IV. DEĞERLENDİRME

IV. DEĞERLENDİRME

Bizi sadece zayıf ve mürsel hadisle yetinmeye sevkeden şey, başta Hatip el-Bağdâdî olmak üzere bazı muhaddislerin, “Ebû Hanîfe (r.a.) hadisi bilmez veya hadisi reddeder ya da hadise hücum eder veya re’yi ha-dise tercih eder.” şeklinde kopardıkları fırtınadır. Ebû Hanîfe (r.a.)’in zayıf hadis konusundaki görüşünü anla-tırken verdiğimiz ayrıntıdan onun, -imkan olduğu Kur’ân’la veya dinî bir kaideyle çelişmediği müddetçe- zayıf hadisi delil olarak kabul ettiğini gördük. Ebû Hanîfe (r.a.), kıyas yapıp kendi görüşünü ortaya koy-maktansa öncelikle böylesi bir hadisi almaktadır. O’na göre kaide, nas varken kıyas yapılmaz. Ebû Hanîfe (r.a.), hadisi esas almak İslâm yasama ruhuna hizmet ettiği sürece onu esas kabul eder, ancak hadis tam ola-rak dinin yasama ruhu ile çelişiyor veya tahsise ya da takyide veya umuma ya da mutlaklığa kabil değilse bu hadisi reddeder.

Daha önce Hanbelî ve muhaddis olan Zehebî’nin Ebû Hanîfe (r.a.)’i tanıtırken hadisi reddetmediğini, zayıf bile olsa hadise göre amel ettiğini, fıkhında meto-dunun bu olduğunu, kendi mezhebine bağlı olan imam-ların metodunun da aynı olduğunu itiraf ettiğini ve Ebû
Hanîfe (r.a.)’in bu prensipte yalnız olmadığı görüşünde olduğunu belirtmiştik. Ahmed b. Hanbel, bazı ma-likîler, tabiîn ve etbâu’t-tabiînden olan selef bilginleri-nin bir çoğu aynı kanaati taşımaktadırlar. Ebû Hanîfe (r.a.) en aşağı dereceden bile olsa delil olmaya elverişli bir hadis bulunduğunda kıyas yapmaz ve re’yini ortaya koymaz. Dahası Ebû Hanîfe (r.a.) hadisi ve çok zayıf olmadığı veya metni itibariyle şaz bulunmadığı sürece zayıf hadisi alma noktasında muhaddislerden de önce davranmıştır.

Öte yandan Ebû Hanîfe (r.a.), muhaddislerin sö-zünü ettikleri şaz hadis konusunu da hadis terimlerini tedvin etmelerinden senelerce önce ele alıp, incelemiş-tir. Ebû Hanîfe (r.a.) muhaddislerden önce bu meydan-da hiç tartışmasız öncü olduğunu ispat etmiştir. İlk dö-nem âlimleri metinde şaz meselesini, sahabe dönemin-den ictihad asrının sonuna kadar ele alıp incelemiştir. Hadis terimleri bilginlerinin ifade ettiği üzere şaz’ı an-cak büyük alimler, İslâm hukukunun denizlerine dalma gücü olan bilginler sezip bulabilirler. Şu haber şu ayetle veya dindeki şu kaideyle nasıl çelişir ve çatışır mesele-sini başkaları değil, ancak bu güçte olan bilginler far-kedebilirler. Bilginler, “Fıkhın başı tatlı, sonu acıdır.” derler. Yani bir insan bir veya yüz fıkhî mesele öğren-diğinde bunları öğrendiği için mesele çok kolaydır. Sonra öğrendiği meseleler az olduğu için bunları zapte-dip yazabilir ama, meseleler ve detaylar çoğaldığında iş zorlaşır. Özellikle bunların usûl ve kaidelere uyup uy-
maması yönüne baktığımızda ve herbirinin ezberlenme-si açısından işi ele aldığımızda durum daha da zorlaşır. Fıkıh bilgini, bütün bu noktaları göz önüne aldığında işaret ettiğimiz bu kaideleri ve meseleleri gözden ka-çırmaz. Verilen haberin veya hadisin bu kaidelerle çeli-şip çelişmediği ona gizli kalmaz.

Halbuki aynı durum birçok muhaddisin hatta fa-kih olmayan bütün muhaddislerin farkına varamayacağı bir husustur. Daha önce İmam Şafiî (r.a.)’in hadiste bilgin olan bir kimsenin fıkıhta konuşmasını men etti-ğini görmüştük. İmam Şafiî (r.a.) o kişinin ictihad aleti-ni düzgün bir biçimde kullanamadığını ve bu cihazı kontrol altına alamadığını görmüştü. Ona fakih olan müctehidin başka, fakih olmayan muhaddisin ise başka olduğunu anlatmıştı.
Mürsel hadisin açıklanması ve Ebû Hanîfe (r.a.)’in bu konudaki görüşünü belirtmekle yetindik. Amacımız, öncelikle bilginlerin mürsel hadis ve onu delil olarak kullanma konusundaki görüşlerini, Ebû Hanîfe (r.a.)’in kendi asrındaki bilginlerin yaptığının aynısını yaptığını, bu konuda söz konusu davranışın sadece kendisine ait olmadığını ve kendi kafasından yeni bir şey icat etmediğini ortaya koymaktır. Bu konu-da I. ve II. asırdaki selef âlimleri mürsel hadislerin ka-bulü noktasında ittifak etmişlerdir. Daha sonra yalan söylemek yayıldığı ve hadis rivayetinde aldırmazlık ve gevşeklik her tarafı kapladığında muhaddisler hadisin
muttasıl olmasını şart koşmuşlardır, şeklinde bir nakil-de bulunmuştuk.
Ebû Hanîfe (r.a.) sadece önde gelen âlimlerden naklen mürsel rivayetlerde bulunur, Onun asrındaki muhaddisler de aynı şekilde sadece imamların ve meş-hur bilginlerin mürsellerini kabul ederlerdi. Bilginler her ne kadar kendilerinden böyle bir şart nakledilmiş olmasa da onların rivayetlerini araştıran ve kendilerin-den rivayette bulunanlardan nakledilen ve görülen vâkıa kendilerinin sadece meşhurların mürsellerini ri-vayet ettikleri yönündedir. Herhangi bir kimseden riva-yette bulundukları yolunda bir haber geldiğinde ve onu incelediğimizde bunun çok az olduğunu görüyoruz. Bazı zamanlar bizce mechul, kendilerince tanınan böyle bir raviye güvendikleri olurdu.
O halde bizim hadisin sadece bu iki çeşidini açık-lamakla yetinmemiz kitabımızın içerisinde dağınık ola-rak verdiğimiz muayyen sebeplere dayanmaktadır. Bunları madde madde özetlemek gerekirse şöyle sıra-lamak mümkündür.

1- Hadisin sadece iki çeşidiyle yetinmemizin bi-rinci amacı, muhaddislerin Ebû Hanîfe (r.a.)’in hadisle-ri reddettiği yolundaki ifadelerinin tam aksini beyan etmek,
2- Ebû Hanîfe (r.a.)’in zayıf hadisle amel ettiğini, re’ye başvurmadığını çünkü re’ye müracaatın ancak bir zaruret gereği olduğunu açıklamak,
3- Mürselin hükmünü Ebû Hanîfe (r.a.)’in mür-selle amel etmesinin kendi zamanındaki bilginler nez-dinde yaygın olarak kabul edilen bir davranış olduğunu,
4- Ebû Hanîfe (r.a.)’in şaz hadis ve çeşitlerinden söz etme noktasında bütün muhaddislerden önce hare-ket ettiğini beyan etmek, Allah (c.c.)’ün Kitabından ve bilginlere göre alınması noktasında ittifak bulunan Re-sulullah (s.a.v.)’in sahih sünnetinden istifade edilerek ortaya çıkarılmış bulunan genel kaidelerin ve usûllerin esas alınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekmek,
5- Önceki ve sonraki asırlarda açık olan ve asrı-mızda kaybolup giden fıkıh bilginlerinin esasen birer muhaddis oldukları, hatta hadis imamlarının fıkıh bil-ginleri oldukları gerçeğini açıklamaktır.

Çalışmamızın sonunda işaret etmek istediğimiz bir nokta daha vardır. O da şudur: Bugün hadis öğren-menin gereğine işaret eden birçokları “Biz ne Ebû Hanîfe (r.a.)’in, ne de fıkıh bilginlerinin görüşünü alı-rız. Biz, doğrudan doğruya hadisi alırız. Sünnet top-lanmış, kitaplara geçirilmiş ve artık sünnete başvurmak kolay hale gelmiştir.” demektedirler. Bunlar, kendileri-ne ulaşan sünnet, ilk dönem âlimlerine ulaşan sünnetten çok daha fazla ve ellerindeki hadislerin fıkıh bilginleri-nin nezdindeki hadislere muhalif olduğunu zannetmek-tedirler. Oysa bu düşünce katmerli bir cehalet ve insanı günaha sokucu bir inattır. Hatta böyle bir davranış çe-şitli vesilelerle ve olanca güçleriyle bu dini ortadan kaldırmaya uğraşan misyonerliğin, masonluğun ve or-yantalizmin peşinden gitmektir. Onların çağımızda baş-vurdukları araçlar çoktur. Önce Mutezile mezhebinin kitaplarını, dinsizlerin eserlerini, arsız ve hayasız ede-biyat kitaplarını ve adına halk hikayeleri dedikleri İs-lam asrındaki insanları birer cahil ve geri zekalı olarak tasvir eden hayalî hikaye kitaplarını bastırdılar ve so-nunda müslümanların safları arasına ayrılık ve fırka tohumlarını eken kalemleri ve düşünürleri kiraladılar. Bu girişimlerine de hür düşünce veya ciddi girişimler elbisesini giydirdiler. Amaçları mezhepsiz bir dine veya mezhepleri birleştirmeye ulaşmaktır. Bununla da kal-madılar. İslâm tarihini karalamaya, kahramanlarına dil uzatmaya, İslamın bayraklaşmış önde gelen imamlarını karalamaya başladılar. Maksatları müslümanlarla fıkıh bilginleri ve uleması arasındaki güveni sarsmaktı. Çün-kü onlar çok iyi biliyorlar ki bizim sonumuz ulemamıza olan güveni kaybetmemizde yatmaktadır. Ne zaman ulemaya güvenimizi kaybedersek herşeyimizi yitiririz. Yıkılırsa ne ecdadımızın binası gibi bir bina yapabiliriz ve ne de yıkılan binayı eski haline getirebiliriz. Çünkü ecdadımızın yaptığı binayı sadece bir kişi yapmadı, tam aksine uleması yaptı. Ümmetin uleması bir asır veya bir nesilden ibaret değildir. Tam tersine geçmiş bütün asır-ların ve birbirini izleyen nesillerin bu binada payı var-dır. Şair şöyle der:

Kaybettin mi eskiyi bulamazsın yeniyi,
Düzgün olur mu işimiz, kaybedince yeniyi!
Tamamlar her nesil, eksiğini bir diğerinin,
Koparsa bu bağ, kopar bağı terakkinin.
Fıkha itibar etmeme çağrısı, sapıklığa geri dönüş davetidir. Bununla kastettiğimiz, mezhepsiz bir dine dönüş teklifidir. Çünkü bu, -Yüce Allah (c.c.) bize ko-laylığı emrettiği halde- meşakkate ve yine Allah (c.c.)’ün sapasağlam ipine yapışmamızı emrettiği halde birlik elbisesi adı altında tefrikaya dönme çağrısıdır.
Bu gerçekleri gördükten sonra buna davet eden herkesi, -sakal bırakıp başına sarık bile geçirse -gayri müslim olarak suçlamamız gerekir.

Kim bir bilgine dil uzatacak olursa bu kişi dinden çıkmıştır ve aslında dine dil uzatıyor demektir. Böyle bir şahıs oryantalisttir. Mezheplerin ortadan kaldırılma-sı çağrısında bulunan kimse masondur. Ehl-i sünnet ve’l-cemaata muhalif olmaya davet eden kişi dinsizdir, başında sarık bile olsa boynu vurulmalı, la ilâhe ilallah dese bile dili kesilmelidir.
