldu?
ve men zâke su‘me’l-‘ilmi ve’l-hilmi ve’t-tekâ
tecidü ‘indehû ke’l-‘alkami’l-menne ve’s-selvâ
Ve kim ilim, hilm ve takvâda acılık hissederse
Acının yanında bıldırcın ve kudret helvasını bulur.
ve men nahva mâlikü’l-‘ilmi bi’l-kaddi yestarihu
ve yec‘alü ileyhi mülkü kayseru ve’l-kisrâ
Kim gerçekten isteyerek ilim sâhibi olmaya yönelirse
Kisrâ ve Kayser’in mülkü ona gelir.