Kim ictihad ettiği iddiasında bulunursa cahil ve aptaldır ve o sağ elinde Kur’ân, sol elinde Buhârî ve Müslim’in Sahih’ini taşısa bile misyonerlik teşkilatla-rınca kiralanmış hristiyanlık davetçisidir. Çünkü o, dini yıkma noktasında düşmanın aracıdır. Her kim dini yerle bir etmeye kalkışırsa, kendisi yıkılmaya daha layıktır.
Yakın tarihimize baktığımızda bu söylediğimiz sözün doğru olduğu ortaya çıkıyor. Mesela kominizm bütün ilkeleriyle ve gerçek suretiyle bizim İslâm belde-lerimize girememiştir. Bundan ümidi kestiklerinde kendilerinin ifadesi üzere namaz seccadeleri üzerinde bu ilkeleri ülkelerimize sokmuşlardır. Kominizmi bize gerilikten kurtaran bir gemi olarak tasvir edip, ilericilik olarak sundular. İslâmı ise esasen komünizm demek olan sosyalizm dini olarak takdim ettiler. En sonunda yüzlerindeki maske düştü ve kominizm hiçbir şey ya-pamadı. Çevresindekileri öldürdükten sonra kendi ev-latlarını yedi ve sonunda intiharın en çirkiniyle kendisi intihar etti. Bütün bunlar herşeyi idare eden, herşeyin mülkü kendi elinde olan Aziz ve Hakîm olan Yüce Al-lah (c.c.)’ün lûtfu sayesinde oldu.

Bu akıbet İslama muhalif olan ve onunla mücade-le eden her türlü akımın sonudur. Çünkü bu, semanın Rabbi olan Yüce Allah’ın vaadidir. Nitekim Allah Teâlâ “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyor-lar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu ta-mamlayacaktır.”1102; “Allah’ın nurunu ağızlarıyla (üf-leyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanma-salar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.” buyurmaktadır.1103
İslamın kervanı yürüyecektir ve kin besleyenlerin kinlerine, tuzak kuranların tuzaklarına rağmen yol al-maya devam edecektir. Çünkü onların hileleri ve tuzak-ları neticede kendi başlarına dönecektir. Nitekim “Çün-kü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendi dü-şer.”1104 âyeti de bu duruma işaret etmektedir. Onların bu yaptıkları denize taş atan çocuğun yaptığına benzer.
Kabaran denize küçük bir çocuğun attığı taş zarar vere-bilir mi ya da bunlar güneşi görmemek için başını kuma gömen kimse gibidirler. Oysa güneş parlamaktadır. Güneşi görmemek için kafasını kuma gömen kimse, güneşe zarar verebilir mi? İşte İslâm güneşi de böyle-dir, batmamaktadır ve Yüce Allah (c.c.)’ün emri gelin-ceye kadar asla batmayacaktır.

SONUÇ
Böyle bir zamanda bu tip bir çalışmayı yapmak, ilmî faaliyetlerin mecbur ettiği önemli bir zorunluluktu. Söz konusu ilmî araştırmaların, insanların dikkatlerini ilmî ve siyasî sâhada ortaya çıkmış önemli meselelere çekmesi gerekir.
Müslümanlar dört mezhebe göre amel etmenin mümkün olduğu konusunda ittifak edip, fikir birliğine vardıktan ve Abbasi devleti beş asırdan, ardından Os-manlı devleti yedi asırdan daha fazla hanefî mezhebine göre amel ettikten sonra sağda ve solda bazen gizli, bazen açıktan açığa hanefi mezhebini ve başka mezhep-leri kınayan birtakım sesler çıkmaya başladı. Bu sesle-rin amacı müslümanları yeniden yetmiş küsur fırkaya bölmektir. Bu yüzden söz konusu akımın karşısında durmak gerekiyordu. Bu çalışma, bu seslerin neticesi olarak ortaya çıktı. Yüce Allah (c.c.)’ün yardımıyla bu çalışmamızı bitirdik ve aşağıdaki neticelere ulaştık:
1) Ebû Hanîfe (r.a.), hadiste güvenilir bir imam-dır. Yoksa bazı muhaddislerle, bunu durmadan nakarat haline getirenlerin iddia ettiği gibi değildir.

2) Ebû Hanîfe (r.a.) hadiste imamdır. Cerh ve ta-dili bilmektedir.
3) Ebû Hanîfe (r.a.)’i cerhedenler onu bilinen bir vasıfla cerhetmiyorlar ve yaptıkları cerhin sebebi açık-lanmamıştır. Bunu yapanlar ikiye ayrılmaktadırlar.
a) Ebû Hanîfe (r.a.)’in kendi akranlarının cerhi: Bu ispat ettiğimiz üzere makbul değildir.
b) Mezhep taassubuna dayanan cerhtir. Bu da ka-bule değer değildir.
4) Ebû Hanîfe (r.a.)’in güvenilir olduğunu söyle-yenler bunu gayet açık ve net olarak açıklayabilmekte-dirler. Ebû Hanîfe (r.a.)’in güvenilir olduğunu söyle-yenler onun aleyhine söylenenleri de bilmektedirler. Dolayısıyla onların Ebû Hanîfe (r.a.) lehine şehadetleri onu adalet, hıfz, rivayette titizlik, zabıt, fıkıh ve re’y konusunda güvenilir olduğuna şehadeti içermektedir.
5) Ebû Hanîfe (r.a.)’in güvenilir olduğunu söyle-yenlerin tamamı önde gelen âlimlerdir.
6) Ebû Hanîfe (r.a.)’in fıkhını tenkid edenler ör-nek vermek ve delil getirmek suretiyle doğruya ulaş-mak konusunda başarılı olamamışlardır.
7) Ebû Hanîfe (r.a.)’in müsnedlerinin büyük bir kısmı muhaddislerin elindedir ve onun müsnedlerinin
tamamının ricali, -bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdakiler hariç- güvenilir ravilerdir.
8) Ebû Hanîfe (r.a.)’in kanaatine göre zayıf hadis-lerin tamamının şahidi kendisini takviye edecek delille-ri ve dinden dayanağı ve esası vardır.
9) Bize göre Ebû Hanîfe (r.a.) şaz hadisler hariç diğer hadisleri reddetmemiştir ve bu hareketinde o tek başına da değildir. Aynı şeyi sahabiler (r.anhüm), İmam Malik (r.a.), Şafiî (r.a.) ve başkaları da yapmıştır. Ebû Hanîfe (r.a.)’in hadisi reddettiği yolunda koparılan gü-rültü şahsi ve maksatlı nedenlerle yapılmaktadır.
10) Ebû Hanîfe (r.a.) reye taassup derecesinde yapışan biri değildir ve onun reyi her hususta kıyasa dayanılarak elde edilmiş değildir. Tam tersine Ebû Hanîfe (r.a.) çoğunlukla zayıf hadisi kendi görüşüne tercih eder ve çoğunlukla mürsel hadisi de kendi görü-şünden üstün tutar.
11) Bu çalışma neticesinde ulaştığımız sonuçlar-dan birisi de bilginlerin ve mezhep imamlarının hadis-lerin tedvin edilmesinden sonra ihtilaflarının çerçevesi-nin daraldığı ve azaldığı yönündedir. Bu önemli bir husustur. Oysa birçokları ihtilafın hâlâ mevcut olduğu-nu, imamların ihtilaf etmek için ihtilaf ettiklerini zan-netmektedirler. Halbuki bu görüş çürüktür. Tam tersine imamların koymuş oldukları birtakım kaideler vardır. Onlar bu kaideler ve onları tatbik etme noktasında fikir birliği halindedirler.
12- Son olarak diyecek olduğumuz Ebû Hanîfe (r.a.)’in muhaddisler nezdindeki yeri bütün eser veren bilginlerin görüşüne göre çok yüksek ve parlaktır. Bu kanaatte olan bilginler kendilerinden rivayet ettiğimiz üzere çokturlar.
Bu çalışmanın her müslümanın eline oniki asır-dan beri sabit kalmaya devam eden değişmez hakikatle-ri koyduğunu, yeniden ihtilaf çıkaranların bu ümmetin düşmanlarından başkası olmadıklarını gördük. Bu du-rum, aşağıdaki tavsiyeleri yapmamız gerekmektedir.

1) Her müslüman araştırıcıya tavsiyem ihtilaflı olan her hususta taassuptan uzak ve ileri görüşlü olmak-tır. Dolayısıyla araştırıcı ihtilafa ihtilaf olması açısından bakmasın. Buna karşılık bilginlerin re’y konusunda farklı düşünmeleri ve neden ihtilaf ettikleri üzerinde kafa yormaları gerekir.
2) Bütün ilim öğrenenlere her meselede hakikat neyse onu araştırmalarını ve âlimlerin o konuda her-hangi bir görüşlerini bulamaması hariç kendi reyine göre konuşmamasını tavsiye ediyoruz. Bununla birlikte ilim öğrencisinin bilginlerin İslâm hukukunun fürûuna dair hiçbir şeyi ihmal etmediklerine, yeni ortaya çıkan hükümler için birtakım kurallar ve kaideler koydukları-na, yeni çıkan olayların hükmünün ne kadar yeni olursa olsun bu kaidelerin çerçevesine dahil olduğuna inanma-sı gerekir.
3) Hadis öğrenen kişiye özellikle herhangi bir meşhur imam hakkında hüküm verirken acele etmeme-sini, bir veya iki kitaba dayanmamasını, tam tersine iyice araştırıp görüşleri ayıklamasını tavsiye ederiz. Aksi takdirde bizler İslâm âlimlerini yaralamak duru-munda kalırız. Bu da doğru değildir.
4) İlim öğrenen herkese ilim öğrenmeye devam etmesini, ileride bir gün ilmin sonuna varacağını zan-netmemesini tavsiye ederiz. Çünkü ilmin sonu yoktur. İlim yolcusuna âlimlerin ictihad derecesine ellerini kol-larını sallamadan bomboş durarak ulaşmadıklarını, tam tersine gecelerini uykusuz geçirdiklerini, alimlerden ilim aldıklarını, ümmetin önde gelen büyükleriyle yakın mesai içinde olduklarını ve bütün dinî ilimleri en güzel şekilde öğrendiklerini hatırlatırız.
5) Araştırmacı olan ve ilim öğrenen kişilere tak-vayı tavsiye ederiz. Her ilim yolcusunun ictihad hakkı olmaz. İki hadis okuyan herkes hadislerden hüküm çı-karabilecek derecede muhaddis olamaz. Hadis öğrenen herkes fakih olamaz. Hüküm sadece hadisten çıkmaz. Tersine önce Arap dilini en güzel şekilde bilmek, ar-dından Kur’ân’ı, Kur’ân ilimlerini, hadisi ve hadis ilim-lerini doğru biçimde anlamak, ardından metodoloji ve bunun yanında hadis usûlü ilmini de tahsil etmek gere-kir. Bütün bunlardan sonra söylediğimiz ilimleri en güzel şekilde öğrendiğinde ictihat etme yetkisini kaza-nır fakat başkaları ne diyor ve neyi tercih ediyor diye
öğrenmek için onların fıkhından da haberdar olmak şarttır.
Ya Rabbi! Bizi sırat-ı müstakîme ilet. Bizleri ha-tadan koru ve yanlıştan uzak eyle, bizlere doğruyu, akl-ı selim ile davranma yeteneğini nasip eyle. Sen çok işiten ve çok bilensin. Salât ve selam Efendimiz Mu-hammed (s.a.v.)’in, O’nun âlinin, ashabının üzerine olsun. Yüce Allah (c.c.) sahabelerden, tabiînden, müc-tehid imamlardan ve onların yanında bizlerden razı olsun. Duamızın sonu hamd alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)’e mahsustur.

BİBLİYOĞRAFYA
Abdullah Siracüddin, Şerhü’l-Manzumeti’l-Beykuniyye, Halep 1965.
Abdurrezzak b. Hemmâm, el-Musannef, (nşr. Habiburrahman el-A‘zami), Beyrut 1395.
Abdülgani el-Gânimî ed-Dımeşkî el-Meydanî, Şerhu Muhtasari’l-Kudûrî, Humus 1965.
Abdülhakim es-Sa’di, Mebahisu’l-ille inde’l-usûliyyîn, (Yayınlan-mamış doktora tezi, Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi)
Abdülmüteâl es-Saidî, el-Müceddidûn fi’l-İslam, Kahire ts.
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Halep 1336.
Ahmed Naim, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, Ankara 1970.
Ahmed Hüseyin, Min kadâyâ’r-re’y, Kahire1978.
III. Ahmet Kütüphanesi Yazma Eserler Kataloğu.
Alaî, Halil b. Keykeldî, Câmiu’t-tahsîl fî ahkami’l-merasîl, (nşr. Hamdi Abdülmecid es-Süflî), Bağdat 1978.
Alemî, Muhammed el-Hüseyn el-Hârranî, Beyrut 1374.
Ali el-Kârî, Menakıbü’l-İmami’l-A‘zam Ebî Hanîfe (r.a.), 1358.
Amidî, Ali b. Muhammed b. Sâlim es-Sa‘lebî, el-İhkâm fî usûli’l-ahkâm (nşr. Said el-Cümeylî) Beyrut 1404/1984.
Âsım Efendi, Kâmus Tercümesi, İstanbul 1305.
Aydınlı, Abdullah, Hadis Istılahları Sözlüğü, İstanbul 1987.
Azîmâbâdî, Muhammed Eşref b. Emîr, Medine, 1388.
Beğâvî, Hüseyin b. Mes’ud el-Ferra, Şerhu’s-sünne, (nşr. Şuayb el-Arnavud), Beyrut 1408.
Beyhakî, Ahmed b. Huseyin, Delâilü’n-nübüvve, (nşr. Abdulmu‘tî Kal’aci), Beyrut 1405.
……….. Menakıbü’l-İmami’ş-Şâfiî, (nşr. Seyyid Ahmed Sakar), Kahire 1391.
……….. Es-Sünenu’l-kübrâ, Haydarabad 1334.
Bezzâzî, Hafızüddin Muhammed b. Muhammed el-Kerderî, el-Fetâvâ’l-Bezzâziyye, Bulak 1323.
Bilmen, Ömer Nasuhi, Hukuku İslâmiyye ve Istılahatı Fıkhıyye Kamusu, İstanbul 1970.
……….. Büyük İslâm İlmihali, İstanbul 1963.
Buhârî, Ebû Abdullah Muhammed b. İsmail, et-Tarihu’s-sağir, (nşr. Mahmud İbrahim Zaid), Kahire 1977.
……….. Et-Tarihu’l-Kebîr, Haydarabad 1382.
……….. El-Câmiu’s-sahîh (nşr. Mustafa Dibb el-Buğa), Dımaşk 1407.
……….. Ed-Duafau’s-sağir, (nşr. Buğran es-Sanavî), Beyrut, 1404.
Buhârî, Abdilaziz b. Ahmed, Keşfu’l-esrar an Usuli’l-Pezdevî, Beyrut 1394.
Burhaneddin el-Halebî, el-Keşfu’l-hasîs ammen ruviye bi vad’il hadis, (nşr. Subhi es-Samerrâî), Bağdat ts.
Cevherî, İsmail b. Hammad, es-Sıhâh, (nşr. Abdulgafûr Atâ), Bey-rut 1399.
Cezerî, Ebü’l-Hayr Muhammed, Gâyetu’n-Nihâye fî tabakâti’l-kurrâ, Beyrut 402.
Cündî, Abdülhalîm, Ebû Hanîfe (r.a.) batalu’l-hurriyye ve’t-tesâmûh, Kahire 1945.
Cürcânî, Hamza b. Yusûf b. İbrahim es-Sehmî, Târîhu Cürcân, Beyrut 1401.
Cüveynî, Abdülmelik b. Abdullah b. Yusuf en-Nîsâbûrî, el-Burhân fî usûli’l-fıkh, (nşr. Abdülazîm ed-Dîb) ts.
Dârekutnî, Ali b. Ömer, Suâlâtü Hamza b. Yusûf es-Sehmî, (nşr. Muvaffak b. Abdullah b. Abdulkadir), Riyad 1404.
……….. Sünen, (nşr. Abdullah Haşim el-Yemânî), Kahire ts.
……….. Ed-Duafâ ve’l-Metrûkîn, (nşr. Abdulaziz Izzuddin es-Seyravan), Beyrut, 1405.
Dârimî, Abdullah b. Muhammed, es-Sünen, (nşr. Fevvaz Ahmed ez-Zemrelî), Beyrut 1407.
Dıhlevî, Şah Veliyullah, Huccetullahü’l-baliğa, Beyrut 1972.
Ebû Dâvûd, Dâvûd b. Süleyman b. el-Eş’as es-Sicistanî, es-Sünen, (Hattâbî’nin Meâlimü’s-sünen’i ile birlikte), Humus 1388.
……….. Merasîl, (nşr. Yusûf Abdurrahman er-Mer‘aşlî, Beyrut 1406.
Ebû Nuaym el-Isfehanî, Ahmed b. Abdullah, Hilyetu’l-evliya ve tabakâtu’l-esfiyâ, Beyrut 1958.
Ebû Zehra, Muhammed, Ebû Hanîfe (r.a.) Hayatuhu ve asruhu ve ârâûhu, Kahire 1947.
……….. Târihu’l-mezahibi’l-islamiyye, Beyrut 1953.
Elbânî, Mustafa el-Halebî, Haşiyetü’l-benânî alâ Cem’i’l-cevami‘, 1937.
Ebü’l-Muzaffer İsa b. Seyfuddin, er-Reddü ale’l-Hatîb, Beyrut, ts.
Ensârî, Ebû Yahya Zekeriyya, Fethu’l-Bâkî Şerhu Elfiyyeti’l-Irakî, Beyrut ts.
Fesevî, Yakûb b. Süfyan, el-Ma‘rife ve’t-tarih, (nşr. Hamid Mu-hammed Hasen), Dımaşk 1409.
Fettenî, Muhammed Tahir b. Ali el-Hindî, Tezkiratu’l-mavzûât, Beyrut 1399.
Gazzâlî, Muhammed b. Muhammed, Şifau’l-alîl, (nşr. Ahmed el-Kubeysî), Bağdat1971.
……….. El-Mustasfâ, Bolak 1324.
Gazzî, Takıyyuddin b. Abdülkadir et-Temimî, et-Tabakatü’s-seniyye fî terâcimi’l-hanefiyye, (nşr. Abdülfettah el-Huluv),1970.
Günenç, Halil, Büyük Şâfiî İlmihâli, İstanbul 1984.
Hâkim en-Nisaburî, Muhammed b. Abdullah b. Muhammed, el-Künâ, (nşr. İbrahim Zayed), Beyrut 1392.
……….. El-Müstedrek ale’s-sahihayn, Beyrut, ts.
Halebî, Mustafa, Hâşiyetu’l-baytar alâ Cem’i’l-Cevâmi’, 1384.
Haraşî, Muhammed b. Abdullah, Haşiyetu’l–Haraşî alâ Muhtasari Sîdî Halil, Bulak, 1312.
Hârizmî, Muhammed b. Muhammed, Câmiu mesanîdi Ebî Hanîfe (r.a.), Beyrut ts.
Hatîb el-Bağdâdî, Ebû Bekr Ahmed b. Ali, Târîhu Bağdâd, Beyrut, 1963.
……….. Es-Sâbık ve’l-lahık fî tebâudi ma beyne vefati raviyeyni an şeyh vahid, (nşr. Muhammed b. Matar ez-Zehrânî), Riyad 1402.
Hacı Halife, Mustafa b. Abdullah, Keşfu’z-zünûn, Beyrut1960.
Halife b. Hayyat, Tabakâtu Halife, Bağdat, 1967.
Haskefî, Musa b. Zekeriyya, Müsnedu Ebî Hanîfe (r.a.) (nşr. Saffet es-Sikât), Haleb 1382.
Hazrecî, Ahmed b. Abdullah, el-Hülâsa, Kahire, 1972.
Heysemî, Nureddin Ali b. Ebî Bekr, Mecmau’z-zevâid ve men-bau’l-fevâid, Beyrut 1407.
……….. Mevâridu’z-zam’ân İlâ zevaidi İbni Hibban, (nşr. Muham-med Abdurrezzak Hamza), Kahire 1382.
Humeydî, Abdullah b. Zübeyr, el-Müsned, (nşr. Habiburrahman el-A‘zamî), Haydarabad 1382.
İbn Abidîn, Muhammed Emin b. Ömer, Reddu’l-muhtar ale’d-Dürri’l-Muhtar, Beyrut 1407.
İbn Abdilberr, Ömer b. Yusuf en-Nemrî el-Kurtubî, el-İsti’âb li esmâi’l-ashâb fî ma‘rifeti esmâi’l-ashâb (nşr. Muhammed Ali el-Becavî), Kahire 1972.
……….. El-İntika, Fas 1404.
……….. Câmiu beyâni’l-ilim ve fadlihi ve mâ yenbaği fi rivayetihi ve hamlihi, Beyrut 1965.
İbn Adiy, Abdullah b. Adiy el-Cürcânî, el-Kâmil fî duafâi’r-ricâl, Beyrut 1405.
İbn Arrâk, Ali b. Muhammed b. Arrâk el-Kinanî, Tenzihu’ş-şeriati’l-merfâa ani’l-ahbari’ş-şeni’a’l-muvzûa, (nşr. Ab-dulvehhab Abdullatif), Kahire ts.
İbn Beşkuval, Halef b. Abdülmelik, es-Sıla, Kahire ts.
İbn Ebî Asım, Amr b. b. Ebî Asım ed-Dahhak, es-Sünne, Beyrut 1400.
İbn Ebî Hâtim er-Râzî, Abdurrahman b. Ebî Hatim Muhammed b. İdris, el-Cerh ve’t-ta’dîl, Beyrut 1973.
……….. El-Merâsîl, 1397.
İbn Ebû Şeybe, Abdullah b. Muhammed el-Kûfî el-Absî, el-Musannef, (nşr. Abdulhalik el-Efgânî), Beyrut 1405.
İbn Ebü’l-İz ed-Dımaşkî, Ali b. Ali b. Muhammed, Şerhu’l-Akideti’t-Tahaviyye, (nşr. Abdullah b. Abdul-muhsin et-Türkî- Şuayb el-Arnavud), Beyrut1408.
İbn Faris, Ahmed b. Faris b. Zekeriyya, Mu’cemu mekâyîsi’l-luğa, (nşr. Abdüsselam Harun), Kahire 1389.
İbn Hacer el-Heytemî, el-Hayratu’l-hisân fî menâkibi Ebî Hanîfe-ti’n-Nu‘man, İstanbul, ts.
İbn Hacer el-Askalanî, el-İsâbe fî temyizi’s-sahabe, (nşr. Muham-med Ali el-Becavî), Kahire 1969.
……….. Tabsîru’l-müntebih bi tahrîri’l-Müştebeh, (nşr. Muhammed Ali en-Neccar – Ali Muhammed el-Becavi), Kahire 1964.
……….. Ed-Dirâye Fî Tahrîci Ehâdisi’l-Hidaye, (nşr. Abdullah Hâşim el-Yemânî), Beyrut ts.
……….. Ta‘cilü’l-menfaa bi zevaidi’l-eimmeti’l-erbaa, Haydarabad 1972.
……….. Takribu’t-Tehzîb, (nşr. Abdulvehhab Abdüllatif) 1395.
……….. Tehzîbu’t-Tehzîb, Hindistan, 1325.
……….. Ed-Dürerü’l-kamine fi a’yâni’l-mie es-sâmine, (nşr. Mu-hammed Seyyid Câdelhak), Kahire 1967.
……….. El-Fetâvâ (Fetâvâ er-Ramlî ile birlikte), Kahire, ts.
……….. Fethu’l-barî bi şerhi Sahihi’l-Buhârî, (nşr. Abdulaziz b. Abdullah b. Ba’s), Beyrut 1402.
……….. Lisanu’l-Mîzân, Beyrut 1962.
İbn Haldun, Abdurrahman b. Haldun, Mukaddime, Beyrut ts.
İbn Hazm, Ebû Muhammed Ali b. Ahmed, el-Muhallâ, Kahire ts.
İbn Hibbân, Muhammed b. Hibban b. Ahmed et-Temîmî el-Bustî, es-Sikât, Haydarabad ts.
……….. Meşahiru ulemai’l-emsâr, Kahire 1379.
……….. El-Mecrûhin mine’l-muhaddisîn ve’d-duafâ ve’l-Metrûkîn, (nşr. Mahmud İbrahim Zayed), Halep 1396.
İbn Huzeyme, Muhammed b. İshak İbn Huzeyme, es-Sahîh, (nşr. Muhammed Mustafa el-A‘zamî), Dımaşk 1960
İbn Mâce, Muhammed b. Yezid el-Kazvînî, es-Sünen, (nşr. Mu-hammed Fuad Abdülbaki), Beyrut 1960.
İbn Maîn, et-Tarih, (nşr. Ahmed Muhammed Nur Seyf), Riyad 1399.
İbn Mencûye el-Isfehanî, Ricâlü Sahîhi Müslim, (nşr. Abdullah el-Leysî) Beyrut 1407.
İbn Manzur, Cemalüddin, Lisânu’l-Arab, Bulak 1300.
İbn Kesîr, İsmâil b. Şihâbüddin Ömer b. Kesir, İhtisâru Ulûmi’l-hadis, (nşr. Ahmed Şakir), Beyrut 1403.
El-Bidâye ve’n-nihâye, Beyrut 1975.
İbn Kutluboğa, Kasım b. Kutluboğa, Tâcu’t-terâcim, Beyrut 1952.
……….. Et-Tâcu’l-mükellel min cevâhiri meâsiri’t-tırâzi’l-âhiri ve’l-evvel, (nşr: Abdülhakim Şeref), Bombay 1983.
……….. Mizânü’n-nazar fi’l-mantık ve şerhuhu, Beyrut 1392.
İbn Mâkulâ, Ali b. Hibetullah b. Ali el-İclî, el-İkmal fî ref’i’l-irtiyab ani’l-mü‘telef ve’l-muhtelef fî’l- esmai ve’l-künâ, Haydarabad 1962.
İbn Manzur, Muhammed b. Mükerrem er-Rüveyfî, Lisanu’l-arab, Kahire ts.
İbn Sa’d, Muhammed b. Said b. Meni‘ el-Kâtib, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Beyrut, 1392.
İbn Şahin, Ömer b. Ahmed b. Osman, Târîhu esmâi’s-sikât mim-men nukile anhumü’l-ilm, (nşr. Abdulmu‘tî Kal’acî), Bey-rut 1406.
İbn Tağriberdî, Yusûf b. Tağriberdi el-Atabekî, en-Nucumu’z-zâhire fî mülûki Mısır ve’l-Kahire, Kahire ts.
İbn Teymiye, Ahmed b. Abdülhalim b. Mecdüddin el-Harrânî, Mecmuu Fetâvâ, 1399.
İbnu’l-Bezzaz el-Kürdî, Menakıbü’l-İmami’l-A‘zam, Beyrut ts.
İbnü’l-Cevzî, Abdurrahman b. Ali b. Muhammed, ed-Duafâ, (nşr. Abdullah el-Kâdî), Beyrut 1406.
……….. El-İlelü’l-mütenâhiye fi’l-ahâdisi’l-vâhiye, (nşr. Reşadulhak el-Eserî), Lahor 1975.
……….. El-Muntazam fî tarihi’l-mülûk ve’l-ümem, Hayda-rabad 1357.
……….. El-Mavzû‘ât, (nşr. Abdurrahman Muhammed Osman), 1386.
İbnü’l-Esîr, Ali b. Ebi’l-Kerem Muhammed b. Muhammed, el-Kamil fi’t-tarih, Beyrut ts.
İbnu’l-Hümam, Fethu’l-kadîr, Kahire 1972.
İbnü’l-İmad, Abdülhayy b. İmad, Şezerâtü’z-zeheb fî ahbâri men zeheb, Beyrut 1979.
İbnü’l-Müflih, İbrahim b. Muhammed b. Abdullah el-Hanbelî, el-Mübdi fî şerhi’l-Mukni’, Dımaşk 1400.
İbnü’n-Nedim, Muhammed b. Ebî Yakûb İshak el-Verrak, el-Fihrist, Tahran, ts.
İbnü’s-Salah, Mukaddime, (nşr. Aişe Abdurrahman), Beyrut 1974.
İbnü’s-Sübkî, Tâcuddin Abdülvehhab b. Ali, Tabakâtu’ş-şafiiyyeti’l-kübra, (nşr. Abdülfettah Muhammed el-Huluv-Mahmud Muhammed et-Tanâhî), Kahire ts.
……….. Kaide fi’l-cerh ve’t-ta’dîl, Dımaşk 1405.
İbnü’l- Kayseranî, Muhammed b. Tâhir b. Ali el-Makdisî, el-Cem’u beyne’r-ricali’s-Sahihayn, 1323.
İclî, Nureddin Ali b. Ebî Bekr el-Heysemî, Târîhu’s-sîkât, (nşr. Abdulmu’tî Kal’acî), Beyrut 1405.
……….. Marifetü’s-sikât, (nşr. Abdulazîm el-Bustî), Medine 1405.
Irâkî, Abdurrahim b. Huseyn el-Kurdî, et-Tabsira ve’t-tezkira, Beyrut 1354.
İsmail Paşa İbn Muhammed Emin, İzâhu’l-meknûn fi’z-zeyli alâ Keşfi’z-zünûn, Beyrut 1982.
Kâsânî, Ebû Bekr B. Mes‘ud b. Ahmed, Bedâiu’s-sanai fi tertibi’ş-şerâi‘, Kahire1328.
Karaman, Hayreddin, Mukayeseli İslâm Hukuku, İstanbul 1991.
Kehhâle, Ömer Rıza, Mu’cemu’l-müellifîn, Beyrut1376.
Kelabâzî, Ahmed b. Muhammed b. Hüseyin, Ricâlü’s- Sahîh, Bey-rut 1407.
Kevserî, Muhammed Zahid, Buluğu’l-emânî fî sîreti Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybanî, İstanbul 1293.
……….. Te’nibu’l-Hatîb, 1395.
……….. En-Nuketu’t-tarîfe, Karaçi ts.
Kirmanî, Yahya b. Muhammed b. Yusuf, Menakı-bü’l-İmami’l-A‘zam (Süleymaniye Kütüphanesi no: 392).
Koçyiğit Talat, Hadis Istılahları, Ankara 1980.
Kuraşî, Ebû Muhammed Abdülkadir b. Muhammed b. Muhammed b. Nasrullah b. Salim, el-Cevahirü’l-mudiyye fî tabakati’l-hanefiyye, Kahire 1398.
Kummî, Muhammed b. Hasen b. Ferruh, Ahvâlu’r-ricâl, Tahran 1378.
Kürdî, Necmeddin, Şer‘î Ölçü Birimleri ve Fıkhî Hükümleri, (trc. İbrahim Tüfekçi)İstanbul 1996.
Leknevî, Muhammed Abdülhayy, el-Fevâidu’l-behiyye fî teraci-mi’l-hanefiyye, Beyrut 1324.
Mahmud Şakir, et-Tarihu’l-İslâmî, Beyrut 1405.
Malik b. Enes, el-Muvatta’, (nşr. Muhammed Fuad Abdülbâkî) 1962.
Mâmkânî, Tenkihu’l-Makâl, Tahran, 1402.
Mekkî, Takıyyuddin Muhammed b. Ahmed, el-Ikdu’s-semîn fî tarihi’l-beledi’l-emîn, (nşr. Fuad)1405.
Mekkî, Abdülmelik b. Hüseyin b. Abdülmelik el-İsâmî, Semtü’n-nucûmu’l-avalî fi enbai’l-evaili ve’t-tevalî, Kahire 1380.
Mekkî, Muvaffak b. Ahmed, Menakıbu Ebî Hanîfe (r.a.), Beyrut 1963.
Mevsılî, Abdullah b. Mahmud b. Mevdud, el-İhtiyâr li ta’lîli’l-Muhtar, 1386/1966.
……….. el-Mektebetu’z-Zahiriyye Kataloğu, Dımeşk.
Merâği, Abdullah Mustafa, el-Fethu’l-mubîn fî tabakati’l-usûliyyin (nşr. Muhammed Emin), Beyrut 1394.
Mergînânî, Ebü’l-Hasen Ali b. Ebû Bekr, el-Hidâye, İstanbul ts. (Ofset Baskı).
Mes’udî, Ali b. Hüseyn b. Ali, Mürûcu’z-zeheb ve meâdinü’l-cevher, Beyrut 1982.
Mizzî, Yusuf b. Abdurrahman, Tehzîbu’l-Kemal fî esmâi’r-ricâl, ts.
Molla Hüsrev, Kasım b. Muhammed b. Ali, Mir’atu’l-usûl şerhu Mirkâti’l-vusûl fî usûli’l-hanefiyye, İstanbul 1321.
Muallimî, Abdurrahman b. Yahya, et-Tenkîl lima verede fî Te’nîbi’l-Kevserî mine’l-ebâtîl, (nşr. Nasıruddin el-Elbanî), Kahire, ts.
Muhammed b. Selâme, Müsnedu’ş-şihab el-kudâî, (nşr. Hamdi Abdülmecid es-Selefî), Beyrut 1405.
Mustafa Selim, Ebû Hanîfe (r.a.) muhaddisen, Kahire 1962.
Müslim b. Haccâc el-Kuşeyrî, el-Câmiu’s-sahîh (nşr. Fuad Abdül-baki), 1385.
Münzirî, Abdülazim b. Abdulkavi, et-Terğîb ve’t-terhîb (nşr. Mus-tafa Muhammed Umara), Kahire 1407.
Nesâî, Ebû Abdurrahman Ahmed b. Şuayb, es-Sünen, (nşr. Abdül-fettah Ebû Gudde), Beyrut 1930.
……….. Ed-Duafâ ve’l-Metrûkîn, (nşr. Buğran es-Sanavî- Kemal Yusûf el-Havs), Beyrut 1407.
Nesefî, Abdullah b. Ahmed, Keşfü’l-esrâr şerhü’l-Menâr, Beyrut 1406.
Nevevî, Yahya b. Şeref, el-Mecmû‘ şerhu’l-Mühezzeb, Beyrut ts.
……….. Şerhu Sahîhi Müslim, (nşr. Halil el-Meys), Beyrut 1407.
Râzî, Muhammed b. Ömer b. el-Hüseyn, el-Mahsûl, (nşr. Taha Cabir Feyyaz el-Alvanî), 1399.
Saâtî, Ahmed Abdurrahman el-Bennâ, Minhatu’l-ma‘bûd fî tertibi müsnedi’t-Tayalisî Ebî Dâvûd, (nşr. Ahmed Abdurrahman el-Bennâ) Kahire, 1403.
Sadefî, Rızkullah Munkarius, Târîhu düveli’l-İslâm, Kahire 1325.
Sadruşşeria Abdullah b. Mesud, et-Tavdîh ale’t-Telvîh, Kahire 1306.
Salihî, Muhammed b. Yusûf b. Ali b. Yusûf, Ukûdü’l-cümân fî menâkibi Ebî Hanîfe (r.a.)ti’n-Nu’man, Beyrut 1966.
San‘ânî, Muhammed b. İsmail el-Emîr, Tavdîhu’l-efkâr li maâni Tenkihi’l-enzâr, (nşr. Muhammed Muhyiddin Abdulha-mid), Medine 1366.
Sehanfûrî, Muhammed Eyyub el-Müzâhir, Terâcimu’l-ahbâr min ricâli şerhi maâni’l-âsâr, Hindistan, ts.
Sehavî, Şemsüddin Muhammed b. Abdurrahman, ed-Dav’u’l-lâmi’ li ehli’l-karni’t-tâ’si’, Beyrut 1313.
Sem’ânî, Abdulkerim b. Muhammed b. Mansur et-Temîmî (nşr. Şeyh Abdurrahman el-Muallimi el-Yemânî), el-Ensâb, Haydarabad 1382.
Serahsî, Muhammed b. Ahmed, Usûlü’s-Serahsî, (nşr. Ebu’l-Vefa el-Afganî), Kahire 1954.
Seyyid Afîfî, Hayâtü’l-İmam Ebî Hanîfe (r.a.), Kahire 1962.
Sindî, el-Medhal ilâ ulûmi’s-sünne, Lahor, 1402.
Sivâsî, Ahmed b. Mehdî, Menâkıbu’l-İmami’l-Azam, İstanbul 1345.
Süyûtî, Abdurrahman b. Ebî Bekr, Tabakâtü’l-huffâz, (nşr. Ali Muhammed Ömer), 1393.
……….. Tabakâtü’l-müfessirîn, (nşr. Ali Muhammed), Kahire 1396.
……….. Tedrîbu’r-râvî fî şerhi Takrîbi’n-Nevevî, (nşr. Abdülvehhab Abdüllatif), 1979.
……….. Mu’cemu tabakâti’l-huffâz ve’l-müfessirîn, (nşr. Abdülaziz İzzüddin es-Seyrevan), Beyrut 1404.
……….. El-Leâlî’l-masnû‘a fi’l-ahâdîsi’l-mavzûa, ts.
Şa‘ban, Zekiyüddin, İslâm Hukuk İlminin Esasları, (trc. İbrahim Kâfî Dönmez) İstanbul 1990.
Şafi‘î, Muhammed b. İdris, el-Müsned, Beyrut 1951.
Şa‘rânî, Abdülvehhab b. Ahmed, el-Mîzân, Kahire 1385.
Şerif er-Radî, Dîvânu’r-Radî, Beyrut 1962.
Şeyh Şeltût, Usûlü’l-mezâhibi’l-İslâmiyye, Kahire 1383.
Şehristânî, Muhammed b. Abdülkerim, el-Milel ve’n-nihal, (nşr. Ahmed Fehmi Muhammed), Kahire 1386.
Şevkânî, Muhammed b. Ali b. Muhammed, İrşâdu’l-fuhûl ilâ tahkîki’l-hak min ilmi’l-usûl, Kahire 1356.
……….. El-Bedru’t-ta’lî li mahâsini min ba’di’l-karni’s-sâbi‘, Kahire 1348.
Şihâbî, Mahmud Abdüssettâr, Medresetu’r-re’y beyne’l-medeniyyîn ve’l-ırakıyyîn, Beyrut 1402.
Taberânî, Süleyman b. Ahmed, el-Mu’cemu’l-kebîr, (nşr. Hamdi Abdülmecid es-Selefî), Bağdat 1985.
……….. El-Mu’cemu’s-sağir, (nşr. Hamdi Abdülhamid es-Selefî), 1405.
Taberî, Muhammed b. Cerîr, Târîhu’r-rüsul ve’l-mülûk, Kahire 1969.
Tahavî, Ahmed b. Muhammed b. Selâme b. Abdülmelik el-Ezdî el-Mısrî, Şerhu Meâni’l-âsâr, Kahire 1388.
……….. Muşkilü’l-âsâr, Beyrut ts.
2. CİLT DİPNOTLAR
1 . İbn Ebû Şeybe, el- Musannef, VII, 317.
2 . İbn Hümâm, Fethu’l-kadir, I, 207.
3 . Buhârî, Mevâkîtu’s-salat, 31; Müslim, Salatu’l-Müsâfirîn, 285; İbn Mâce, Salat, 147; İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, II, 427, VII, 317; Abdurreezzak, el-Musannef, II, 427-428; Ahmed b. Hanbel, I, 20-51; İbn Huzeyme, Sahih, II, 255.
4 . Müdebber: Hür olması, efendisinin ölümüne bağlanmış olan köle demektir. (çev.).
5 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
6 . Gazzali, Şifâu’l-ğalîl, VI, 177.
7 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
8 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
9 . Hârizmî, Câmiu mesânîdi Ebî Hanîfe (r.a.), I, 298, 305.
10 . Müslim, Salâtu’l-müsafirîn, 289, 290.
11 . Ebû Dâvûd, Salât, 11.
12 . Tirmizî, Salat, 16.
13 . Nesâî, Mevâkît, 33.
14 . İbn Mace’de böyle bir rivayet bulamadık. (çev.).
15 . Ahmed b. Hanbel, II, 313, V, 260.
16 . Taberânî, el-Mucemu’l-kebîr, VIII, 288.
17 . Abdurrezzak, el-Musannef, II, 425.
18 . İbn Huzeyme, Sahih, II, 255.
19 . Not: Eserde kaynak olarak Müslim’in sahihi gösteriliyor. Burada bir matbaa hatası olduğunu düşünmekteyiz. Bu ifa-de olsa olsa Hârizmî’nin, Câmiu mesânîdi Ebî Hanîfe (r.a.) isimli eserinin namaz vakitleri bahsinde geçiyor olmalıdır. Bu nedenle söz konusu eserin (I, 298) sayfasında sadece o günün ikindi namazının câiz olduğu ifade edilmektedir. (çev.).
20 . Müslim, Salâtu’l-müsâfirîn, 290.
21 . Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 33.
22 . Nesaî, Salât, 32-33.
23 . Müslim, Mesâcid, 163, 164.
24 . Malik b. Enes, el-Muvatta, I, 6.
25 . Şafiî, Müsned, II, 27.
26 . Abdurrezzak, el-Musannef, I, 585; II, 208, 281.
27 . Ebû Avâne, Müsned, I, 358.
28 . Bu rivayetin tam olarak anlaşılması için rivayeti bütünüyle aktarmakta fayda vardır: Ebû Hureyre (r.a.) şöyle anlatmış-tır: (Bir gazadan dönerken) sabaha karşı uyumak ve din-lenmek için bir yere inip mola verdik, fakat güneş doğun-caya kadar uyanamadık. Uyandığımızda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Herkes hayvanının başını tutarak yürüsün. Çün-kü burası öyle bir yer ki burada yanımıza şeytan geldi, bu-yurdu. Biz hemen dediğini yaptık. Sonra (s.a.v.) Efendimiz su isteyerek abdest aldı. Sonra iki rekat namaz kıldı. Ravi Yakub ise “İki secde namaz kıldı, sonra namaz için kâmet getirildi ve sabah namazını kıldırdı.” demiştir. (Bkz. Müs-lim, Mesâcîd, 310).-
29 . Buhârî, Mevâkîtu’s-Salat, XVI, 27.
30 . Müslim, Mesacid, 310.
31 . Ahmed b. Hanbel, II, 429.
32 . Taberânî, XVIII, 132. (Ancak Taberânî’nin el-Mu‘cem’lerinde yaptığımız CD. araştırmasında böyle bir hadis bulamadık. (çev.).,
33 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
34 . Müsle: Gerek hayvan, gerek insan herhangi bir canlının yüzüne kara çalmak, herhangi bir organını kesmek gibi bir yolla ona işkence edip ceza vermek demektir. (çev.).
35 . Seddü’z-zerâi: Aslında yasak olmayan bazı yolların kötü-lüklere götürmesi nedeniyle kapatılması demektir. Yabancı bir kadınla tenha bir yerde başbaşa kalmak (halvet) gibi. Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, s. 399.
36 . Bunlar öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarıdır. (çev.).
37 . İnsanın yanlış bir zanna istinaden hataya düşmesi manasına gelen vehim, hadiste, ravinin ta’n edilmesine sebep olan hallerden biridir. Zira vehim, ravinin mürsel veya munkatı olan bir hadisi muttasıl olarak yahut da bir hadisin metnini bir başka hadise ithal ederek rivayet etmesine sebep olur. Bkz. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 463.
38 . Hadisin devamı şöyledir: Böylece savaşa katılan gazinin atıyla birlikte üç hissesi olmaktadır. Bkz. İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
39 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
40 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, VII, 278.
41 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
42 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, VII, 278.
43 . Izdırab: Ravinin veya ravilerin zabt yönünden zayıflıklarına delalet etmek üzere bir hadisin muhtelif şekillerde rivayet edilmesi neticesini doğuran bir sakatlıktır. Öyle ki, rivaye-tin müteaddid olmasına rağmen, aralarındaki eşitlik dolayı-sıyla herhangi birini tercih etmek imkanı bulunmaz. (Bkz. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 176)
44 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, VI, 233, VII, 278.
45 . İbn. Hümam, Fethu’l-Kadîr, IV, 22.
46 . İbn Abidîn, Hâşiye, V, 117.
47 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, IV, 9; Hatib el-Bağdâdî, Tarihu Bağdâd, XII, 134; Babertî, el-İnaye; Muhammed b. Yusûf eş-Şafiî, Ukûdû’l-cümân; Kevserî, Te’nîbu’l-hatîb, s. 152.
48 . el-Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, IX, 10; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, XII, 138.
49 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
50 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
51 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
52 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
53 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
54 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, VII, 277.
55 . en-Nisa, 4/15.
56 . Muhsan: Âkil, bâliğ, hür, müslüman ve iffetli olan erkektir. Bu özelliklere sahip kadına ise muhsana denir. Bu şartlar kazf muhsanlığı içindir. Recm uygulaması için ilave olarak hür bir kadınla meşrû bir evlilik içinde fiilen cinsel ilişkide bulunmuş olma şartı bulunmaktadır. Erdoğan, Fıkıh ve Hu-kuk Terimleri Sözlüğü, s. 324.
57 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 327; Beyhakî, es-Sünen el-Kübrâ, VIII, 215.
58 . Zeylaî, Nasbur’r-râye, III, 327.
59 . Zeylâî, Nasbur’r-râye, III, 327.
60 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, V, 535.
61 . Kevserî, en-Nüketu’t-tarîfe, XV, 11.
62 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
63 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
64 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
65 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
66 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 277.
67 . Abdurrezzak, el-Musannef, I, 32; İbn Abdilber, et-Temhîd, I, 68.
68 . Nevevî, Şerhu Sahîh-i Müslim, XIII, 125; Müslim, Edâhî, 4.
69 . Ebû Dâvud, Salât, 99, İbn Hacer, Fethu’l-bârî, I, 580.
70 . İbn Mâce, Cihad, 34.
71 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, XV, 19; Ebû Bekir er-Razî, Ahkamu’l-Kur’ân, III, 58; Zeylaî, Nasbu’r-ra’ye, III, 416; Kevserî, Te’nîbu’l-hatîb, s. 87.
72 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
73 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
74 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
75 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
76 . İbn Hacer, ed-Dirâye, II, 123.
77 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 417; İbn Hacer, ed-Dirâye, VII, 717.
78 . İbn Hacer, ed-Dirâye, II, 123.
79 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 416; İbn Hacer, ed-Dirâye, II, 123.
80 . Seleb: Bir kimsenin üzerindeki elbisesi, silahı, parası ve binmiş olduğu hayvan ile bunun üzerindeki eşyasıdır. Bkz. Bilmen, Istılahat-ı Fıkhıyye Kamusu, III, 350.
81 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 19-20; Tahavî, Müşkilu’l-âsâr, II, 1368; Şeybânî, Mumammed b. Hasen, es-Siyeru’l-Kebîr, I, 137.
82 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
83 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
84 . Müslim, İmare, 94; Ahmed b. Hanbel, II, 66.
85 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 21-22.
86 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
87 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
88 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 278.
89 . Müdebber: Hür olması, mevlasının vefatına bağlanmış bulunan köle demektir. Bkz. Bilmen, Istılahat-ı fıkhiyye kamusu, III, 347.
90 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 22-24.
91 . Bu sahâbîye Nahham ismi Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Cennete girdim. Orada Nuaym’in sesini duydum, sözü üze-rine verilmiştir. Hadiste geçen “nahme” kelimesi ses de-mektir. Bazı bilginler, kelimenin manası “mal”dır derken, başka bazıları “boğazı temizlemek için öksürürken çıkan sestir.” demişlerdir. bkz. Nevevî, Şerh-u Sahîhi Müslim, XI, 143.
92 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
93 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
94 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
95 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 24-25.
96 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, VII, 279.
97 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII , 279.
98 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
99 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
100 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
101 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
102 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
103 . Müslim, Cenâiz, 71; Şevkânî, Neylü’l-evtâr, IV, 89.
104 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 25-27; Fazlullah et-Turiştî, Şerhu’l-mesâbîh, III, 115.
105 . İş’âr: Kabe’ye sevkedilen kurbanlık develerin hörgücünün sağ tarafını kurbanlık olduklarına nişan olmak için bıçakla bir miktar yarmak yahut bir nesne ile dürtüp kanatmaktır. (çev.).
106 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
107 . İbn Ebû Şeyb, el-Musannef, VII, 279.
108 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 279.
109 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, 27-29; Zeylaî, Nasbu’r-ra’ye, II, 38; Aynî, Umdetu’l-Karî, III, 116.
110 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
111 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
112 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
113 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, II, 283.
114 . Mülâ’ane: Yemin ile pekiştirilmiş olarak lanet ve gazap sözcükleriyle birlikte karıyla koca tarafından yapılan dörder şehadetten ibarettir ki koca hakkında kazf haddi (iffeti iftira cezası) makamına, karı hakkında zina haddi (zina cezası) yerine geçer. Bkz. Bilmen, Istılahat-ı fıkhıyye kamusu, II, 325.
115 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 29; el-Aynî, Umdetu’l-Karî, IX, 57.
116 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
117 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
118 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
119 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
120 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 31-32; Tahavî, Maâni’l-âsâr, II, 421; a. mlf., Müşkilu’l-âsâr, I, 318.
121 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
122 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
123 . Buhârî, Şerike, 5.
124 . Kasm: Bir kocanın gücü dahilinde olan şeylerde, sohbet ve kaynaşmak için birlikte yatma hususunda eşleri arasında adalet ve eşitliği temine riayet etmesidir. Bkz. Bilmen, Istı-lahat-ı fıkhiyye kamusu, II, 10.
125 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 32-33.
126 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
127 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 280.
128 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
129 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
130 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
131 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
132 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, V, 506.
133 . Fey’: Harac, cizye, ticaret vergileri, musaleha bedelleri gibi gay-ri müslimlerden savaş etmeksizin alınan mallardır. Er-doğan, Fıkıh ve hukuk terimleri sözlüğü, s. 111.
134 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, V, 506.
135 . Kulleteyn: Hacim bakımından eni, boyu ve derinliği 60 cm. olan bir havuz veya çapı 48, derinliği 96 cm. olan bir küp veya silindirdir. Bkz. Halil Günenç, Büyük Şafiî İlmihali, s. 31.
136 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 33-35.
137 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
138 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
139 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
140 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
141 . Buhârî, Vudû, 98, Müslim, Tahâra, 96. Hadisin Müs-lim’deki metni şöyledir: Akmayan durgun suya idrar yap-ma, sonra ondan yakınırsın.
142 . Kerahet vakti: İbadetlerin yapılması mekruh olan vakit. Farz ve kaza namazları için üç vakittir. Güneşin doğuşu sı-rası, güneşin tam tepe noktasında oluş zamanı, güneşin ba-tışı sırası. Nafile namazları için ayrıca sabah namazının far-zından güneşin doğuşuna kadar olan süre, akşam namazının farzından önce, ikindi namazının farzından sonra, cuma gü-nü hatibin hutbe okuduğu sıra da mekruh vakitlerden ol-maktadır. Erdoğan, Fıkıh ve hukuk terimleri sözlüğü, s. 242.
143 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 35-36.
144 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
145 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 281.
146 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
147 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
148 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 36-37; İbn Kuteybe, Te’vilu Muhtelifi’l-Hadis, s. 331.
149 . Bu hadisi İbn Ebû Şeybe’nin Musannef’inde bulamadık. (çev.).
150 . İbn Ebû Şeybe’nin Musannef’inde hadisin son kısmı olan başına aldığı örtü üzerine, kısmı yoktur. bkz. VII, 282. (çev.).
151 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
152 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
153 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 37-38.
154 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
155 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
156 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
157 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 38; a.mlf., Te’nîbu’l-hatîb, s. 94.
158 . İzâr: Belden aşağısını örten elbise demektir. (çev.).
159 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
160 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 282.
161 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
162 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
163 . el-Bakara, 2/196.
164 . Ebû Dâvûd, Menâsik, 43.
165 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 39-40.
166 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
167 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
168 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII,, 283.
169 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
170 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
171 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
172 . Buhârî, Hac, 99.
173 . Müslim, Salâtu’l-müsâfirîn, 50.
174 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 40-41.
175 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 283.
176 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
177 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
178 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 41-42.
179 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
180 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
181 . Ahmed b. Hanbel, II, 183, Heysemî, Mecmau’z-zevâid, IV, 186.
182 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 42-43.
183 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
184 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
185 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
186 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
187 . Munkatı’: İsnadda tabiîye varmadan önceki bir ravinin kendisinden hadis naklettiği şahsı işitmeden ondan rivaye-tidir. Bkz. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 286.
188 . Ebû Dâvud, Nikâh, 35; Tirmizî, Nikâh, 18.
189 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 43-45; el-Osmanî, Fethu’l-Mülhim bi Şerhi Sahih-i Müslim, III, 158.
190 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
191 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
192 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 284.
193 . Buhârî, Savm, 41.
194 . Münker: Zayıf olan bir ravinin, güvenilir ravilere muhalif olarak rivayet ettiği ve bu rivayetiyle tek kaldığı hadise münker denilmiştir. Bkz. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 287.
195 . Abdurrezzak, el-Musannef, IX, 61.
196 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 45-47.
197 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef,VII, 285.
198 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
199 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
200 . el-Bakara, 2/219.
201 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 47-48.
202 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
203 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
204 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
205 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
206 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
207 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 48-49.
208 . Tefrik: Hakim’in talak (boşama) veya fesh şeklinde evliliğe son vermesine tefrik denir. Bkz. Karaman, Mukayeseli İs-lam Hukuku, I, 313.
209 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 285.
210 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
211 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
212 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
213 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
214 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 50-1; Zeylaî, Nasbu’r-râ’ye, II, 41.
215 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
216 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
217 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
218 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
219 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 286.
220 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 51-52; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, V, 170; Aynî, Umdetu’l-kârî, I, 495.
221 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
222 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
223 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
224 . el-Bakara, 2/282.
225 . Helâl’e yakın olan mekruha tenzihen mekruh denilir. (çev.).
226 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 52-56; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, IX, 340-342.
227 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
228 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
229 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
230 . Harbî: Müslümanlarla aralarında ateşkes ve barış anlaşması bulunmayan gayri müslimlere ait ülke ahalisinden her bir kişiye harbi denir. Bilmen, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, III, 338.
231 . Dâru’l-harb: Ehl-i İslâm ile aralarında mütareke ve müsale-ha olmayan gayr-i müslimlerin ülkesi demektir. Erdoğan, Fıkıh ve hukuk terimleri sözlüğü, s. 69.
232 . el-Mümtehine, 60/10.
233 . Buhârî, Talâk, 17.
234 . İbn Mâce, Nikâh, 60.
235 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
236 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
237 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
238 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
239 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
240 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
241 . Buhârî, İlim, 23.
242 . Tahâvî, Şerhu Meânî’l-âsâr, II, 237.
243 . Tahâvî, Şerhu Meânî’l-âsâr, II, 237.
244 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 59-61; Zeylaî, Nasbu’r-râ’ye, IV, 312
245 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
246 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 287.
247 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, IV, 311.
248 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, IV, 311.
249 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, IV, 311.
250 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 61, 62.
251 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
252 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
253 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
254 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 62-63.
255 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
256 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
257 . el-Maide, 5/3.
258 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 63-65.
259 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
260 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
261 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
262 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
263 . en-Nahl, 16/8.
264 . İbn Mâce, Zebâih, 14
265 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 66-69; İbn Hacer, et-Telhis, s. 246; Beyhakî, Sünen, V, 349.
266 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
267 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
268 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
269 . Münker: Zayıf olan bir ravinin, güvenilir ravilere muhalif olarak rivayet ettiği ve bu rivayetiyle tek kaldığı hadise münker denilmiştir. Bkz. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 287.
270 . Beyhakî, Sünen, V, 350.
271 . İbn Hacer, Telhîsü’l-habîr, III, 34.
272 . Buhârî, Lukata, 8.
273 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 70-72.
274 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, 288.
275 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 288.
276 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
277 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
278 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
279 . Sarf: Nakdi nakde satmak yani sikkeli veya sikkesiz, altını altına veya gümüşü gümüşe ve aksine gümüşü altına ve al-tını gümüşe satmaktır ki, buna akçe bozma denir. Bkz. Bil-men, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, VI, 8.
280 . Selem: Müeccel olanı muaccel olana satmak yani peşin para veya peşin verilen başka bir mal ile veresiye bir mal satın almaktır. Peşin para veya mal veren müşteriye sa-hibu’s-selem veya rabbu’s-selem denir. Veresiye mal vere-cek olan satıcıya da müslemun ileyh denir. Bkz. Bilmen, Is-tılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, VI, 8.
281 . en-Nisa, 4/29.
282 . Al-i İmran, 3/103.
283 . el-Beyyine, 98/4.
284 . en-Nisa, 4/130.
285 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, 72-73.
286 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
287 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
288 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
289 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
290 . Müslim, Mesâcid, 33.
291 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 74-76; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, IX, 165-186.
292 . Nasl: Ok, mızrak, bıçak gibi eşyaların demir kısmıdır. (çev.).
293 . Bu rivayeti, İbn Ebû Şeybe’nin Musannef’inde bulamadık. (çev.).
294 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
295 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
296 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
297 . Nevât: Mekke’lilerce bilinen bir Arap ağırlık birimidir. Tarihçilerin ittifakla ifade ettiklerine göre ağırlığı beş dir-hemdir. bkz. Necmüddin el-Kürdî, Şer‘î Ölçü Birimleri, (trc. İbrahim Tüfekçi), s. 60.
298 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 289.
299 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
300 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
301 . en-Nisa, 4/4.
302 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
303 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
304 . en-Nisa, 4/24.
305 . en-Nisa, 4/25.
306 . Beyhakî, Sünenü’l-kübrâ, VII, 340; Dârakutnî, Sünen, III, 246; Mübarekfûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, IV, 213.
307 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 77-78; Beyhakî, Sünen, VII, 128.
308 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
309 . Ümmü Veled: Sahibinden hamile olup çocuk doğuran cari-yedir. Bu durumdaki cariyeler, sahiplerinin ölümü üzerine azad edilmiş sayılırlar. (çev.).
310 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
311 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
312 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
313 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, 79-82; Tahavî, Meani’l-âsâr, I, 213; Aynî, Umdetu’l–karî, II, 588; Beyhakî, Sünen, II, 302; Hârizmî, Câmiu Mesânîde Ebî Hanîfe (r.a.), I, 440.
314 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
315 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 290.
316 . Bu haberin kaynağını bulamadık. (çev.).
317 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 82-83; ez-Zeylaî, Nasbu’r-râye; Aynî, Umdetu’l-karî, II, 689; et-Tehânevî, İ’laû’s-sünen, IV, 26.
318 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
319 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
320 . Buharî, Ezan, 29.
321 . Ebû Dâvud, Salat, 58; Ahmed b. Hanbel, II, 19.
322 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 84.
323 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
324 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
325 . el-Bakara, 2/178.
326 . Buhârî, Cizye, 17, Müslim, Hac, 467, Ebû Dâvud, Diyât, 11. Nesâî, Kasâme, 13, 14.
327 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 85-88; Aynî, Umdetu’l-kârî, II, 556.
328 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
329 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
330 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 88.
331 . Arak: Hurma dallarından örülmüş Medine ölçeğidir ve bir arak otuz kilo beşyüzkırk gram meyve alır. (çev.).
332 . Lâbeteyn: Uhud dağıyla Air dağlarına lâbeteyn denir. (çev.).
333 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
334 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
335 . Ebû Davud, Savm, 36 (Zührî’nin sözü için bkz. Ebû Davud, savm, 36.).
336 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 89.
337 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
338 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
339 . Musarra: Satış sırasında müşterinin rağbetini arttırmak maksadıyla, sütü bir süre sağılmayan ve sun’i olarak sütü bol gösterilen hayvandır. (çev.).
340 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s.90-92.
341 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
342 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 291.
343 . el-Bakara, 2/29.
344 . en-Nahl, 16/126.
345 . Tirmizî, Büyû‘, 53.
346 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 93-95.
347 . Nebîz: Üzüm, hurma vb. nin suyunun köpük atmasıyla meydana gelen bir nevi içkidir. (çev.).
348 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
349 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
350 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
351 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
352 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
353 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 95-96.
354 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef,VII, 292.
355 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
356 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
357 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
358 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
359 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
360 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 292.
361 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
362 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
363 . Buhârî, Lukata, 9.
364 . Buhârî, Lukata, 3.
365 . Buhârî, Lukata, 3.
366 . el-Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, s. 97-99.
367 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
368 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
369 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
370 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
371 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 293.
372 . Buhârî, Büyû‘, 90; İbn Mâce, Ticârât, 31.
373 . Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, s. 99-100.
374 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
375 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
376 . Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, s. 100-103.
377 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
378 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
379 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
380 . Vesk: Esasen bir hacim ölçüsü olup, yaklaşık 130 kg. gel-mektedir. (çev.)
381 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
382 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
383 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
384 . Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, s. 103-104.
385 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
386 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
387 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
388 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
389 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 294.
390 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
391 . Telkin: Hadislerini hıfzetmeyen ve ne rivayet ettiğini bil-meyen kimseye “Bu, senin filandan rivayet ettiğin hadistir” denildiğinde, o kimsenin “haddesenî fülânun” diyerek hadi-si rivayet etmesidir ki bu haliyle o kimse telkini kabul etmiş ve aslında işitmediği bir hadisi işitmiş gibi benimsemiş olur. Bkz. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 440.
392 . Ahmed b. Hanbel, III, 485; IV, 337.
393 . Ahmed b. Hanbel, II, 169; Tahâvî, Şerhu Meânî’l-âsâr, IV, 159; Mizzî, Tehzîbu’l-kemâl, XXIII, 55.
394 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
395 . Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, s. 105-107; Ebû Dâvud, Hudûd, 3.
396 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
397 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
398 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 107-109.
399 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
400 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
401 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
402 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
403 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 295.
404 . Esvâf: Medine’de bir yerin adıdır. bkz. Âsım Efendi, Kâmus Tercümesi. (çev.).
405 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
406 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
407 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
408 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
409 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
410 . Buhârî, Edeb, 81; Müslim, Âdâb, 30.
411 . Tahavî, Şerhu Meânî’l-âsâr, IV, 193.
412 . Akîk: Medine’de bir yerin adıdır. bkz. Âsım Efendi, Kâmus Tercümesi. (çev.).
413 . Heysemî, Mecmau’z-zevâid, IV, 14; Tabarânî, el-Mu‘cemu’l-Kebîr, VII, 6.
414 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 110-114.
415 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
416 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
417 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
418 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
419 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
420 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
421 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
422 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, IV, 53. Türkçe mana bakımından bu iki ibare arasında herhangi bir fark yoktur. (çev.).
423 . Buhârî, Zebâih ve Sayd, 6.
424 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 114-116.
425 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
426 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
427 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
428 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 296.
429 . Müslim, Hudûd, 5.
430 . Hadiste kalkan yerine “cahafe” kelimesi geçmekte olup, tahta kullanmaksızın sadece deriden yapılan bir tür kalkan-dır. (çev.).
431 . Müslim, Hudûd, 5.
432 . Nesâî, Kat‘u’s-sârık, 10; Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 358.
433 . Heysemî, Mecmau’z-zevâid, VI, 274; Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 359.
434 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 116-117.
435 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
436 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
437 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
438 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
439 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
440 . İbn Hacer, Fethu’l-bârî, I, 373; Abdurrezzak, el-Musannef, I, 91.
441 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 117-119.
442 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
443 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
444 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
445 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
446 . Mabarekfûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, I, 256.
447 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 119-123.
448 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
449 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 297.
450 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
451 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
452 . Müslim, Büyû‘, 59.
453 . Ebû Davûd, Büyû‘, 18.
454 . Müzâbene: Hurma ağacında bulunan yaş hurmayı ağaçtan toplanmış hurma mukabilinde tahminen satmaya denir. (çev.).
455 . Buhârî, Büyû’, 78, Müslim, Müsâkât, 81-84.
456 . Buhârî, Büyû‘, 78, Müslim, Müsâkât, 81-84.
457 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 123-124.
458 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
459 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
460 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
461 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
462 . Buhârî, Büyû‘, 72, Beyhakî, Sünenü’l-kübrâ, V, 348; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, IV, 376.
463 . Ahmed b. Hanbel, II, 487; Abdurrezzak, el-Musannef, VIII, 201.
464 . el-Kevserî, en-Nuketü’t-tarîfe, s. 124-125.
465 . Telbiye: Lebbeyk Allahumme lebbeyk… Allah’ım ben senin emir ve fermanına her zaman itaat ederim. Senin için ortak yoktur. Davetine daima ihlas ve sadakatla uyarım. Şüphe yok ki hamd da, nimet de sana mahsustur, mülk de, senin şerikin yoktur Allah’ım! demektir. (çev.).
466 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
467 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
468 . Tirmizî, Vakf, 36.
469 . el-Kevserî, en-Nüketu’t-tarîfe, s. 125-126.
470 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
471 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
472 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
473 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 298.
474 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
475 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 126-127.
476 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
477 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
478 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
479 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
480 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
481 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
482 . Şeybânî, Muhammed b. el-Hasan, Kitabu’l-hucce alâ ehli’l-Medîne, II, 770.
483 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 127-128.
484 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
485 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
486 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
487 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
488 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
489 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 299.
490 . İnkıta: İsnad zincirinde bir veya birkaç ravi halkasının düşmesiyle isnadda meydana gelen kopukluktur. Bkz. Talat Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 167.
491 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 128-130.
492 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300. (Hadisin manası için bkz.: Azimâbâdî, Avnü’l-ma‘bûd, VII, 356).
493 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
494 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
495 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
496 . Hedy: Allah (c.c.)’e yaklaşmak için veya bir ihram yasağını ihlal etme (cinayet) dolayısıyla keffaret olarak kesilmek üzere Hare-m-i Şerife götürülen veya kendisi ya da parası gönderilen kurbana hedy denir. En az bir yaşındaki koyun ile altı ayını doldurup, bir yaşındaki koyun gibi görülen tok-lu ve beş yaşını tamamlamış deve ile iki yaşını bitirmiş olan sığır hayvanından olur. Bunların erkekleriyle dişileri müsa-vidir. Koyun cinsinden olan kurbana “dem” diğerlerine de “bedene” denir. Bilmen, Büyük İslam İlmihali, s. 388
497 . Hacc-ı İfrad: Umre yapmaksızın yalnız başına farz, vacip veya nafile hacdır ki ihrama girerken yalnız hacca niyet edilmiş olur. Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, s. 366.
498 . Hacc-ı Kıran: Hac aylarından önce veya hac ayları içinde ve mikattan önce veya mikatta umre ile arası bir ihram ile bir niyet ile birleştirilip umre yapıldıktan sonra usulü çerçe-vesinde ifa edilen hacdır. Bilmen, Büyük İslam İlmihali, s. 366.
499 . Hacc-ı Temettu: Hac mevsiminde önce umre için ihrama girilip, umre yapıldıktan sonra aynı mevsimde daha yurda
(aile ocağına) dönülmeden tekrar ihrama girilerek usulü da-iresinde yapılan hacdır. Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, s. 366.
500 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 130-132.
501 . Muhassab: Mekke ile Mina arasında bir yerdir. Teşrik gün-lerinden sonraki gece -ki bayramın dördüncü günü bittikten sonraki gecedir- orada geçirilir. Ahmed Naim, Tecrîdü’s-sarîh tercümesi, I, 231.
502 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
503 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
504 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
505 . Ahmed Naim, Tecrîdü’s-sarîh tercümesi, I, 230, 231.
506 . Beyhakî, Sünen, IX, 279; Müslim, Hac, 356, 357
507 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 133.
508 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
509 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 300.
510 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
511 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
512 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
513 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 133.
514 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
515 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
516 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 134-136.
517 . Kalem, 68/4.
518 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
519 . Tirit: Yağla ıslanmış ekmek demektir. (çev.).
520 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 301.
521 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef,, VII, 301.
522 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
523 . Mislî: Çarşı ve pazarda aynı fiyatla kendi gibisi bulunan şey, standart mal demektir. Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Te-rimleri Sözlüğü, s. 305.
524 . Kıyemî: Çarşı ve pazarda dengi bulunmayan, yahut bulunsa da fiyatça farklı olan şey, standart olmayan mallar demek-tir. Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, s. 247.
525 . Ebû Dâvud, Büyû‘, 90.
526 . Ebû Dâvud, Büyû, 90.
527 . Arâyâ: Ağacın dalındaki hurmayı toplanmış hurma karşılı-ğında tahmini bir ölçekle alıp vermek demektir. Ancak bu beş veskden daha aşağı miktarlar için geçerlidir. (çev.).
528 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 136-137.
529 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
530 . Muhâkale: Başağındaki buğdayı hasad edilmiş buğday karşılığında tahmini bir ölçekle alıp vermek demektir. (çev.).
531 . Müzâbene: Ağacın dalındaki hurmayı toplanmış kuru hur-ma karşılığında tahmini olarak ölçekle alıp satmaktır. (çev.).
532 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
533 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 138-140.
534 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
535 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
536 . Velâ: Azad edilen bir kölenin velâsı demek, karşılıklı mi-rasçılığa sebep olan hükmi yakınlık demektir ki kendisini azad eden kimseye ve onun bi nefsihi akrabasından olan yakınlarına aittir. Bkz. Bilmen, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamu-su, IV, 63.
537 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 140-141.
538 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
539 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
540 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
541 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
542 . Beyhakî, Sünen, VI, 240; Zeylaî, Nasbu’r-râye, IV, 151.
543 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 141-142.
544 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
545 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 302.
546 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
547 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
548 . Hâkim, el-Müstedrek, I, 287; Dârakutnî, Sünen, I, 180.
549 . Dârakutnî, Sünen, I, 181.
550 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 142-143.
551 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
552 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
553 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef,, VII, 303.
554 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 143-144. Ta‘dîl-i erkân: Namazın rükünleri edâ edilirken gerekli itinanın gösteril-mesi, her birine tam hakkının verilmesi, rükünler yapılırken her uzvun huzura erip hareketten kesilmesi demektir. Erdo-ğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, s. 426.
555 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
556 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
557 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
558 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
559 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 144-146.
560 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
561 . Müzâraa: Bir tür ortaklıktır ki bir taraftan toprak verilir. Diğer taraf da çalışır. Yani tarım yapılır. Elde edilen gelir aralarında yarı veya üçte bir ya da üçte iki gibi taksim olu-nur. Bkz. Bilmen, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, VII, 123.
562 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
563 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 303.
564 . Ebû Dâvud, Harâc, 37
565 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 146-148; Aynî, Umdetu’l-kârî, IV, 455.
566 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
567 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
568 . el-Enbiya, 21/78.
569 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
570 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
571 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
572 . el-Enbiya, 21/78.
573 . Buhârî, Diyât, 27.
574 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 148-150; Aynî, Umdetu’l-kârî, IX, 721
575 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
576 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
577 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
578 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
579 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
580 . Buhârî, Akîka, 1.
581 . Buhârî, Akîka, 1.
582 . Beyhakî, Sünen, IX, 261; Darakutnî, Sünen, IV, 278.
583 . Ahmed b. Hanbel, II, 193; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, IV, 57.
584 . Kevserî, en-Nüketu’t-tarîfe, s. 150-152.
585 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
586 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
587 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 152-153.
588 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 304.
589 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
590 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
591 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
592 . et-Tevbe, 9/108.
593 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 153-155.
594 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
595 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
596 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
597 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
598 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
599 . Dârakutnî, Sünen, IV, 14.
600 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 155-157.
601 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
602 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
603 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
604 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
605 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
606 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 305.
607 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 158-159.
608 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
609 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
610 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
611 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
612 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
613 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
614 . Kevserî, en-Nüketu’t-tarîfe, s. 159-160.
Şart Muhayyerliği: Sözleşme yapılırken, sözleşmenin taraf-larına veya taraflardan birine ya da bir üçüncü şahsa belirli bir süre içinde sözleşmeyi feshedebilme yetkisinin tanınma-sı demektir. Sözleşme sırasında bu husus şart koşulduğun-dan, buna şart muhayyerliği denir. Bkz. Zekiyyüddin Şa-ban, İslam Hukuk İlminin Esasları (çev. İbrahim Kafi Dönmez) s. 165.
615 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
616 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
617 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
618 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
619 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
620 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 160; Aynî, Umdetu’l-kârî, IV, 705.
621 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 306.
622 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
623 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
624 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
625 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
626 . Müslim, Hac, 375; Ebû Dâvûd, Hac, 18.
627 . Nesâî, Hac, 74.
628 . Nesâî, Hac, 75.
629 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 161; Aynî, Umdetu’l-kârî, IV, 744
630 . Tatavvû: Teberru, gönüllü yapılan iyilikler, farzlar yanında meşru kılınan ve işlenmesi kişinin gönlüne bırakılan nafile ibadetler demektir. Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Söz-lüğü, s. 439.
631 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
632 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
633 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
634 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
635 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
636 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 163.
637 . Safvan, Mekke’nin fethinde Peygamber (s.a.v.) Efendimizin serbest bıraktığı ve gidin serbestsiniz dediği ele başıların-dan biriydi. (çev.).
638 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 307.
639 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
640 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
641 . Müellifin bu ifadesi sadece Ebû Yûsuf’tan rivayet edilen görüşlerden birisidir. Mezhebin görüşü bunun tam aksi
yöndedir. Çünkü Hanefî mezhebine göre ceza konusunda hükmün yerine getirilmesi, yargı hükmünün bir parçasıdır. Bu nedenle hüküm yerine getirilirken tıpkı yargılama esna-sında olduğu gibi davacı ve davalı olmalıdır. Bu durumda davalı o mala tıpkı yargı önüne çıkmadan önce malik olmuş gibi olur. Mergînânî, el-Hidaye, II, 128. (çev.).
Kaldı ki müellifin İbn Ebû Şeybe’den naklettiği Ebû Hanîfe (r.a.) görüşü de kendisinin naklettiği görüşle çelişmektedir. (çev.).
642 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 164-166; Zeylaî, Aynî, Um-detu’l-kârî, III, 416.
643 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
644 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
645 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
646 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
647 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
648 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
649 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
650 . Ahmed b. Hanbel, VI, 7.
651 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 167-168.
652 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308. Yani bu hayvanlar, evlerinizde ve meskenlerinizde aranızda dolaşır ve sizler, onlara dokunursunuz. (çev.).
653 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
654 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
655 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
656 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 308.
657 . Helâle yakın olan mekruhluğa tenzîhen mekruh denilir. (çev.).
658 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 169-171.
659 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
660 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
661 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
662 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
663 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
664 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
665 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 171-175; İbn Hazm, el-Muhallâ, II, 231. Şafiî, el-Umm, I, 125.
666 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
667 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
668 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
669 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 309.
670 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
671 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
672 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
673 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
674 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
675 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
676 . Heysemî, Mecmau’z-zevâid, II, 239, 240; Hâkim, el-Müstedrek, III, 684.
677 . Mübarekfûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, II, 455; Ebû Dâvud, Salat, 338.
678 . Ebû Dâvud, Salat, 337.
679 . Ebû Dâvud.
680 . Heysemî, Mecmau’z-zevâid, II, 239; Ahmed b. Hanbel, V, 242.
681 . Ebû Dâvud, Salat, 336.
682 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 176-177.
683 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
684 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
685 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
686 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
687 . Fukahâu’l-emsâr: Fıkıh bilginlerinin Basra, Kûfe ve Medine fukahası şeklinde ayrılmadan önce önde gelen fıkıh bilgin-leri demektir. (çev.).
688 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 177-178.
689 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
690 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
691 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
692 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 310.
693 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
694 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
695 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 179-180; Aynî, Umdetu’l-kârî, III, 351.
696 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
697 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
698 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
699 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
700 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
701 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
702 . Muallak: İsnadının başından bir veya birbirini takip etmek üzere daha fazla râvîsi hazf ve en son hazfedilen râvinin şeyline nisbet edilmiş hadislere muallak denilmiştir. Koçyi-ğit, Hadis Istılahları, s. 236.
703 . Ebû Dâvud, Salat, 24; Beyhakî, Sünen, II, 435.
704 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
705 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
706 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
707 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 311.
708 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
709 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
710 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
711 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
712 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
713 . Sâime: Senenin çoğunu yem verilmeksizin otlayarak geçi-ren hayvanlara sâime hayvanlar denir. (çev.).
714 . Buhârî, Zekât, 46; Müslim, Zekât, 8.
715 . İbn Abdilber, et-Temhîd, IV, 214.
716 . Beyhakî, Sünen, IV, 119.
717 . Beyhakî, Sünen, IV, 119; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, III, 69.
718 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 185-188.
719 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
720 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
721 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
722 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
723 . Muhadram: Cahiliye devrinde yaşayan, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in devrine yetişen, fakat onunla sohbeti bulunmayan müslümanlara verilen bir isimdi. Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 266.
724 . Buhârî, Tefsir sûre 1; Ezân, 113.
725 . Müslim, Salât, 62.
726 . Hâkim, el-Müstedrek, II, 253.
727 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 188-191; Aynî, Umdetu’l-Karî, III, 626; Aynî, Umdetu’l-kârî, III, 405.
728 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
729 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
730 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 312.
731 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
732 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
733 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
734 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
735 . Buhârî, Teheccüd, 16.
736 . Ebû Dâvud, Salat, 316.
737 . Ahmed b. Hanbel, II, 45, 78.
738 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, II, 217; Hâkim, el-Müstedrek, I, 447.
739 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 191-198; Hakim, el-Müstedrek, II, 57.
740 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
741 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
742 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
743 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
744 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
745 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
746 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
747 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
748 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
749 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 313.
750 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
751 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
752 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, II, 120.
753 . Burada müellifin bu hadisi Ebû Hanîfe (r.a.)’in görüşünün arkasından zikretmesinin hata olduğu anlaşılmaktadır. (çev.).
754 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 198-200; Aynî, Umdetu’l-kârî, IV, 440.
755 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
756 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
757 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
758 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
759 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
760 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
761 . Buhârî, Zekat, 61; Müslim, Hayz, 101, 104.
762 . İbn Mâce, Libas, 25, İbn Hacer, Fethu’l-bârî, I, 658.
763 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, II, 62.
764 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 201-203.
765 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
766 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
767 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
768 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
769 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
770 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 314.
771 . Buhârî, Cuma, 34, Müslim, Cuma, 11.
772 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 203-204.
773 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
774 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
775 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
776 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
777 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
778 . Hud, 11/52.
779 . Buhârî, İstiskâ, 6.
780 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 204-206.
781 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
782 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
783 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
784 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
785 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
786 . Müslim, Mesâcid, 311.
787 . İbn Hibbân, Sahîh, IV, 405, 406.
788 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 206-211; Aynî, Umdetu’l-kârî, XI, 213.
789 . Kasame: Katili meçhul olan ve üzerinde katl eseri bulunan bir maktulün bulunduğu yer ahalisinden elli kişinin özel bir biçimde yemin etmeleridir. Bilmen, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, III, 18.
790 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
791 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 315.
792 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 316.
793 . Buhârî, Şehâdât, 1.
794 . Buhârî, Rehn, 5.
795 . Buhârî, Tefsir Sûre, 3; Müslim, Akdıye, 1.
796 . el-Kevserî, en-Nüketu’t-tarife, s. 211-212; Zeylaî, Nasbu’r-râye, I, 254.
797 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
798 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
799 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
800 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
801 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
802 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
803 . Taberânî, el-Mu‘cemu’l-Kebîr, XX, 176; Tahâvî, Şerhu meânî’l-âsâr, I, 303.
804 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 212-214; İbn Hazm, el-Muhallâ, VIII, 496.
805 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
806 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
807 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
808 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
809 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
810 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 214-215; Tehanevî, İ’lâu’s-sünen, VII, 78.
811 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 317.
812 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
813 . İbn Mâce, İkame, 106.
814 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 215-216.
815 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
816 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
817 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
818 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 216-217.
819 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
820 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
821 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
822 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
823 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
824 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
825 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
826 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 318.
827 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
828 . Medhûl: Bir kimsenin rivayet etmiş olduğu hadisler arasına sonradan bilerek veya bilmeyerek sokuşturulmuş olan hadis demektir. Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, s. 94.
829 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, I, 27. Zeylaî’nin eserindeki ifadeler, yukarıdaki metinden oldukça farklıdır. Zira söz konusu eserde “ Parmak aralarını hilalleme hadislerinin en sağlamı Lakît b. Subra hadisidir. Bu hadisi dört Sünen imamı Âsım b. Lakit’in babası Lakit b. Subradan rivayet eder. Bu rivaye-te göre Hz. Peygamber (s.a.v.) Abdest aldığında abdestini tam yap. Parmak aralarını hilalle, buyurmuştur. Tirmizî, bu hadisin hasen ve sahih olduğunu söyler. Hadisi İbn Hibban Sahih’inde, Hâkim en-Nisâbûrî el-Müstedrek’inde rivayet etmiştir. Hâkim, hadisin isnadının sahih olduğunu, ancak Buhârî ve Müslim’in rivayet etmediklerini söylemiştir. Çünkü Buhârî ve Müslim, kendisinden bir kişiden başkası-nın rivayette bulunmadığı bir sahabînin rivayetini almazlar. bkz. Zeylaî, Nasbu’r-râye, I, 27. (çev.).
830 . el-Kevserî, en-Nüketü’t-tarife, s. 217-218.
831 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
832 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
833 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
834 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
835 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
836 . Tahavî, Şerhu meânî’l-âsâr, I, 285.
837 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 219-220.
838 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
839 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
840 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
841 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
842 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 319.
843 . İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, VII, 320.
844 . el-Müzzemmil, 73/20.
845 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 220-222; Aynî, Umdetu’l-kârî, I, 802-890.
846 . Eşiyle oynaşma esnasında cinsel heyecan neticesi cinsel organdan çıkan su rengindeki yaşlığa mezi denir. bkz. Bil-men, Büyük İslâm İlmihali, s. 58.
847 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
848 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
849 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
850 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
851 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
852 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
853 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
854 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
855 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 222-223.
856 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
857 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
858 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 320.
859 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 321.
860 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 223-225.
861 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 321.
862 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 321.
863 . İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, 321.
864 . Tefrik: Hakim’in talak (boşama) veya fesh şeklinde evliliğe son vermesine tefrik denir. Bkz. Karaman, Mukayeseli İs-lam Hukuku, I, 313.
865 . Tezkiye: Hâkimin bir olay hakkında tanıklık edecek kimse-lerin bu şahitliğe ehil olup olmadıklarını güvenilir kimse-lerden sorarak tespit etmesi demektir. Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, s. 464.
866 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 225-228.
867 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 321.
868 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 321.
869 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 321.
870 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 321.
871 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 321.
872 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 457.
873 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 457.
874 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 457.
875 . Zeylaî, Nasbu’r-râye, III, 457; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, XII, 272.
876 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 229-231.
877 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 321.
878 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
879 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
880 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
881 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
882 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
883 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 231-232.
884 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
885 . Ahzab, 33/25.
886 . el-Bakara, 2/239.
887 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
888 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 232-233.
889 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
890 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
891 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 322.
892 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 233-235.
893 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 323.
894 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 323.
895 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 323.
896 . İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, VII, 323.
897 . et-Tevbe, 9/60.
898 . Beyhakî, Sünen, VII, 11.
899 . Humeydî, el-Müsned, II, 359.
900 . Kevserî, en-Nüketü’t-tarîfe, s. 235-238; Hakim, Marife, s. 128; İbn Hazm, el-Muhallâ, VIII, 415-417-419; Aynî, Um-detu’l-kârî, VI, 434.